Soo, Too, Either, Neither Konu Anlatımı




Bu dersimizde, İngilizcede daha önce söylenilen bir cümleye katılmak için kullandığımız ben de, o da, biz de gibi ifadelerdeki de/da anlamını veren so, too, either, neither kelimelerine göz atacağız ve ardından da also ve as well kelimelerinin kullanımını inceleyeceğiz. Yani kısacası, bu derste işimiz ayrı yazılan de/da kelimesinin İngilizce karşılıklarını öğrenmek olacak. Hepsi de de/da anlamını veren bu kelimeleri ezberleyerek, dilediğiniz cümlede dilediğiniz şekilde kullanabilirsiniz demeyi isterdim ama katılacağımız cümlenin zamanına ve olumlu ya da olumsuz olmasına göre bazı sınırlamalarımız var. Ayrıca yapı olarak da aralarında kullanım farkları mevcut.

Yine de tüm bunlara rağmen, cümledeki kullanım yerleri ve kullanıldığı cümleler açısından bunları kendi aralarında sınıflandırmak mümkün. Mesela, cümledeki kullanım yerleri açısından düşündüğümüzde too, either ve as well kelimelerini bir grupta toplayabiliriz, çünkü üçü de genellikle cümle sonuna geliyor. Neither ve so kelimeleri ise cümle başında kullanılıyor. Also sözcüğü de hem cümle sonuna hem de cümle başına gelebiliyor. Kullanıldığı cümleler açısından düşünürsek de so, too, as well ve also kelimelerini bir grupta toplayabiliriz çünkü üçünü de olumlu bir cümleye katılırken kullanıyoruz. Neither ve either sözcüklerini ise olumsuz bir cümleye katılırken kullanıyoruz.

snap096

Ancak bu tabloyu ezberlemekle de iş bitmiyor çünkü bu sözcüklerin kullanım şekilleri de farklı farklı olabiliyor. İlk olarak hepinizin daha önce en az bir kez duymuş olduğunuzu tahmin ettiğim too kelimesinin detaylarına bakalım. Too kelimesini 70. derste “aşırı, çok” olarak öğrenmiştik ama burada too’nun farklı bir anlamıyla ve kullanım şekliyle karşı karşıyayız. Bize söylenilen cümle olumlu bir cümleyse ve biz de bu cümleye katılmak amacıyla ben de, o da, biz de gibi ifadeler içeren bir cümle kurmak istiyorsak too kelimesinden faydalanabiliyoruz ve bu durumda too sözcüğünü cümlemizin en sonuna getiriyoruz. Örneğin, bize şöyle bir cümle söylenmiş olsun:
Çok meşgulüm. – I am really busy.

Bu cümleye katılmak için “Ben de çok meşgulüm” derken, cümleyi aynen alıp sonuna too koyabiliyoruz. Şöyle yani:
I am really busy too.

Bu kullanım doğru ancak biraz uzun. Günlük konuşmalarda bu kısmı tekrar etmek yerine sadece yardımcı fiili söyleyip yanına too koymak yeterli oluyor. Şöyle yani:
I am too.

Tabi katıldığımız cümleyle kuracağımız cümlenin özneleri farklı olsaydı yardımcı fiilimizi de orijinal cümlenin zamanına uygun olan başka bir yardımcı fiille değiştirmemiz gerekebilirdi. Örneğin ilk cümlemiz şu olsun:
Onlar uçakla geliyor. – They are coming by plane.

Biz de bu cümleye istinaden, “O da (uçakla geliyor)” demeye çalışalım. Tabi bu durumda yardımcı fiil olarak are değil is kullanmamız gerekiyor çünkü şimdiki zamanda tekil öznelerden sonra is kullanıyoruz. Şöyle yani:
He is too.

Bazen de yardımcı fiilimiz bu kadar göz önünde olmayabilir çünkü orijinal cümlemiz, olumlu cümlesinde yardımcı fiil içermeyen bir zamanda kurulmuş olabilir. Mesela geniş zamandaki olumlu cümlelerde yardımcı fiil kullanmıyorduk. Bu durumda tıpkı, 71. derste gördüğümüz Tag Questions yani, Onaylama Soruluları konusunda olduğu gibi, o zamana ve özneye uygun yardımcı fiili kendimiz buluyoruz. Şu cümleyi ele alalım:
Günde sekiz saat uyurlar. – They sleep eight hours a day.

Şimdi bu cümleye katılarak “Biz de” demek istersek geniş zamana ve bize en uygun yardımcı fiili seçerek şöyle diyoruz:
We do too.

