78. If Clause Type 3 & Mixed Conditional Konu Anlatımı


If Clause Type 3 & Mixed Conditional Konu… paylaşan: ingilizcekonuanlatimi

Bu dersimizde “third conditional” olarak bilinen, 3. tür koşul cümlelerinin nasıl kurulduğunu öğreneceğiz. Ek olarak da “Mixed Conditional”, yani “Karışık Koşul” cümlelerine göz atacağız ve ifli cümlelerle ilgili diğer yapıları öğreneceğiz.

Şu ana kadar 0, 1 ve 2. tür koşul cümlelerini görmüştük. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de 3. türe ne gerek var demeyin, çünkü geçmişle ilgili varsayımlar kurarken 3. tür koşul cümlelerini kullanıyoruz. Hangi tür koşul cümlesinin hangi anlamlar kattığını hızlıca tekrarlayalım:
Tür 0:  Şöyle olursa şöyle olur…
Tür 1: Şöyle olursa şöyle olacak…
Tür 2: Şöyle olsaydı şöyle olurdu…
Tür 3 ise: Şöyle olsaydı şöyle olurdu…

Tür 2 ile Tür 3 arasındaki fark ne diyebilirsiniz. Aslında Türkçelerine baktığımızda bir fark yok. İngilizceye hem Tür 2 hem de Tür 3 cümlesi kurallarına göre çevrilebilirler. Fakat bu cümleyi kuran veya okuyan bir kişi, bu cümlenin nasıl bir bağlamda geçtiğini bilecek ve buna göre bir tercih yapacaktır. Eğer o ana veya geleceğe özgü bir olasılıktan, varsayımdan bahsediyorsak Tür 2, artık olup bitmiş, geçmişte kalmış bir olayla ilgili bir varsayımda bulunuyorsak da Tür 3 cümlelerinden faydalanıyoruz.

Şimdi yine önceki iki derste olduğu gibi koşul cümleciği ve temel cümlecik ayrımı yapalım ve hangi tarafta hangi zamanın kullanıldığına bakalım. Koşul bildiren ve dolayısıyla if kelimesini içinde barındıran cümleye koşul cümlesi; sonucu, yani ana fikri belirten kısma ise temel cümle diyorduk. Üçüncü türde koşul cümleciği kısmında past perfect tense, yani -mişli geçmiş zaman kullanıyoruz. Temel cümlecik kısmında ise, cümleye katmak istediğimiz anlama göre would/could/might + have + Fiil 3 yapısını kullanıyoruz. Hepsiyle de birer örnek cümle kuralım:

Dün gece beni partine çağırmış olsaydın gelirdim. – If you had invited me to your party last night, I would have come.
Bunu söyleyen kişi belli ki partiye çağrılmamış ve parti de dün gece olduğu için geçmişe özgü bir varsayımdan bahsediyor.

Erken kalkmış olsaydın balığa gidebilirdik. – If you had got up early, we could have gone fishing.
Bu cümlede de -ebilirdik anlamını vermek için could kullandık.

Daha dikkatli olsaydı o hatayı yapmayabilirdi. – If she had been more careful, she might not have made that mistake.
Buradaki -ebilmek ile de bir beceri değil, olasılık anlatmaya çalıştığımız için might kullandık. Olasılık katma bağlamında might kelimesinin üçüncü tür koşul cümlesinde bir alternatifi yok.

Koşul cümleciği kısmında ise -mişli geçmiş zamanın tek alternatifi devam eden -mişli geçmiş zaman, yani past perfect continuous tense. Buna da bir örnek vereyim:
Halasında kalıyor olsaydı her gün trenle gidip gelmezdi. – If she had been staying at her aunt’s, she wouldn’t have commuted by train every day.

Üçüncü tür koşul cümlelerini de anladıysak işleri biraz daha karıştırmanın zamanı gelmiş demektir. Karışık koşul cümleleriyle tanışın. Bunlar karışık oldukları için bu adı almamışlar. Birinci, ikinci ve üçüncü tür aynı cümlede kullanıldığı için isimleri böyle. Peki neden geçmişi anlatan üçüncü tür ile şu anı anlatan birinci ve ikinci türü aynı cümlede kullanmak isteyelim ki? Çünkü bazen geçmişte yapmış olduğumuz şeylerin sonuçları şu anı etkileyebiliyor. İlk önce, koşul cümleciğinde yine -mişli geçmiş zaman, temel cümlede ise tür ikide kullandığımız would cümlesinin olduğu karışık tür bir cümle yazalım:
If I hadn’t married her, I wouldn’t be so happy now. – Onunla evlenmeseydim şu anda bu kadar mutlu olmazdım.

