One, Ones Konu Anlatımı






Bu dersimizde one ve ones konusunu öğreneceğiz. Sayıları 13. derste öğrenmiştik diyebilirsiniz ama bunlar sayı olan one ve ones değil. Bu iki kelime bir cümlede nesnenin veya öznenin bir parçası olarak diğer kelimelerin yerini tutuyor. Peki buna neden gerek var? Kelimenin kendisini söylemek varken neden onların yerine geçen bu iki kelimeyi söyleyelim ki? Sebebi şu; bazen aynı cümlede aynı kelimeler aynı anlamda sıkça kullanıldığında, aynı bu cümlede olduğu gibi hoş durmuyor. Aynı kelimeyi defalarca tekrar etmek yerine, dile zenginlik katmak adına bunlarla eş anlamlı ya da bunların yerini tutacak kelimeler kullanırız. Bu sadece İngilizcede böyle değil, Türkçede de sıkça yaptığımız bir şey. Örneğin şu cümleye bakalım:
İleri düzey kitaplarımız burada, başlangıç seviyesi olanlar ise orada.

Gördüğünüz gibi, “kitaplarımız” lafını tekrar etmemek adına, ikinci cümlede kitapların yerine “olanlar” dedim. Peki ikinci kısımda da “kitaplarımız” deseydim yanlış mı olurdu; tabi ki hayır ama cümlemiz bu şekilde daha akıcı oldu. Peki bunu İngilizcede nasıl yapıyoruz derseniz işte bu noktada one ve ones sözcükleri imdadımıza yetişiyor. One kelimesini tekil bir sözcüğün, ones kelimesini ise çoğul bir sözcüğün yerini tutmak için kullanıyoruz. Mesela bu cümleyi İngilizcede söyleyecek olursak ones kullanarak şu şekilde yapabiliriz:
Our advanced books are here, and the beginner ones are over there.

Bu örnekte ones kelimesi ikinci cümlenin öznesinin bir parçasını oluşturan “books” kelimesinin yerini tuttu. Bir de bu sözcüklerin nesne görevinde kullanıldığı bir örnek yapalım ve mesela “Yeni ayakkabılarını giy, eski olanları giyme” diyelim:
Wear you new shoes, don’t wear the old ones.

Yerini aldığı kelime tekil olunca one kullanıyoruz demiştik. Şimdi one kelimesinin de nesne konumunda kullanıldığı bir örnek verelim ve şöyle diyelim:
Bana bir havlu getirir misiniz? Temiz bir tane olsun lütfen. – Will you get me a towel? A clean one please.

Bu cümleden de görebileceğiniz gibi, “one” kelimesinin kullanımı, “bir” anlamına gelen “a” kelimesinin kullanılmamasını gerektirmiyor çünkü ikisi farklı şeyler. One kelimesi bu cümlede towel sözcüğünün yerini tutuyor, “a” ise “bir” anlamını veriyor. Şimdiki örneğimizde ise one sözcüğü öznenin bir parçası olsun ve şöyle demeye çalışalım:
Koyu renk saçlı olan onun kocası. – The one with dark hair is her husband.

Sizce bu örnekte one hangi kelimenin yerini tutuyor? Husband kelimesinin yerini tutmuyor çünkü one yerine husband koyduğumuzda şöyle tuhaf bir şey oluyor:
Koyu renk saçlı olan koca onun kocası.

One kelimesi muhtemelen bu konuşmanın öncesinde geçmiş olan, ancak bu cümlede söylenmeyen bir “man” kelimesinin yerini tutuyor :
The man with dark hair is her husband. – Koyu renk saçlı olan adam onun kocası.

Yani neymiş, one sözcüğü ve onun yerini tuttuğu sözcük mutlaka aynı cümlede geçmek zorunda değilmiş. Mesela bir keresinde İtalyan dostlarımızla yaptığımız bir sohbette şöyle bir soru sormuşlardı:
Have you heard the scandal in our league? – Bizim ligdeki skandalı duydunuz mu?

Şu cevabımla da kahkahalara boğulmuşlardı:
Ah, which one? – Hangisi?

“Which scandal” demek yerine, bir önceki cümleye atıfta bulunarak which one demeyi tercih etmiştim. Bu noktada bana şu soruları sorabilirsiniz:Neden sadece which demediniz? Which zaten hangisi demek değil mi? One kullanmaya ne gerek var?” Bu genellikle yanlış bilinen bir şey. Which kelimesi yanına bir nesne geldiğinde “hangisi” anlamını veriyor; yalın halde kullanıldığında “hangi” anlamına geliyor. Tabi kural kabaca böyle olsa da konuşma dilinde pratiklik esas olduğu için bazen one ya da ones atılarak which kelimesi tek başına özneymiş gibi kullanılabiliyor. Şu örneğe bakalım mesela:
Hangisi senin odan? – Which one is your room? veya Which is your room?

Tabi bu kısaltmanın sadece “which one(s)” yapısının özne olarak kullanıldığında geçerli olduğunun altını çizmekte fayda var. Bu yüzden benim örneğimdeki gibi “hangisi” derken sadece which diyemiyoruz, çünkü orada nesnenin bir parçası.

