Wish Clause Konu Anlatımı




Koşul bildiren yapıları anlattığım son üç derslik serinin tamamlayıcısı olan bu derste wish clause konusunu, yani wish cümleciklerini anlatıyorum. Wish kelimesini tek başına ele aldığımızda, hem isim hem de fiil olarak kullanıldığını görebiliriz. İsim olarak kullanıldığında dilek/istek anlamlarına geliyor. Fiil olarak kullanıldığında ise dilemek/istemek anlamlarına sahip oluyor. Biz ise bu derste çoğunlukla, wish kelimesinin I öznesinden sonra kullanıldığında, bu anlamların dışında sahip olduğu diğer bir anlamının üzerinde duracağız: keşke. Her insan gibi İngilizlerin de hayatlarında keşkeleri oluyor ve bunları dile getirirken de wish kelimesini kullanıyorlar. Tabi keşke ile başlayan cümleler ya geçmişe ait bir pişmanlığı ya da o ana ait bir varsayımı dile getirdikleri için koşul cümleleriyle yakından akrabalıkları var.

Wish ile bir cümle kurarken, koşul cümlelerinde olduğu gibi bir temel cümlecikten ve bir yan cümlecikten bahsetmek mümkün. Ancak burada farklı olan şey, wish kelimesinin içinde geçtiği kısmın temel cümle olması, çünkü esas olan eylem bir şey diliyor olmamız. Neyi dilediğimizi ise bunu takip eden yan cümlede söylüyoruz. Hem şu ana veya geleceğe hem de geçmişe gönderme yapan keşke cümlelerinin ortak özelliği, temel cümlenin genellikle geniş zamanda olması. Cümlede kullanacağımız özneye göre I wish, you wish, they wish veya he, she wishes şeklinde olabiliyor. Öznemiz I’dan farklı bir sözcük olduğunda “diliyor/istiyor” şeklinde çeviriyoruz. Ancak keşkelerimiz genellikle bizi ilgilendirdiği için en sık duyacağımız ve kullanacağımız versiyonu I wish şeklinde olacak.

İlk olarak geleceğe veya şu ana özgü wish cümlelerini nasıl kuracağımızı öğrenelim. Geleceğe veya şu ana özgü wish cümleleri ile kastım, o an için gerçek olmayan, hayalini kurduğumuz şeyler. Bu açıdan ikinci tür koşul cümleleriyle akrabalıkları var ve yan cümleleri onlarla aynı; yani -dili geçmiş zamanda. Eminim çoğunuzun hayali İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşmaktır ve arada sırada şöyle dediğiniz oluyordur: “Keşke İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşsaydım”. Bu dileğiniz şu anı ve geleceği ilgilendirdiği için I wish + Simple Past şeklinde cümle kurmamız gerekiyor. Simple Past, yani -dili geçmiş zaman kullanacak olmamız sizi şaşırtmasın, çünkü bu cümlelerde her ne kadar geçmiş zaman kullanıyor olsak da cümlelerin anlamının geçmiş zamanla bir ilgisi yok. Zaten dikkat ederseniz Türkçesinde de “konuşsaydım” dedik. Bu durumda cümlemiz şu şekilde oluyor:
I wish I spoke English fluently.

Bu tür bir cümleyi Türkçeye çevirirken “konuşsaydım” demek yerine “konuşsam” da diyebiliriz tabi. Ancak eğer “konuşabilseydim” demek istersek, işin içine bir de beceri bildiren -ebilmek girdiğinden İngilizcesinde de could kullanmamız gerekirdi. Şöyle yani:
I wish I could speak English fluently.

Başka öznelerle de örnek cümleler kuralım:
Daha fazla arkadaşı olmasını diliyor. – She wishes she had more friends.
Kupayı kazanmayı diliyorlar. – They wish they won the cup.
Daniel uçabilmeyi diliyor. – Daniel wishes he could fly.
Herkes daha fazla boş vaktinin olmasını diliyor. – Everyone wishes they had more free time.

Bir de bazen içinde be fiilinin hallerinden birinin geçtiği cümleler kurmak isteyebiliriz. Bu durumda tıpkı ikinci tür koşul cümlelerinde olduğu gibi, tüm özneler için were kullanma eğilimi var. Kuralı değil, eğilimi diyorum çünkü dilde kuralların olduğu yerde kuralsızlıklar da oluyor. Burada da kural her ne kadar were kullanmak olsa da sözlü dilde was kullanıldığını duyabiliyoruz. Örnek cümlelere bakalım:
Keşke şu anda senin yanında olsam. – I wish I were with you right now.
Bu kadar kısa boylu olmamayı diliyor. – He wishes he werent so short.
Daniel o iş için uygun şartlara sahip olmayı diliyor. – Daniel wishes he were eligible for that position.

