İnternetten İngilizce öğrenilir mi?




Bonus derslerin onuncusu olan bu derste, hepinizi yakından ilgilendirdiğini düşündüğüm şu sorunun cevabını vermek istiyorum: “İnternetten İngilizce öğrenilir mi?” Benim kanalımı bir süredir takip ediyorsunuz bunun imkansız olmadığını görmüş olabileceğinizi tahmin ediyorum. Yine de çok merak edilen bu konuyu biraz daha açıklığa kavuşturmaya çalışacağım.

İnternetten İngilizce öğrenilir mi?” sorusuna yanıt arayan biriyseniz ya bir dil kursuna ayıracak yeterli bütçeniz yok demektir ya da aldığınız eğitim istediğiniz sonucu vermemiştir. Her iki durumda da endişe etmeye gerek yok çünkü günümüz Türkiye’sinde herhangi bir dil kursuna gidip bu dili öğrenmiş olan kişi sayısı çok çok az. Bu biraz kursların işletme mantığından kaynaklanan bir şey ki ona zaten başka bir videomda değinmiştim.

Öte yandan, “İnternetten İngilizce öğrenilmez” veya “İnternetten de İngilizce mi öğrenilirmiş” diyen kişilerden biri olabilirsiniz veya çevrenizde bu tür kişiler olabilir. Böyle düşünülmesinin bence iki önemli sebebi var. Birincisi, internet ortamında İngilizcenin öğrenilebilmesini sağlayacak derecede kaliteli bir eğitimin bulunamayacağını düşünmek. İkincisi ise, bir şeyi öğrenmek için mutlaka öğretmenle aynı fiziksel ortamda bulunma gerekliliği konusundaki önyargı.

Eğer bu ilk sebep sizinkine benziyorsa bunu artık eleyebilirsiniz, çünkü yakın zamana kadar geçerli olan bu sebebin, 2015 yılında bu kanalı açmamla beraber büyük ölçüde ortadan kalktığını düşünüyorum.

Gelelim şu yüz yüze eğitim konusuna… Bunu şöyle açıklayayım: “İnternetten İngilizce öğrenilir mi?” sorusu, özünde “İnternetten gitar çalmak öğrenilir mi?” sorusundan çok farklı değil. Bir müzik öğretmeninden bire bir gitar dersleri aldığınızı düşünün. O size hangi akorları nasıl basacağınızı gösteriyor siz de onu izleyerek yaptıklarını tekrar etmeye çalışıyorsunuz. Peki öğretmeninizle canlı olarak ders yapmıyor olsaydınız ve önceden alınmış detaylı bir ders kaydını izliyor olsaydınız dezavantajlarınız neler olurdu? Benim aklıma gelen en büyük dezavantajı, hatalarımızın anı anına düzeltilemeyişi olurdu. Yalnız burada şöyle bir soru da akla geliyor: bire bir ders alıyor bile olsak, öğretmen gittikten sonra yapacağımız hataları kim düzeltecek? Hangi noktaya kadar öğretmene bağlı kalacağız?

İşte bu noktada, öğretmenin aslında bir kılavuz olduğunu, bir noktadan sonra kendi irademizin söz sahibi olması gerektiğini hatırlamalıyız.

Yine de internetten İngilizce öğrenebilmek için bazı kişilik özelliklerine de sahip olmak gerekiyor. Bunlardan en önemlisi disiplinli olmak. Konuları atlamadan ve aksatmadan disiplinli olarak çalışmak gerekiyor. Dil öğrenmek sıcağı sıcağına tekrar gerektirdiğinden, “bugün vakit ayıramadım, yarın iki katı vakit ayırırım” düşüncesi İngilizcede yürümüyor, çünkü öğrenilenler unutulmuş oluyor. Gitar öğrenirken bir parçayı yüzlerce kez tekrar çalmak gerektiği gibi, İngilizce öğrenirken de yüzlerce kez tekrar yapmak gerekiyor.

