Indirect Speech Konu Anlatımı (Vol. 2)




Bu dersimizde, bir önceki derste yarım kalan Reported Speech konusuna devam edeceğiz. Eğer o videoyu izlemediyseniz mutlaka öncelikle onu izlemenizi tavsiye ediyorum çünkü bu videoda dolaylı aktarım konusunun detaylarına gireceğiz.

Indirect speech cümleleri kurarken kafaları kurcalayan şeylerden biri, aktarma fiili olarak say mi yoksa tell mi kullanılacağı. 69. videomda say ve tell kelimelerinin arasındaki farklardan bahsetmiştim. Orada anlattığım şeylerden biri de, cümlenin kime söylendiğinin belirtildiği durumlarda tell kullanmamız gerektiğiydi. Mesela bir arkadaşımız bize çok meşgul olduğunu söylesin:
I am really busy.

Biz de bunu üçüncü bir kişiye aktaralım ve şöyle diyelim:
Bana çok meşgul olduğunu söyledi.

Bu cümlenin “bana” söylendiğini belirtmek istediğimiz için, tell fiiliyle beraber, “bana” anlamını veren “me” nesne zamirini kullanıyoruz:
He told me that he was really busy.

“He said me” diyerek başlasaydık hatalı olurdu. “He said to me” diyerek başlasaydık hatalı olmazdı ama pek yaygın bir söylem şekli de olmazdı.

Tell kullanmaktan bahsetmişken; bir önceki dersimizde farklı zamanlardaki cümlelerin nasıl aktarıldığını görmüştük. Bu cümlelerin hepsi de olumlu veya olumsuz cümlelerdi. Soru cümlelerine, emir rica veya tavsiye cümlelerine hiç değinmemiştik.

İşte emir cümlelerini kurarken de yapmamız gereken şey, aktarım fiili olarak “tell” kelimesini kullanmak ve “to” edatından faydalanmak. Nesne zamiri olarak da, emir kime verilmişse onu seçiyoruz. Örneğin, bize söylenmiş olan şöyle bir emir cümlesini üçüncü bir şahsa aktarıyor olduğumuzu düşünelim:
Arkanı dön ve ellerini kaldır. – Turn around and raise your hands.

Bu emir bize verilmiş olduğu için aktarım cümlemizin Türkçesi şöyle olacaktır:
Bana arkamı dönüp ellerimi kaldırmamı söyledi.

O zaman önce “bana söyledi” kısmını yazalım:
He told me…

Şimdi ise “to” edatından faydalanmanın sırası geldi. Emir cümlelerinin zamanı olmadığı için, “to” edatını getirdikten sonra orijinal cümlemizi aynen yazabiliriz. Değiştireceğimiz tek şey aitlik sıfatları ve nesne zamirleri olacak:
He told me to turn around and raise my hands.

Bu cümleyi bana değil de marketteki kasiyere veya Bill isminde birine söylemiş olsaydı da “me” yerine onları getirirdik:
He told the cashier to turn around and raise her hands.
He told Bill to turn around and raise his hands.

Potansiyel soyguncumuz bir de bize olumsuz bir emir vermiş olsun:
Kılını kıpırdatma! – Don’t move a muscle!

Olumsuz emir cümlelerini aktarırken “to” kelimesinden önce “not” getiriyoruz. Yani cümlemiz şöyle oluyor:
Bana kılımı kıpırdatmamamı söyledi. – He told me not to move a muscle.

Tabi muscle sözcüğünün kıl değil, kas olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Bu örneklerde aktarım fiili olarak her ne kadar “tell” sözcüğünü seçmiş olsak da, alternatiflerimiz bununla sınırlı değil ve cümledeki mesaja uygun düşen farklı bir fiil de kullanabiliriz. Mesela bu son örneklerde, “emretmek” anlamına gelen “order” fiili de çok şık dururdu:
Arkamı dönüp ellerimi kaldırmamı emretti. – He ordered me to turn around and raise my hands.

Tıpkı bunun gibi, ortada bir tavsiye varsa, tavsiye etmek anlamındaki advise fiilini, rica varsa, rica etmek anlamındaki ask fiilini, uyarı varsa, uyarmak anlamındaki warn fiilini ya da tehdit varsa, tehdit etmek anlamını veren threaten fiili gibi fiilleri kullanabiliriz. Bunlarla da örnek cümleler kuralım:
Bol bol su içmelisin. – You should drink lots of water.
Doktor bol bol su içmemi tavsiye etti. – The doctor advised me to drink lots of water.