Tabi orijinal cümlemiz mutlaka bir zaman cümlesi olmak zorunda da değil; bazen içinde can, could, should gibi modal geçen bir cümleye katılmak da isteyebiliriz. Bu durumda modalımıza yardımcı fiilmiş gibi muamele ediyoruz. Örneğin şöyle bir cümlemiz olsun:
Sabah saat 09.00 civarında burada olabilir. – He can be here at around 09.00 in the morning.

Bu cümleye katılalım ve “Ağabeyi de (sabah saat 09.00 civarında burada olabilir)” mesajını vermeye çalışalım:
His brother can too.

As well ifadesini de olumlu cümlede tıpkı too sözcüğünü kullandığımız pozisyonda kullanıyoruz ve aynı anlamı veriyor. Yani örnek cümlelerimizi şu şekilde de söylemek pekala mümkün:
I am really busy. – Çok meşgulüm.
I am really busy as well. – Ben de çok meşgulüm.

They are coming by plane. – Onlar uçakla geliyor.
He is as well. –  O da (uçakla geliyor).

They sleep eight hours a day. – Günde sekiz saat uyurlar.
We do as well. – Biz de (günde sekiz saat uyuruz).

He can be here at around 09.00 in the morning. – Sabah saat 09.00 civarında burada olabilir.
His brother can as well. – Ağabeyi de (sabah saat 09.00 civarında burada olabilir).

Too ve as well kelimelerini olumlu bir cümleye katılırken kullanıyoruz demiştik. Peki olumsuz bir cümleye katılırken ne yapıyoruz diye soracak olursanız, tıpkı bunlar gibi kullanılan bir kelimemiz var: either. Bu sözcüğü İngilizler ve Amerikalılar sırasıyla “aydır-iidır” şeklinde telaffuz edebiliyor. Bununla da örnek cümleler kurup bunlara katılalım:
Meggie senin sandığın kadar dürüst değil. – Meggie isn’t as honest as you think.
Julia da (öyle). – Julia isn’t either.

Soruların bazılarını cevaplayamadım. – I couldn’t answer some of the questions.
Öğretmenimiz de (cevaplayamadı). – Our teacher couldn’t either.

O henüz bir şey yemedi. – She hasn’t eaten anything yet.
Biz de (yemedik). – We haven’t either.

Şimdi bir de too, as well ve either kelimeleri gibi de/da anlamını veren, ancak cümle sonunda değil de cümle başında kullanılan so ve neither kelimelerine bakalım. Kullanıldığı cümleler açısından so’yu too’ya, either’ı ise neither’a benzetebiliriz çünkü so kelimesini olumlu, neither kelimesini ise olumsuz bir cümleye katılırken kullanıyoruz. Kullanım şekilleri ise bambaşka. Bu iki sözcükle cümle kurarken sanki -wh ile başlayan soru kelimeleriyle bir soru cümlesi kuruyormuş gibi düşünebiliriz; tek fark -wh soru kelimesi yerine bunları getirmek.

Öncelikle so ile başlayalım ve biraz önce too ile kurduğumuz cümleleri bu formüle göre so ile kurmaya çalışalım. İlk cümlemiz şuydu:
Çok meşgulüm. – I am really busy.

“Ben de” demek için öncelikle so ile başlıyoruz:
So…

Sonra yardımcı fiilimizi yazıyoruz:
So am…

Sonra da öznemizi yazıyoruz:
So am I.

Diğer cümlelerimizle devam edelim:
Onlar uçakla geliyor. – They are coming by plane.
O da (uçakla geliyor). – So is he.

Günde sekiz saat uyurlar. – They sleep eight hours a day.
Biz de (günde sekiz saat uyuruz). – So do we.

Sabah saat 09.00 civarında burada olabilir. – He can be here at around 09.00 in the morning.
Ağabeyi de (sabah saat 09.00 civarında burada olabilir). – So can his brother.

Şimdi de either ile kurduğumuz cümleleri neither ile söylemeye çalışalım. Kuralımız yine so yapısındaki gibi:
Meggie senin sandığın kadar dürüst değil. – Meggie isn’t as honest as you think.
Julia da (öyle). – Neither isn’t Julia.

Cümlemizde bir tuhaflık var çünkü cümlemiz fazla “acılı” oldu. Ben olumsuz cümlelere acılı cümleler diyorum. Bu cümle isn’t kelimesinin varlığından ötürü zaten yeterince acılıyken biz içine neither ile biraz da acı kattık ve tamamen yenilmez hale geldi. Neither’ı çıkartamayacağımıza göre isn’t ifadesindeki not’ı çıkartalım ve şöyle diyelim:
Neither is Julia.  