Peki diyelim ki kendinizi bu yönde de eğittiniz; disiplinli olmaya söz verdiniz; bol bol tekrar da yapacaksınız. Sonrasında ne olacak? Hangi sitelere bakacak, hangi videoları izleyeceksiniz? Bu noktada çok farklı alternatifler karşınıza çıkacak. Birbirinden farklı konu anlatımı siteleri, beyaz tahta önünde yapılan konu anlatımları veya bunun gibi sanal sınıf ortamında hazırlanmış videolar bulacaksınız. YDS, LYS-5 gibi çoktan seçmeli bir sınava hazırlanıyorsanız konu anlatımı sitelerini önerebilirim çünkü bu durumda bu sitelerdeki detaylar sizi sıkmayacaktır. Ancak Genel İngilizce odaklı olarak çalışmak istiyorsanız videolar daha hızlı ve pratik bir çözüm olabilir.

Gramer kurallarını kendi kanalımda da yer verdiğim bu tür videolardan öğrenebilirsiniz. Ancak iş bununla bitmiyor. İngilizce öğrenmenin bir de İngilizcedeki kelimeleri ve deyimleri öğrenme kanadı var. İşte, internet ortamı bence bu açıdan da dil kurslarının bir adım önünde, çünkü internette zihni farklı şekillerde çalıştıran ve sadece bu işe adanmış kelime öğreten siteler var. İçlerinde en faydalı olduğunu düşündüğüm site ise Memrise.com. Akıllı telefonunuza indirebileceğiniz bir uygulaması da var ve sürekli geliştiriliyor.

Yine kendi videolarımda da yer verdiklerime benzeyen kısa film alıntılarıyla öğrendiklerinizi somutlaştırmanızı sağlayan Voscreen.com sitesi de sık kullanılanlarınız arasına eklemeniz gerekenlerden biri. Yine bunun da 7/24 yanınızda olan, IOS ve Android uyumlu bir mobil uygulaması var.

Bir de ayrıca, cümle kurmaya ve çevirmeye adanmış Duolingo uygulamasını denemenizi de tavsiye ediyorum. Bu keyifli uygulamayla, Çeviriyle Öğren kitabımda yaptırdıklarıma benzeyen Türkçe-İngilizce ve İngilizce-Türkçe cümle ve kelime çevirileri yapabiliyorsunuz. Ayrıca programı ilk kez kullanmaya başladığınızda bir seviye tespit sınavı yapıyor ve buna göre sıfırdan ya da bulunduğunuz seviyeden başlayabiliyorsunuz.

Tüm bunların haricinde şöyle bir durumdan bahsetmek istiyorum: Bana gelen e-mailler ve yorumlar genellikle şu eksende dönüyor: “Sevgili Özer hocam… Ben … yaşındayım ve … olarak çalışıyorum. … okulunda yıllarca İngilizce eğitimi aldım ve … süreyle de … dil kursuna gittim. … seviyesine gelmiştim ama zaman içinde tekrar etmeyince her şeyi unuttum. Sizin videolarınızla … seviyesine gelmem mümkün müdür? Teşekkürler.”

Benim tipik cevabım da genellikle şu şekilde oluyor: “Sevgili … Mümkün müdür değil midir, inanın bilemiyorum, çünkü sizi tanımıyorum. Nasıl bir öğrenci profiliniz olduğunu bilmiyorum. Bugüne kadar yüzlerce farklı öğrenci profili tanıdım. Kimisi çok hızlı anlayıp, ben çok zekiyim edasına girerek tekrar etmediği için öğrendiklerini aynı hızda unutuyordu. Kimisi ise çok yavaş anladığı halde çok tekrar yaptığı için uzun vadeli öğreniyordu. Bazıları da çok geç anlayıp çok çabuk unutuyordu ki onlar ömrümden ömür aldı J” Sonrasında şu soruyla devam ediyorum: “Siz hangi gruba giriyorsunuz? İngilizceye ne kadar vakit ayıracaksınız? Öğrendiklerinizi bundan sonra unutmayacağınızın garantisini verebiliyor musunuz?” Nokta. Cevap gelmiyor tabi…