Kalemini bir dakikalığına ödünç alabilir miyim? – Could I borrow your pen for a minute?
Kalemimi bir dakikalığına ödünç almak istedi. – He asked me to borrow my pen for a minute.

Sebzeleri yıkamadan yemeyin. – Do not eat the vegetables before you wash them.
Anneleri çocukları sebzeleri yıkamadan yememeleri konusunda uyardı. – Their mother warned the children not to eat the vegetables before they wash them.

Daha fazla yaklaşma yoksa atlarım. – Don’t come any closer or I’ll jump!
Daha fazla yaklaşırsak atlamakla tehdit etti. – He threatened to jump if we come any closer.

Benzer şekilde, shall ile kurulan cümleler de bir öneri içerdiklerinden, “önermek” anlamına gelen offer veya suggest fiilleriyle karşılayabiliyoruz:
Sessiz bir yere gidelim mi? – Shall we go somewhere quiet?
Sessiz bir yere gitmeyi önerdi.- He offered to go somewhere quiet.

Bu cümleyi yine, “önermek” anlamına gelen suggest fiiliyle de kurabilirdik ancak suggest, gerund özellikli bir fiil olduğundan, bu cümleyi onunla kursaydık şu şekilde olurdu:
He suggested going somewhere quiet.

Yani gördüğünüz gibi, gerund her yerde gerundlığını yapıyor.

Bir reddetme içeren şu cümleyi de, “reddetmek” anlamına gelen refuse fiiliyle aktarabiliriz:
Me: Beni havaalanına götürebilir misiniz? – Could you take me to the airport?
Taxi Driver: Korkarım ki götüremem. Çalışmıyorum. – I’m afraid I can’t. I’m off duty.
Taksi şoförü beni havaalanına götürmeyi reddetti. – The taxi driver refused to take me to the airport.

Şimdi ise soru cümlelerini indirect speech ile nasıl aktaracağımıza bakalım. Buna bakarken de soru cümlelerini evet-hayırlı soru cümleleri ve wh- soru kelimesi içeren soru cümleleri olarak iki ayrı grupta incelememiz gerekiyor, çünkü ikisinin kuralları da birbirinden farklı. İlk önce, cevabı evet-hayırla başlayan soru cümlelerine bakalım. Şöyle basit bir örneğimiz olsun:
Koreli misiniz? – Are you from Korea?

Bu cümleyi dolaylı olarak aktarırken kuracağımız cümlenin Türkçesi şu şekilde olacaktır:
Koreli olup olmadığımızı sordu.

Soran kişi o:
He…

“Sordu” anlamını vermek için ise aktarma fiili olarak “ask” sözcüğünü kullanabiliriz:
He asked…

E, soruyu bize sordu:
He asked us…

Şimdi ise buraya akıllara zarar bir “if” kelimesi koymamız gerekiyor. If sözcüğünü “eğer/ise” olarak öğrenmiştik ama bu kelimenin bir yan anlamı var. Aslında buna “anlam” demek de çok güç, çünkü if sözcüğü bu örneğimizdeki gibi “olup olmadığı” anlamını kazandırıyor. Cümlemizin fiili değiştikçe de “gelip gelmediği/bulup bulmadığı/tanıyıp tanımadığı” gibi anlamların kazandırılmasında yardımcı oluyor:
He asked us if…

If sözcüğünü bu bağlamda kullanmaya alışamazsanız onun alternatifi olan whether sözcüğünü de kullanabilirsiniz. Tabi bu kelimeyi “hava” anlamına gelen “weather” ile karıştırmamak gerekiyor:
He asked us if/whether…

Buradan sonrasında ise özne ve zaman değişikliklerini yaparak cümlemizi sonlandırabiliriz:
He asked us if/whether we were from Korea.

Birkaç örnekle daha pekiştirelim:
Partiyi sevdin mi? – Did you enjoy the party?
Partiyi sevip sevmediğimi sordu. – She asked me if I had enjoyed the party.

Misafirler yatıya kalacak mı? – Will the guests stay over?
Karım misafirlerin yatıya kalıp kalmayacaklarını sordu. – My wife asked me if the guests would stay over.