Gördüğünüz, gibi “uygun şartlara sahip olmak” ifadesini İngilizcede tek bir sıfatla söyleyebiliyoruz.

Şimdi bir de geçmişe dair keşkelerimizi nasıl söyleyeceğimizi öğrenelim. Bu yapıda temel cümle kısmı yine aynı kalıyor, yan cümlede ise geçmişin de geçmişine atıfta bulunarak -mişli geçmiş zaman kullanıyoruz. Yani tıpkı üçüncü tür koşul cümlelerinde olduğu gibi. Farklı öznelerle kurulmuş örneklere bakın:
Keşke giysilere bu kadar çok para harcamasaydım. – I wish I hadn’t spent so much money on clothes.
Annesinin tavsiyesini dinlemiş olmayı diliyor. – She wishes she had listened to her mother’s advice.
Bir avukat tutmuş olmayı diliyorlar. – They wish they had hired a lawyer.

Be fiili ve halleri söz konusu olduğunda ise -mişli geçmiş zamanda was veya were kullanamayacağımızdan been halini kullanıyoruz. Şu örneğe bakın:
Keşke daha sabırlı olsaydım. – I wish I’d been more patient.

Temel cümle olarak adlandırdığımız wishli kısımda sadece geniş zaman ile sınırlı değiliz. Bazen nadir de olsa, “isteyeceksin/dileyeceksin” demek isteyebiliriz. Bu durumda bu kısımda will kullanabiliyoruz. Bunun örneğine de bakalım:
Kolombiya’ya gittiğinde ülkenden ayrılmamış olmayı dileyeceksin. – When you go to Colombia, you will wish you had never left your country.

İçinde “keşke” geçen ifadelerde, bazen yan cümle kısmında would kelimesinin kullanıldığı örneklerle karşılaşabiliriz. Bu bir hata olmamakla beraber, daha çok bir şikayet veya istek bildirilmek istenen durumlarda tercih ediliyor. Mesela gün boyu yağmur yağıyor olduğunu düşünelim; öyle ki içimiz kararmış artık ve “Keşke yağmur dursa” demek istiyoruz. Bunu o kadar yürekten söylüyoruz ki “I wish it stopped raining” demek bize yetmiyor ve böyle bir durumda “I wish it would stop raining” diyebiliyoruz. Gün boyu yağmur yağması kadar sıkıcı olan başka bir şey de, yanımızda gün boyu konuşan ve hiç susmayan birinin olması. Eminim çoğunuzun öyle arkadaşları vardır. Bazen onlara şöyle demek isteyebiliriz:
I wish you wouldn’t talk so much. – Keşke bu kadar çok konuşmasan.

Bu tür bir durumda “I wish you didn’t talk so much” demek ile “I wish you wouldn’t talk so much” demek arasındaki fark; ilk cümlenin bir nasihat/tavsiye bildiriyor olması; ikincisinin ise bıkkınlık mesajı bildiren bir şikayetlenmeyi anlatması.

Wishli cümlelerde would kullanırken dikkat etmemiz gereken bir şey ise, kendi kendimize bir şikayette veya istekte bulunamayacağımızdan, “I wish I would…” ile başlayan cümleler kurmamak. Bu tür cümlelerin öznesi zaten kendimiz olduğu için böyle serzenişlerde bulunmak tuhaf oluyor. Yani örneğin, daha uzun boylu olmadığı için şikayet eden birisi “I wish I would be taller” demiyor; “I wish I were taller” demekle yetinmek zorunda (tabi bir de boyuyla).

Son olarak ise, bir kısmınızın daha önce duymuş olabileceğinizi tahmin ettiğim “if only” yapısından bahsetmek istiyorum. Tek başlarına ele alındıklarında “eğer” ve “sadece” anlamlarına gelen bu iki sözcük birleşince ortaya tamamen farklı bir anlam çıkıyor: keşke. Bu keşkenin wish kelimesinden hiçbir farkı yok ve şu ana kadar yaptığımız örneklerin tümünde wish kelimesinin yerini tutabiliyor. Örneklere bakın:
Keşke daha genç olsaydım. – If only I were younger.
Keşke ona merhaba deseydim. – If only I’d said hi to him.
Keşke bu kadar çok soru sormasan. – If only you wouldn’t ask so many questions.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Wish Clause Konu Anlatımı için 4 cevap

  1. HAKAN der ki:

    TOFEL VE IELTS SINAVINA NASIL ÇALIŞMALIYIZ VEYA KURSA GİTMEMİZ GEREKİR Mİ?TAVSİYLERİNİZ NELERDİR?

  2. peri der ki:

    Özer bey merhaba…

    “I wish that I had a big house” cümlesinde “that”in işlevi nedir? lütfen aydınlatır mısınız?

    bu örneklerden şurada epey var. http://www.perfect-english-grammar.com/wish.html

    teşekkürler.

Bir Cevap Yazın