Near Next to, Behind, In front of, In On At, Under Below, Above Over, Between Among, Inside Farkları






Bu dersimizde İngilizcedeki yer edatlarını ve aralarındaki farkları öğreneceğiz. Yer edatı dediğimiz; altında, üstünde, içinde, yanında gibi sözcükler.  Bu sözcükleri insanların ve cisimlerin yerini söylerken kullanıyoruz. Bu dersi baştan sona izledikten sonra hangi durumda hangi yer edatının kullanılacağı konusunda kafanızdaki tüm soru işaretleri ve belirsizlikler gitmiş olacak. Öyleyse başlayalım…

Yer edatlarıyla cümle kurmak son derece basit. Olumlu bir cümlede ilk olarak özneyi yazıyoruz. Arından bu özneye uygun bir yardımcı fiil getiriyoruz. Peşinden yer edatını koyuyoruz. Son olarak da neyin altında, üstünde veya içinde olduğunu söylemek istediğimiz diğer cismi getiriyoruz. Hemen basit bir örnekle açıklayım:

“Kedi masanın üstünde” demek istediğimizi varsayalım. Şu şekilde yaparız:

The cat … is … on … the … table.

İşte bu kadar basit. Geriye kalan tek şey, hangi durumda hangi yer edatının kullanılacağını öğrenmek. İlk önce, yer edatlarının çoğunu içeren toplu listemize göz atalım.

içinde = in / veya inside
önünde = in front of
-de, -da = at, in veya on
karşısında = opposite (to)
üstünde = on / over veya above
ortasında = in the middle of
altında = under veya below
dışında = out of veya outside
arasında = between veya among
köşesinde = on the corner of
yakınında = near
sağında = on the right of
bitişiğinde = next to
solunda = on the left of
arkasında = behind
kenarında = by

Gördüğünüz gibi, listemiz veyalarla dolu. Sorun yaratan şey ise veya ile yazılan sözcüklerin birbirinin yerini tutmaması ve farklı amaçlarla kullanılması. Şimdi hepsini detaylı bir şekilde öğrenelim.

İlk olarak, İngilizcede “içinde” anlamını veren in ve inside sözcükleriyle başlayalım.  Bu iki sözcük anlam olarak aynı olsa da kullanım yerleri açısından aralarında fark var. Inside sözcüğü outside sözcüğünün zıt anlamlısı ve fiziksel olarak etrafı çevrelenmiş bir şeyin içindelikten bahsedilirken kullanılıyor. Örneğin:

“Kalemler kalem kutusunun içinde” cümlesinde kalem kutusu kalemleri çevreleyen bir ortam olduğu için inside kullanabiliriz:

The pencils are inside the pencil case.

Inside kelimesinin kullanıldığı hemen her yerde in kullanabilirsiniz:

The pencils are in the pencil case.  

Öte yandan, in kelimesinin kullanıldığı yerlerde inside kullanmanız doğru olmaz ve doğru olsa bile anlam farkı yaratır. Şöyle ki:

“Onlar Çin’de” gibi bir cümlede mutlaka in kullanmalıyız:

They are in China.

Inside kullanamayız çünkü Çin etrafı çevrili bir yer değil. Tabi yüzlerce yıl öncesinde olsaydık bu cümleyi kurabilirdik ama o zaman da İngilizce diye bir dil yoktu.

Şimdi at sözcüğüne bakalım. Kullanımı in’e çok benziyor ama aralarında fark var. In sözcüğü fiziksel olarak içindelik mesajı barındırıyor. At ise “-de / -da” olarak Türkçeye çevriliyor. Örneğin, “Partideyim” demek istediğimizde özellikle partinin içinde olduğumuzu vurgulamadığımız için at kullanırız:

I’m at the party.

Benzer şekilde, “Otobüs durağındayım” derken bir şeyin içinde olmaktan bahsedilmediği için at kullanıyoruz:

I’m at the bus stop.

“İşteyim” derken yine işin içinde olmak kastedilmediği için at kullanıyoruz:

I’m at work.

“Masamdayım” derken masanın içinde olmadığımızdan yine at kullanıyoruz:

I’m at my desk.

Bu örnekleri veriyorum, çünkü in sözcüğünü de zaman zaman  “-de / -da” olarak Türkçeye çevirebiliyoruz.

He is in his room. –O odasında.

Yani aslında kastedilen o olsa da, bu cümleyi illa “O odasının içinde” şeklinde çevirmek zorunda değiliz. Şimdi şu cümleye bakın:

He is at home. – O evde.

Bu cümleyi “O evin içinde” şeklinde çevirmiyoruz çünkü özellikle içindelik vurgulanmak istenseydi in kullanılırdı:

He is in the house. – O evin içinde

İşte bu örneklerde de gördüğünüz gibi, in ve at bazen karıştırılabiliyor. Hangisini kullanacağınıza emin olmadığınızda işinize yarayacak pratik bir formül söyleyeyim:

Hacimsel olarak fazla büyük olmayan bir şeyin içinde olmaktan bahsederken in kullanırız. Mesela “Arabadayım” ya da “Odamdayım” derken in kullanırız:

I’m in the car.
I’m in the room.

At kullanabilmemiz için ise hem hacim olarak bir odadan daha büyük olması hem de üstünün kapalı olması gerekiyor:

I’m at the airport. – Havaalanındayım.

I’m at the train station.  – Tren istasyonundayım.