Şimdi… Toparlamak gerekirse, İnternetten İngilizce öğrenilir mi öğrenilmez mi? Kesinlikle öğrenilir ancak şunlara dikkat etmek lazım:
1- Öğretmenin bir kılavuz olduğunu, internetten İngilizce öğrenirken kendinizi kendinizin güdülemesi gerektiğini unutmayın.
2- Disiplinli çalışın. Bugünün dersini yarına bırakmayın. Enstrüman öğrenirken o enstrümanı her gün en az yarım saat çalmanız gerektiği gibi, CD’li hikaye kitaplarıyla başlayarak öğrendiklerinizi hep taze tutun.
3- Kelime ezberleme yöntemlerini anlattığım videomu izleyin ve anlattıklarımı kendinize uyarlamaya çalışın. Akıllı telefonunuz varsa, kelime ve deyim öğreten uygulamaları indirin ve ara ara size kelime soracak şekilde ayarlayın. Bu sayede zihninizi hep taze tutarsınız.
4- Doğru eğitim ortamını seçin. İnternetteki hangi sitenin veya öğretmenin anlatımı size hitap ediyorsa onu tercih edin. Bu seçimi yaparken de, kendisini alanındaki en iyi kişi ilan edenlerden uzak durun, çünkü insan “ben oldum” dediği andan itibaren gerilemeye başlar. Bir de tabi, 6 ayda, 3 ayda, 2 haftada öğrenilen İngilizcenin 6 ayda, 3 ayda ve 2 haftada unutulacağını aklınızda bulundurun.
5- İyi öğretmeni tamamlayan şey, iyi bir öğrencidir. İyi bir öğrenci profiline sahip olun ve yaşı bahane etmeyin. Elli yaş üstünde olup, yirmili yaşlardaki öğrencilerime taş çıkartacak hızda öğrenen özel ders öğrencilerim oldu.

Bu dersi ünlü bir Türk düşünürün şu sözüyle bitirmek istiyorum:
How much a person learns is limited to how much they want to learn.
Ne kadar öğreneceğiniz, ne kadar öğrenmek istediğinizle sınırlıdır.

Hepinize bol İngilizceli günler dilerim.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

İnternetten İngilizce öğrenilir mi? için 10 cevap

  1. ali der ki:

    Tavsiye ve yol göstermenizden ötürü teşekkürler. Ben bizdeki en önemli problemin konuşma olduğunu sanıyorum. Ne kadar öğrenirsek öğrenelim -yabancı bir filmi altyazısız izleme ve çeşitli makaleleri rahatlıkla çevirecek düzeye bile gelsek- İngilizce konuşan bir insanla sözsel iletişime geçince afallıyoruz. Bence bu noktada yapılacak en iyi şey de dili temel anlamda öğrendikten sonra o dilin konuşulduğu bir ülkede bir süre yaşamak olacaktır. Neticede bu iş pratiğe bakar. Yirmi yıl boyunca nasıl yüzüleceğinin dersini almış olsak bile yüzüyorum diyebilmek için suya girmek zorundayız. Zaten kendi dilimizi nasıl öğrendiğimizi düşünecek olursak biz önce duyup konuşarak daha sonra ise okuyup yazarak dili öğrendik. Şimdi yabancı bir dil öğrenirken ise mecburen ters bir yol izliyoruz. Böylece TOEFL’i kazanan ama bir yabancıyla Aksaray’daki esnaf kadar bile konuşamayan insanlar olarak kalmaya devam ediyoruz.

  2. Mustafa der ki:

    Merhaba 33 yaşındayım ve 2 kez kursa gitmeyi denedim. Bu denemelerim 9 ay sürdü ve başarısız oldum. Kendi hatalarım ve diğer problemler yüzünden geri kazanamayacağım en önemli sermayem olan zamanımı boşa harcamış oldum. Benim yaşlarımda zamanın önemi daha iyi anlaşılıyor. Bu başarısız tecrübeden edindiklerimi yazmak isterim. Belki bana benzer durumda bulunanların işine yararlar.