Şimdi de şu örneklerle devam edelim:
Soruların bazılarını cevaplayamadım. – I couldn’t answer some of the questions.
Öğretmenimiz de (cevaplayamadı). – Neither could our teacher.

O henüz bir şey yemedi. – She hasn’t eaten anything yet.
Biz de (yemedik). – Neither have we.

Olumsuz bir cümleye neither ile katıldığımız tüm bu örneklerde neither yerine kullanabileceğimiz bir kelime daha var: nor. Yani tüm bu cümleleri şöyle de kurabilirdik:
Nor is Julia.
Nor could our teacher.
Nor have we.

Yine de nor’un bu kullanımını, ilerleyen derslerde öğreneceğimiz, either…or, neither…nor yapılarıyla karıştırmayın çünkü onlar tamamen farklı şeyler.

Söylenilen bir cümleye katılan kişi bizsek, günlük konuşmalarda kısaca “Me too” ve “Me neither” ifadelerini de kullanabiliyoruz. Her ikisi de “Ben de” anlamını veriyor ve yine aynı şekilde, me too ifadesini olumlu bir cümleye, me neither ifadesini ise olumsuz bir cümleye katılırken kullanıyoruz. Örneklere bakalım:
O, yazın hep güneş gözlüğü takıyor. – He always wears sunglasses in summer.
Ben de (takıyorum). – Me too.

Patronuna hayır diyemiyor. – He can’t say no to his boss.
Ben de (diyemiyorum). – Me neither.

Yine günlük konuşmalarda too kelimesinin cümle sonunda değil de, olumlu bir cümlede özneden hemen sonra kullanıldığı durumlara şahit olabilirsiniz. Örneklere bakalım:
Ben daha önce Meksika’ya gittim. – I have been to Mexico before.
Ben de oraya birkaç kez gittim. – I, too, have been there several times. 

O, tanıdığım birçok kişiden daha zeki. – She is smarter than most people I know.
Onun kızı da oldukça zeki. – Her daughter, too, is quite smart.

Şimdi also kelimesine bakalım. Aslo kelimesi sadece olumlu cümlelerde kullanılıyor. Bu kelime tek başında kullanıldığında ya da cümle başında kullanıldığında “ayrıca” anlamına geliyor. Önce buna birkaç örnek verelim:
I will need some money. Also, I will need a new ID. – Paraya ihtiyacım olacak. Ayrıca yeni bir kimliğe ihtiyacım olacak.
She is going to get married next year. Also, she will move to Ireland. – Gelecek yıl evlenecek. Ayrıca İrlanda’ya taşınacak.

Özneden sonra, fiilden önce veya cümle sonunda kullanıldığı ise tıpkı diğerleri gibi de/da anlamını veriyor. Örneklere bakalım:
Mr. Carson is leaving the hotel this afternoon. – Bay Carson bu öğleden sonra otelden ayrılıyor.
We are also leaving the hotel this afternoon. – Biz de bu öğleden sonra otelden ayrılıyoruz.

He wants to eat chicken for lunch. – Öğlen yemeğinde tavuk yemek istiyor.
I also want to eat chicken for lunch. – Ben de öğlen yemeğinde tavuk yemek istiyorum.

This job requires time. – Bu iş zaman gerektirir.
It requires energy, also. – Enerji de gerektirir.

Cümlemizde be fiili geçiyor ise, also kelimesini be fiili ve türevlerinden sonra getiriyoruz. Şu örneklere bakın:
She is at the dentist’s right now. – O şu anda dişçide.
We are also at the *dentist’s with her right now. – Biz de şu anda onunla dişçideyiz.

*Not: İngilizcede dişçinin muayenehanesi, bakkalın dükkanı, kuaförün salonu gibi şeyler kastedilirken uzun uzun muayenehane, dükkan, salon yazmaktansa dişçinin, bakkalın, kuaförün yazıp bırakıyoruz ve bunu da aitlik anlamı katan ‘s ile yapıyoruz.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Soo, Too, Either, Neither Konu Anlatımı için 3 cevap

  1. Göknil der ki:

    Bu gün rastgele YouTube videonuzu izledim, oradan sitenize ulaştım. Bu güne kadar hiç bu kadar başarılı, sade, anlaşılır ve eğlenceli bir anlatımla karşılaşmadım. Sizi tebrik ederim, sitenizi İngilizce öğrenmek isteyenlere önereceğim.

  2. gizem dalbayrak der ki:

    muhteşem bir site teşekkürler

Bir Cevap Yazın