In sözcüğünün kullanımında ise üstünün kapalı olması şartı yok:

I’m in Boston. – Boston’dayım.

I’m in the garden. – Bahçedeyim.

Son bir detay:

“I’m at hospital” ve “I’m in hospital” cümleleri arasında bir fark var. İlk cümlede tedavi veya ziyaret amacıyla hastanede bulunduğumuz mesajı var. İkinci cümlede ise hastanede çalıştığımız sonucu çıkıyor. Benzer durum school, university gibi sözcüklerde de var.

I’m at university. – Üniversite binasındayım.

I’m in university. – Üniversitede okuyorum.

Şimdi, üstünde anlamını veren on, over ve above sözcüklerine bakalım. İlk olarak on ile başlıyorum.

Bir cisim diğer bir cisme temas edecek şekilde üstünde duruyorsa on kullanıyoruz:

The book is on the table. – Kitap masanın üstünde.

“Üstünde” anlamının haricinde, on sözcüğünün at sözcüğü gibi, “-de / -da” anlamını katacak şekilde İngilizcede kullanıldığı durumlar da mevcut. Mesela, iki boyutlu şeylerde olmak kastedildiğinde on kullanıyoruz:

I’m on the internet. – İnternetteyim.

I’m on my computer. – Bilgisayarımdayım.

I’m on television! – Televizyondayım.

Bilgisayar ve televizyon örneğinde görüntüler bu cihazın tek bir yüzeyinde belirdiği için iki boyutlu olarak düşünülüyor ve on kullanılıyor.

Bir şeyin üstünde olma durumu açıkça söylenmese bile mantıksal olarak bunu biliyorsak on kullanabiliriz. Örneğin, “Sokaktayım” derken sokağın üstünde olma durumu söz konusu olduğundan on kullanıyoruz:

I’m on the street.

Şimdi over sözcüğüne bakalım. Over da üstünde anlamını katıyor ama üst üste duran iki şeyin arasında dikey ve doğrusal bir mesafe olduğunda kullanılıyor.

“Köprü nehrin üstünde” cümlesinde over kullanmamız gerekiyor çünkü köprü ile nehir arasında bir mesafe var ve köprü tam nehrin üstüne yapılmış:

The bridge is over the river.

Above kelimesi de üstünde demek. Bunda da over da olduğu gibi, arada dikey bir mesafe olması gerekiyor ancak tek farkı, bu mesafenin doğrusal olmasının gerekmemesi. Mesela, “Güneş köprünün üstünde” derken, köprüden yukarı doğru dikey bir hat çizdiğimizde güneşe temas etmeyebileceği için above kullanıyoruz:

The sun is above the bridge.

Over ve above sözcükleri soyut olarak “üstünde” anlamı katmak amacıyla kullanıldığında ise aralarında şu tür bir fark var:

Over ile kast edilen = …’dan daha fazla
Above ile kast edilen = …’dan daha yüksekte/üstte

He is over ninety kilos. – O, doksan kilonun üstünde.

Yani doksan kilodan daha fazla…

I’m the sixth in the race, but Jason is above me. – Ben yarışta altıncıyım ama Jason benim üstümde.

Yani benden daha yüksekte.

Şimdi “altında” anlamı katan under ve below sözcüklerine bakalım. Kullanım yeri bakımından under kelimesini over’a, below kelimesini ise above’a benzetebiliriz. Under denilince yine dikey bir doğrultuda altında olma durumu söz konusu:

The river is under the bridge. – Nehir köprünün (tam) altında.

Below ise yine altında demek ama tam altında olması gerekmiyor:

The trees are below the birdge. – Ağaçlar köprünün altında.

 “Arasında” anlamını katan among ve between kelimelerine bakalım. İki şeyin arasında olma durumundan bahsederken between kullanıyoruz:

The sofa is between the table and the bed. – Kanepe, masa ve yatağın arasında.

Birden fazla şeyin arasında olma durumundan bahsederken among kullanıyoruz:

The deer is among the trees. – Geyik, ağaçların arasında.

Kalan diğer kelimeleri bir çizim üzerinden anlatayım:

The post office is near the church. – Postane kilisenin yakınında.
The bank is next to the post office. – Banka postanenin bitişiğinde.
The school is behind the bank. – Okul bankanın arkasında.
Tom is in front of the bus. – Tom otobüsün önünde.
Sam is in the front of the bus. – Sam otobüsün ön kısmında.
The hospital is opposite (to) the church. – Hastane kilisenin karşısında.
The traffic lights are in the middle of the picture. – Trafik ışıkları resmin ortasında.
Freddy is out of/outside the school.” – Freddy okulun dışında.”
Freddy is on the corner of the Elm Street.  – Freddy Elm Sokağının köşesinde.
The post office is on the left of the bank. – Postane bankanın solunda.
The bank is on the right of the post office. – Banka postanenin sağında.
Sam is by the window. – Sam pencerenin kenarında.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Near Next to, Behind, In front of, In On At, Under Below, Above Over, Between Among, Inside Farkları için 21 cevap

  1. tanerg17 der ki:

    Hocam slm, ben verdiğiniz örneklerde bulunan “I’m in shower” ve “I’m on television” cümlesinde shower ve television kelimelerinin önüne neden the gelmediğini anlamadım. Sonuçta bu duş ve televizyon belli değilmi?
    Tşk.

Bir Cevap Yazın