Size adınızla hitap edebilir miyim? – Can I call you by your first name?
Adam, kadına adıyla hitap edip edemeyeceğini sordu. – The man asked the woman whether he could call her by her first name.

Şimdi bir de içinde wh- soru kelimelerini barındıran cümleleri nasıl aktaracağımızı görelim. Bu tür soru cümlelerini aktarırken akılda bulundurmamız gereken temel şey, soru cümlesini soru cümlesi yapısından kurtarıp, olumlu cümle haline getirmek. Mesela orijinal cümlemiz şu olsun:
Sen her gün nereye gidiyorsun? – Where do you go every day?

“Her gün nereye gittiğimi sordu” demek için cümleye tıpkı evet-hayırlı sorularda olduğu gibi başlıyoruz:
He asked me…

Wh- soru kelimesiyle devam ediyoruz:
He asked me where…

Şimdi ise bu soru cümlesini olumlu cümleye çevirerek şu şekilde getiriyoruz:
He asked me where I go every day.

Ancak indirect speech cümlelerinde zaman değişikliği yapmak gerektiğini de hatırlayarak, bu geniş zaman cümlesini -dili geçmiş zamana taşımamız gerekiyor. Bunun yaparken de, artık olumlu bir cümleye dönüştüğü ve de -dili geçmiş zamanda olumlu cümlede fiiller ikinci haliyle kullanıldığı için go fiilini went haliyle getireceğiz:
He asked me where I went every day.

Wh- soru kelimesi içeren cümleleri aktarırken, aktarma fiili olarak ask yerine, “merak etmek” anlamına gelen “wonder” kelimesini veya “bilmek istedi” anlamına gelen “wanted to know” yapısını kullanmak isteyebilirsiniz. Bunlarla da birkaç örnek cümle kuralım:
Yarın öğleden sonra üçte nerede olacaksın?- Where will be tomorrow around 03:00 PM?
Arkadaşım, yarın öğleden sonra üçte nerede olacağımı bilmek istedi. – My friend wanted to know where I would be the following day around 03:00 PM.

O neden ağlıyor? – Why is she crying?
Onun neden ağladığını merak ettim. – I wondered why she was crying.

O adam kim? – Who is that man?
Sana o adamın kim olduğunu sordum. – I asked you who that man was.

Fiilimizin “olmak” fiili olduğu bu son örneğe benzeyen soruları aktarırken, wh- soru kelimesiyle yardımcı fiilin arasının çok açılmaması için, bazen tolerans göstererek mevcut soru cümlesi yapısını koruyabiliyoruz. Şu örneğe bakın:
Olağanüstü Victoria’s Secret Şovu hangi aydaydı? – In which month was the fabulous Victoria’s Secret Show?
Olağanüstü Victoria’s Secret Şovunun hangi ayda olduğunu bana sordu.

She asked me in which month the fabulous Victoria’s Secret Show WAS” deyince cümlede bir kopukluk oluşacağından buna bir tolerans gösterip,  soru cümlesi yapısını olumlu cümleye dönüştürmeyebiliriz:
She asked me in which month was the fabulous Victoria’s Secret Show.

“O adam kim?” örneğinde who kelimesi cümlelerin nesnesini soruyordu. 45. dersimden hatırlarsanız, who ve what sözcükleri bazen özneyi de sorabiliyordu. Özneyi sorduklarında zaten olumlu cümle yapısına sahip olduklarından, bu tür özne sorularını aktarırken tekrar olumlu cümleye dönüştürmeye gerek kalmıyor. Mesela aktarılacak cümlemiz şu olsun:
Cevabı kim biliyor? – Who knows the answer?

“Öğretmen cevabı kimin bildiğini sordu” derken sadece zamanı değiştiriyoruz:
The teacher asked who knew the answer.

What sözcüğüyle de bir örnek yapalım:
Orada ne oldu? – What happened there?
Orada ne olduğunu merak ettik. – We wondered what had happened there.

Indirect speech konusunun pekişmesi için, Çeviriyle Öğren kitabımın ilgili ünitesinde bulunan .2 ve .3 alt sayfalardaki alıştırmaları çözmenizi öneririm. İkinci baskıda bunların sayfa numaraları 150 ve 151.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Indirect Speech Konu Anlatımı (Vol. 2) için 8 cevap

  1. merve der ki:

    merhaba,
    kitabınızda sadece alıştırma mı var yoksa burdaki anlatımlar orada da mevcut mu?

Bir Cevap Yazın