Şair burada doğru bir seçim yapmış olduğunu dile getiriyor ancak seçimi yapması geçmişte, sonucu ise şu anda görüldüğü için mixed type kullanıyor. Bazen de tam tersi olabilir; yani “şöyle olsaydı şöyle (olmuş) olurdu” demek isteyebiliriz. Koşul cümleciğinde yer alan “şöyle olsaydı” kısmı şu ana özgü bir varsayım olduğu için bunu tür ikide kullandığımız -dili geçmiş zaman ile söylüyoruz; temel cümlede ise üçüncü türde kullandığımız would+have+Fiil 3 sıralamasını izliyoruz. Mesela şöyle bir cümle kurmamız gerektiğini düşünelim:
Senin yerinde olsaydım şu ana kadar şehri terk etmiş olurdum.

“Senin yerinde olsaydım” kısmını yine ikinci türle söyleyeceğiz:
If I were you…

“Şu ana kadar şehri terk etmiş olurdum” kısmı ise geçmişe dair bir olasılığı belirttiğinden üçüncü türü tercih ediyoruz:
…I would have left the city by now.

Bunu demek yerine, bu kısımda da ikinci türü kullanacağım diye diretir ve “I would leave the city” dersek, devamında “by now” kullanmak imkansızlaşacaktır çünkü “kadar” kelimesi geçmişten bugüne işleyen bir süreci ifade ediyor. O kısım olmasaydı bile cümlenin anlamı “şehri terk ederdim” şeklinde oluyor ki vermek istediğimiz mesaj tam olarak bu değil.

Karışık koşul cümlelerini olasılıkları değil de, gerçekten yaşanabilecek durumları vurgularken de kullanıyoruz. Mesela ertesi gün bir geziye çıkacağımızı düşünelim. Uzunca bir süre öğle yemeği arası verilmeyeceği için de, bize sıkı bir kahvaltı yapmamız tavsiye edilmiş olsun. Ertesi gün olur, grup toplanır ve gezinin başkanlığını yapacak kişi şöyle bir cümle söyler:
Sıkı bir kahvaltı yapmadıysanız acıkırsınız/acıkabilirsiniz.

Bu cümlede bir varsayımdan ziyade gerçek bir olasılıktan bahsedildiği için koşul cümleciğinde -dili geçmiş zaman, temel cümlede ise will veya might kullanabiliriz:
If you didn’t have a big breakfast, you will/might get hungry.

Bu cümlede bir olasılık anlatan “yapmasaydınız” ifadesini değil de, gerçek bir durumu işaret eden “yapmadıysanız” ifadesini söylemeye çalıştığımız için ikinci ve birinci türü yan yana kullandık.

Bazen de birinci türün koşul cümleciğiyle üçüncü türün temel cümleciğini yan yana kullanabiliriz. Örneğin bir iş başvurusunda aranılan şartlardan biri iyi derecede İngilizce bilmek olsun. İşgüzar arkadaşlarımızdan biri ise İngilizce bilmediği halde o işe başvurmuş olsun. Ona şöyle bir nasihatte bulunabiliriz:
İngilizce bilmiyorsan o işe başvurmamalıydın. – If you don’t speak English, you shouldn’t have applied for that position.

Yine bu cümlede de “bilmeseydin” değil, “bilmiyorsan” diyerek gerçek bir durumu anlattığımız için, ilk kısımda geniş zaman (Tür 1), ikinci kısımda ise yakın geçmiş zaman (Tür 3) cümleciğindan oluşan, karışık tür koşul cümlesi kullandık.

Şimdi herkes durup şunu düşünsün: “Ben doğmamış olsaydım dünya bugün nasıl olurdu?” Tabi cümlenin derin anlamlarını değil, İngilizcesini düşünün demek istiyorum. Karışık türle yapmamız gereken bir cümle bu:
How would the world be if I hadn’t been born?

Karışık türü de anladıysak bir de iki tarafın da -dili geçmiş zamanda olduğu özel kullanıma göz atalım. İngilizcede çok fazla tercih edilmeyen bu yapı, ikinci ve üçüncü türden farklı olarak, doğru olabilecek bir olasılığı bildiriyor. X = y ise z = k’dır gibi bir mesaj veriyor. Tek bir örnekle açıklayayım:
If she wasn’t at home yesterday, she was probably at the office. – Dün evde değilse muhtemelen ofistedir.

Şimdi conditionals konusunu ilgilendiren bazı özel ifadelere ve durumlara göz atalım. Bunlardan ilki unless kullanımı. Unless tek bir kelime gibi görünse de, iki kelimenin anlamını birden içeriyor: if + not. Yani if yerine unless ile başlayan bir koşul cümlesini, içinde “not” sözcüğü geçmese bile olumsuz bir cümle gibi düşünebiliriz. Şu örneğe bakın:
Your injury will get worse unless you see a doctor. – Bir doktora görünmezsen yaran kötüleşecek.


Tabi bu cümleyi if+not kullanarak şu şekilde kurmak da mümkün:
Your injury will get worse if you don’t see a doctor.