    Evvela eğitimcilerde insan ve her ders aynı performansta geçmiyor. Kötü geçen derslerde pek çok detayın atlandığının farkına vardım. Yine iyi geçen derslerde de siz gününüzde olmayabiliyorsunuz. Eğitim setleri kurgulandığı ve planlı oldukları için unutulan, atlanan hususlar ve hatalar çok daha az sayıda oluyor. Ayrıca dersleri istediğimiz kadar tekrar izleyebilme imkanımız bulunuyor. Ben şahsen Özer Beyin videolarını telefonuma indirip istediğim zaman istediğim kadar izliyorum.

    Videoları zamana yayarak izleyin. Bir kaç gün kendinizi o konuya maruz bırakın. Sonra bir kağıda yada bi kurban bularak ona anlatmaya çalışın. Ben şahsen öyle yapıyorum. Eğer eksiksiz anlatabildiğime ikna olursam diğerine geçiyorum. Bu anlatma işini bir kaç haftada bir yine tekrarlayın. Et tekraru ahsen velevkane yüz seksen

    Farklı eğitim setleri denedim fakat konu Türkçe anlatılmadığı için konuyu anlamak Özer Beyin videolarına göre çok daha fazla efor sarfetmenizi, yorulmanızı gerektiriyor. Bu da gereğinden fazla zaman kaybına ve iştahınızın azalması neden oluyor. Yani -gördüğüm kadarıyla- Çeviriyle Öğren videoları Türkler için en iyisi.

    İngilizce öğrenmeye başladıktan sonra Türkçeyi de bilmediğimin farkına vardım. Gündelik hayatta farkedilmiyor fakat aslında çoğu kişi zarf, özne vb. gibi terimleri bilmiyor ve kurallı, doğru cümleler kuramıyor. Endişe etmeye gerek yok. Bir kaç gün kadar sürede -dil bilimci olmayacaksanız tabi 🙂 – bu terimleri öğrenebilir ve ilerlemeye başlayabilirsiniz.

    Bir diğer hususta öğrendiklernizi googledan bi yerden teyit etmelisiniz. Misal derslerde hair sayılamaz anlatılmışken bir kaç tel halide dökülmüş saçtan bahsediliyor ise saylabilirmiş. Teyit sayesinde bu vb. detayları yakalamış oluyorsunuz. Google konusu sıkıntı çünkü her kaynağın güvenilir olduğunu kestirmek benim gibi yeni öğrenenler için kolay değil. Keşke Özer Bey Çeviriyle Öğren için şuradakine https://goo.gl/eid10X benzer bir google grubu (https://groups.google.com) açsa. Ücretsiz olduğu için topluluk oluşma ve gelişme ihtimali yüksek. Takipçiler birbirlerine yardım edebilirler.

    Son olarak çocuklar için yazılmış kitapları tavsiye ederim. Ben yiğenlerimin kitaplarını arakladım. Ne bileyim şu https://goo.gl/pABDVK tarz kitapları tavsiye ederim. Telefonda olduğu için her fırsatta kolayca okuyabilirsiniz…

    Aklıma gelenler bunlar. Herkese iyi çalışmalar, başarılar…

  3. ayaz der ki:

    hocam size cok tesekkur etmek istiyorum gercekten. sayenizde ingilizce oyreniyorum. Azebaycanda yasiyorum ve her gun sizin konu anlatimi videolarinizi devamli olarak seyrediyorum.

  4. ayaz der ki:

    Azebaycanda yasiyorum ve her gun sizin konu anlatimi videolarinizi devamli olarak seyrediyorum ve cok sey oyreniyorum. cok tesekkur ederim hocam

  5. Ali der ki:

    Hocam selamlar,

    Bütün bu videolar eşliğinde bizleri sıfırdan alıp belli bir seviyeye taşıyacak tarzda İngilizceyi öğrenebileceğimiz ne tür kitaplar önerirsiniz?

Bir Cevap Yazın