Benzer şekilde each, every, this, that, these, those gibi işaret zamirlerini de genellikle işaret ettikleri nesnelerle beraber kullanıyoruz. Yani örneğin, bu (this) dediğimiz zaman genellikle yanına neyi kastettiğimizi de yazıyoruz:
bu ev = this house
bu ağaçlar = these trees
şu köpek = that dog
her öğrenci = each student

gibi. Dolayısıyla one-ones sözcükleri bunların yerini tuttuğunda;
bu ev = this one
bu ağaçlar = these ones
şu köpek = that one
her öğrenci = each one

gibi ifadelere dönüşüyorlar. Şu örneğe bakın:
A: Lütfen bana vitrindeki elbiseyi verebilir misiniz? – Could you please give me the dress in the window?
B: Bu mu yoksa şu mu? – This one or that one?

Gördüğünüz gibi, satıcı sadece this veya that demiyor… İşaret zamirlerinin genellikle tek başlarına kullanılamadığını anladık. Peki one ve ones sözcükleri tek başlarına kullanılabiliyorlar mı derseniz cevabım yine hayır. Bu iki kelime özne pozisyonunda dahi bile kullanılsa, yanlarında onları niteleyecek bir nesne, o da yoksa bir işaret zamiri, o da yoksa sıfat, hiçbiri yoksa da bir the oluyor. Zaten yukarıdaki “Koyu renk saçlı olan onun kocası” örneğimize baktığımızda da bu durumu görebiliriz:
The one with dark hair is her husband.

Dikkat ederseniz one sözcüğü yalın halde kullanılamamış ve cümlede onu niteleyen bir zamir de geçmediğinden başına bir the konulmuş. Mesela hayatının aşkını bulan İngiliz, Amerikalı ve Avustralyalı arkadaşlarımız şöyle diyor: “He is the one” ya da “She is the one.”

One-ones kullanımında bilmemiz gereken önemli şeylerden biri de, bu kelimeleri asla sayılamayan nesnelerin yerini tutmak için kullanamayışımız. Yani su, kahve, tereyağı, peynir gibi sayılamayan bir nesneye atıfta bulunarak one veya ones diyemiyoruz. Aslında çok mantıklı çünkü sayamadığımız bir cisim için one, yani “bir” diyemeyiz ve yine sayamadığımız için sonlarına çoğul takısı getirip ones diyemeyiz. Şu hatalı bir kullanım mesela:
A: Salatana sirke ister misin? – Would you like some vinegar on your salad?
B: Evet lütfen. Bir tane alayım. – Yes, please. I’ll have one.

Gördüğünüz gibi Türkçesi de bir tuhaf oldu. Peki cevap veren kişi one yerine ne demeliydi? Aslında cevabı soruda yatıyor. Dikkat ederseniz soruyu soran kişi some kullanmış. Normalde soru cümlelerinde pek tercih edilmeyen some kelimesinin ikram/rica bildiren durumlarda soru cümlelerinde de kullanılabildiğini bir önceki dersimizde öğrenmiştik. Some sözcüğünün tekil-çoğul gibi bir takıntısı da olmadığı için cevapta some kullanabiliriz:
Yes, please. I’ll have some.

One/ones sözcükleri birçok cümlede olan/olanlar şeklinde Türkçeye çevrilse de bazı cümlelerde kelime olarak karşılığını bulamıyor ya da bunları Türkçede sadece eklerle ifade ediyoruz. Kısacası, iki dil her zaman paralel yürümeyebiliyor. Şu örneklere bakalım mesela:
I am the only one in charge here. – Burada tek yetkili benim.

Bu örnekte “yetkili kişi” de diyebilirdik ama yuttuk. Şuna bakın:
The ones in this hotel are the Russians. – Bu oteldekiler Ruslar.

“Bu otelde kalanlar” diye çevirebilirdik ama yine yuttuk. Şu örneği inceleyelim:
She bought a new car. It’s a small one. – O yeni bir araba aldı. Küçük bir araba.

Bu örnekte ise ikinci kısımda da “araba” demek kulağa daha hoş geliyor; “küçük bir tane” lafı tuhaf duruyor.

One/ones ile ilgili son bir notum olacak. Ones değil ama one kelimesi İngilizcede bazen “kişi/insan” anlamında da kullanılıyor. Hani bazen genelleme yapıp “İnsan her zaman kibar olmalı”, “İnsan, başkaları olmadan var olamaz” gibi cümleler kurarız ya; işte bunları one ile söyleyebiliyoruz:
İnsan her zaman kibar olmalı. – One should always be polite.
İnsan, başkaları olmadan var olamaz. – One cannot exist without the other.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One, Ones Konu Anlatımı için 8 cevap

  1. kübra der ki:

    hocam, bunu fiille bütünleştiremez miyiz? şunu yapmış olan kadın vs gibi bir cümle yok mu ingilizcede?

Bir Cevap Yazın