Unless kelimesini kullanırken dikkat etmemiz gereken en önemli şey, içinde unless geçen bir cümlede ikinci kez not sözcüğü kullanmamak. Bu durumda iki olumsuz bir olumlu edeceği için tuhaf bir anlam ortaya çıkacaktır. Şu örneğe bakın:

Meşgul olmasaydım orada senin yanında olabilirdim. – I could be there with you if I weren’t busy.
I could be there with you unless I weren’t busy.

Bir de yine if sözcüğü gibi bir koşulu bildiren provided that, providing that veya on condition that ifadeleri var. Genellikle yazılı dile özgü olan bu ifadelerin karşılığı ise “… şartıyla”. Yazılı dilde karşımıza çıkabilecek şöyle bir örneğe bakın:
The candidates may apply for a second position, provided that they meet the relevant criteria. – Adaylar, ilgili kriterleri taşımaları şartıyla ikinci bir pozisyon için başvuruda bulunabilirler.

Bu cümlede provided that yerine on condition that de kullanabilirdik ve anlam farkı olmazdı. Fakat yine bunlarla aynı anlamı veren, ancak sözlü dilde de kullanabildiğimiz bir ifade var: as long as. As … as konusunu anlattığım 49. derste de değindiğim as long as yapısıyla, sözlü dilde geçebilecek şöyle bir cümle kurabiliriz:
Çiçekleri kopartmadığınız sürece gidip koklayabilirsiniz. – You can go and smell the flowers as long as you don’t pick them.

Hem yazılı hem de sözlü dilde duyabileceğiniz ve kullanmak isteyebileceğiniz “if it weren’t for” ve “if it hadn’t been for” yapılarından da bahsetmek istiyorum. Bunların ilkini tür ikide, ikincisi ise tür üçte kullanıyoruz. Anlamları ise “… olmasaydı”. Bu açıdan without kelimesine benziyorlar ve kullanım şekilleri olmasa da, kullanım yerleri onunla aynı. Örnek cümleler üzerinden gidelim ve ilk olarak şöyle demeye çalışalım:
Senin yardımın olmasaydı işi zamanında bitiremezdim. – If it weren’t for your help, I couldn’t finish the work on time.

Şimdi de bu cümleyi geçmişe taşıyarak şöyle diyelim:
Senin yardımın olmasaydı işi zamanında bitiremeyecektim. – If it hadn’t been for your help, I couldn’t have finished the work on time.

Şimdi de bunların yerine without kullanmak isteseydik cümlelerimizin nasıl görüneceğine göz atalım:
I couldn’t finish the work on time without your help.
I couldn’t have finished the work on time without your help.

konuanlatim


Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

78. If Clause Type 3 & Mixed Conditional Konu Anlatımı için 7 cevap

  1. Nesrin der ki:

    Merhaba Özer bey,
    Öncelikle dersleriniz için teşekkür ederim. Allah razı olsun.
    Bu ders içerisinde geçen bir örnekle ilgili kafama takılan bir şeyi sormak istiyorum;
    Senin yardımın olmasaydı işi zamanında bitiremeyecektim. cümlesini “if it hadn’t been for your help, i was going to finish the work on time” (yani geçmişte gelecek) yada 2. alternatif olarak “if it hadn’t been for your helps I wouldn’t have finished the work on time” (siz bu cümlenin aynısı fakat could kullandınız) şeklinde çevirmediğimizi açıklayabilir misiniz? Teşekkür ederim.

    • admin der ki:

      İlk sorunuzun cevabını e-mail ile vermiştim. Could ise “-ebilmek” anlamını verdiği için tercih ettim. Would doğru evet ama “bitirmezdim” anlamı vereceği için tercih sebebi değil burada.

      • Nesrin der ki:

        Bu yorumu görmediğinizi düşünerek mail atmıştım. ilginize teşekkür ederim.

        • admin der ki:

          rica ederim.

          • Berkay der ki:

            Merhaba hocam, şu örnekte acaba “on time” yerine “in time” kullansak daha mı doğru olabilirdi?
            ” İf it weren’t for your help, i couldn’t finish the work on time”
            Çünkü bir süreç belirtildiği için böyle düşündüm, yanlışsam kusuruma bakmayın. Derslerinizden çok fayda görüyürum, çok teşekkür ederim. İyi çalışmalar dilerim.

          • admin der ki:

            Çok garip çünkü in time kullanmam gereken yerde on time yazdığım başka bir örneği, kitabı 3. baskı için revize ederken de gördüm ve düzelttim 🙂 Teşekkürler.

  2. HAKAN der ki:

    TOFEL VE IELTS SINAVINA NASIL ÇALIŞMALIYIZ VEYA KURSA GİTMEMİZ GEREKİR Mİ?TAVSİYLERİNİZ NELERDİR?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir