İngilizce Emir Cümleleri Konu Anlatımı




Bugünkü dersimizin konusu İngilizce emir cümleleri. Konu başlığımız emir cümleleri olsa da biz aynı yapıyı talimat, tavsiye, uyarı ve rica amacıyla da kullanabiliyoruz. Emir cümleleri İngilizcede zamanlara geçmeden önceki son konumuz ve kolay bir konu olduğu için zamanlara geçtiğimizde bocalamamamızı sağlayacak bir minder vazifesi görecek.

Hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum; sözlükte bir fiilin İngilizce karşılığına baktığınız zaman daima başında “to” kelimesinin olduğunu görürsünüz… Biz daha önceki derslerimizde to kelimesini -e/-a yönelme takısı olarak öğrenmiştik ama bu kural, to bir nesnenin başına geldiğinde geçerli. Fiilin başına gelen to, Türkçedeki -mek/-mak mastar ekini katıyor. Yani sözlükteki fiillere gelmek, gitmek, yemek, içmek gibi anlamlar katıyor. Bir dakika; yani öyleyse başlarında to olmadığı zaman bu fiillerin anlamları gel, git, ye, iç mi oluyor? Görünüşe göre öyle.

Peki bu durumda sadece fiilleri okuyarak bile emir veremez miyiz? Aslında evet, çünkü mantık olarak emri karşımızdaki kişiye vereceğimiz için özne kullanmamıza bile gerek kalmıyor. Mesela, “Open the door” dediğimiz zaman zaten karşımızdaki kişiden kapıyı açmasını istemiş oluyoruz. Birkaç örnekle daha açıklayım:

“Odayı temizle” diyelim = Clean the room.
“Ödevini yap” diyelim = Do your homework.

Dip not: Your kelimesini koymam gerekiyor çünkü cümlenin Türkçesindeki -in ekinden, ödevin karşımızdaki kişiye ait olduğunu anlıyoruz. Eğer sadece “Do homework” deseydim “Ödev yap” olurdu.

“Beni hastaneye götür” diyelim = Take me to hospital.

Gördüğünüz gibi bu örnekte, geçen derste öğrendiğimiz nesne zamirlerinden birini kullandım. Ayrıca, take fiilinin “almak” anlamı kadar sık kullanılan diğer anlamının da “götürmek” olduğuna dikkat edin. Bunun en sık karıştırıldığı fiil ise “getirmek” fiili. Bununla da bir cümle kuralım:

“Bana bir aspirin getir” diyelim = Bring me an aspirin.

Tıpkı geçen derste anlattığım gibi, dolaylı nesne görevindeki me nesne zamirini fiilden hemen sonra getirdiğim için to veya for gibi bir edat kullanmama gerek kalmadı. Diğer türlü şöyle olurdu:
Bring an aspirin for me.

Tabi tüm bu cümleler size biraz kaba geldiyse başlarına veya sonlarına Amerikalıların sihirli sözcük dediği “lütfen” sözcüğünü (please) getirebilirsiniz.

Sihirli sözcük kullanmak istemiyorsanız tonlamayla da bu mesajı verebilirsiniz. Karşınızdaki kişi halen sizi hastaneye götürmemekte ısrar ediyorsa ağır topları kullanarak, başına please koyduğunuz cümlenin sonuna “olur mu?” anlamını katan ve bütün emir cümlelerinde kullanabileceğiniz “will you” onaylama sorusunu ekleyebilirsiniz:
Please, take me to hospital, will you?

Bu da sökmediyse, fiilden hemen önce kullanabileceğiniz bir “do” sözcüğü bir tık daha kibarlık katacaktır:
Please, do take me to hospital, will you?

Halen “götürmem” diyorsa kullanabileceğiniz bazı yapıları (onlar değil) ilerleyen derslerimizde öğreneceğiz.

Karşımızda bir kişi olduğunda emri kime verdiğimiz zaten açık olduğu için özne kullanmamıza gerek yok demiştik. Peki, karşımızda birden fazla kişi varsa ve biz onlara emirler yağdırmak istiyorsak ne olacak? İşte bu durumda “you” kelimesini kullanabiliyoruz:

You, clean the room.
You, do your homework.
You, take me to hospital.

Ama bu şekilde kullandığımızda vurguya çok dikkat etmeliyiz ve you kelimesinden sonra biraz beklemeliyiz; aksi takdirde geniş zaman cümleleriyle karışabilir.

Şu ana kadar gördüklerimizin hepsi olumlu emir cümlelerine örnekti. Yapma, etme, yeme, içme gibi olumsuz emirler vermek için tek yapmamız gereken şey, fiilin başına don’t kelimesini eklemek. Örnekler yapalım.

“Burada uyuma” diyelim = Don’t sleep here.
“Geç kalma” diyelim = Don’t be late.

Geç kalmak ifadesinin İngilizcede “geç olmak” şeklinde söylendiğine dikkat edin.
“Bana bağırma” diyelim = Don’t shout at me.

Dip not: Shout gibi bazı fiillerin, in, on, at, for gibi kendilerine özgü edatları var. Bu fiiller farklı bir edatla kullanılmadığı gibi, edatsız da kullanılmıyor. Mesela bu cümleyi “Don’t shout me” veya “Don’t shout in me” şeklinde yapsaydık yanlış olurdu. Ama sadece “bağırma” demek isteseydik “Don’t shout” diyebilirdik. Yani demek ki, bu fiillerden sonra cümle devam ediyor ve başka bir kelime geliyorsa arada bu edatlara ihtiyacımız var. Öyleyse tebrik ederim; bir çocuğunuz daha oldu! Kendilerinden sonra özel bir edat alan fiilleri, aldıkları edatlarla beraber öğrenmeniz gerekiyor. Ama gözünüz korkmasın; hepi topu 200 tane kadarlar. Toplu bir listeyi buraya tıklayarak indirebilirsiniz.

Olumsuz emir verirken özellikle vurgu yaparak anlamı pekiştirmek isterseniz don’t kelimesini ayırarak “do not” şeklinde okuyabilirsiniz:
Do not sleep here.
Do not be late.
Do not shout at me.

Olumsuz emir vermenin diğer bir yolu da, “asla” anlamına gelen never sözcüğünü kullanmak. “Asla” sözcüğü hali hazırda kendi içinde bir olumsuzluk bildirdiği için not kelimesine de gerek kalmıyor. Şu şekilde:
Never sleep here.
Never be late.
Never shout at me.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

İngilizce Emir Cümleleri Konu Anlatımı için 16 cevap

  1. Doğukan der ki:

    Hocam söyleyeceğim konuyla alakalı değil ama merak ediyorum.
    “And also you will help your new teacher after than.” derken “after than”‘in manası ne?
    Ben tam çeviremedim ve internette bulamadım buraya uyan kelime.

  2. Abdullah der ki:

    Hocam öncelikle hem Tebrikler hem çok teşekkürler harikasınız. Sizin sayenizde yeniden ingilizce çalışmaya başladım. Zahmet olmazsa konuyla ilgili bir soru soracam;3.şahıslar için emir kipini nasıl kullanırız? Örneğin:yesin,içsin,ya da cümle içinde”beni beklesin” gibi. Bunlar için “tell him” gibi bir yapı mı kullanırız. Cevap vermeyip ayrıntı için kaynak gösterseniz de olur. Çok teşekkürler.

  3. Ayxan der ki:

    Kendilerinden sonra özel bir edat alan fiilere ereden bula biliriz?

Bir Cevap Yazın