42. Can, Could, Be able to Konu Anlatımı Videosu

19. videomda “can” konusunu anlatmıştım. Yapabildiğimiz ve yapamadığımız şeylerden bahsederken “can” kullanabildiğimizi söylemiştim. O videoya gitmek için sağ üst köşedeki “i” harfine tıklayınca çıkan oynatma listesini kullanabilirsiniz. Bugün ise “can” ile aynı anlamı katan yeni bir yapı öğreteceğim: be able to. Can kullanmak varken neden böyle bir sözcüğe ihtiyacımız var diye sorabilirsiniz. Sebebi şu, “can” sadece şu ana özgü bir “yapabilmek” mesajı veriyor. Gelecek zamanda, geçmiş zamanda ve diğer tüm zamanlarda be able to kullanıyoruz. Be able to ifadesi, başındaki “be” fiilinin am, is, are, was, were, be ve been şeklinde çekilebilmesinden ötürü tüm zamanlara uyum sağlayabiliyor. Şimdi biraz ayrıntıya inelim ve can ile be able to kullanımını farklı zamanlarda inceleyelim.

Öncelikle geniş zamanla başlayalım ve be able to ile geniş zamanda bir cümle kuralım. Mesela, çok basit bir cümleyle başlayarak “Ben araba sürebilirim” diyelim. Be able to’dan sonra fiili yalın halde kullanacağız:
I be able to drive a car.

Bir yanlışlık var galiba… Be able to ifadesinin başındaki “be” fiilini cümlenin zamanına ve öznenin tekillik-çoğulluk durumuna göre çekmemiz gerekiyordu. Hemen düzeltelim öyleyse:
I am able to drive a car.

Yine de bir yanlışlık var… Aslında gramer olarak cümlede bir hata göremiyorum. Anlamı da doğru… Aynı cümleyi “can” ile kurmayı deneyelim, bakalım nasıl olacak:
I can drive a car.

Bu doğru oldu! Çok ilginç… Dersin başında be able to tüm zamanlarda kullanılabilir demiştim ama şimdi size karşı mahcup oldum. Bu çok basit geniş zaman cümlesinde bile be able to, can’in yerini tutamadı. Bir dakika… Acaba sorun cümlenin “çok basit” olması olabilir mi? Peki o zaman şöyle günlük kullanımda değil de, genellikle yazı dilinde rastlayacağımız kelli felli bir cümle kuralım:
Bu bölgede yer alan şirketler, tüm bir yıl boyunca çalışanlarının finansal ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir.
The companies which are located in this area are able to supply the financial needs of their employees during an entire year.

Hata yok. Buradan ben şu sonuca varıyorum: geniş zamanda -ebilmek anlamını vermek için genellikle “can” kullanıyoruz. Geniş zamanda be able to da kullanabiliyoruz ama bu biraz resmi kaçıyor ve daha çok yazım diline özgü bir durum oluyor.

Peki gelecek zamanda bu durum nasıl oluyor? Gelecek zamanda “he is going to can” veya “she will can” gibi cümleler kuramıyoruz. Gelecek zaman cümle yapısıyla beraber mutlaka be able to kullanmamız gerekiyor. Gelecek zamanda fiillerin yalın halini kullandığımız için de be able to yapısındaki “be” kısmı aynı kalıyor. Örnekler yapalım:
I will be able to meet him tonight. – Onunla bu gece buluşabileceğim.
She is going to be able to pass her exam tomorrow. – O yarın sınavını geçebilecek.
They are going to be able to arrive here around five. – Saat beş gibi buraya varabilecekler.

Tabi “can” sadece geniş zamanda kullanılabilir demekle “can” sözcüğüne de haksızlık etmemek gerek. Evet, “can” belki sadece geniş zaman cümle yapısıyla kullanılıyor olabilir ama pekala geleceğe özgü bir mesaj da verebiliyor. Yukardaki cümleleri “can” ile kurmayı deneyelim:
I can meet him tonight. – Onunla bu gece buluşabilirim.
She can pass her exam tomorrow. – O yarın sınavını geçebilir.
They can arrive here around five. – Saat beş gibi buraya varabilirler.


Bir de geçmiş zamana bakalım. Aslında geçmiş zamanda “can” sözcüğünün yerini tutan ve “can” ile aynı anlamı veren bir sözcüğümüz var: could. Could kelimesinin -ebilmek anlamına geldiğini, olasılıkları ve ricaları anlatan 37. ve 38. videolarımda söylemiştim. “Can” ile kurduğumuz bir cümlede, başka hiçbir şey değiştirmeksizin “can” yerine “could” kullanarak cümleyi geçmiş zamana taşıyabiliyoruz. Örnekler yapalım:
“Çocukken ağaçlara tırmanabiliyordum” diyelim: I could climb trees when I was a child.
“On yıl önce her gün beş kilometre yürüyebiliyordu” diyelim: She could walk five kilometers every day ten years ago.
“Geçen yıl Himalayalar’a tırmanabildik” diyelim: We could climb the Himalayas last year.

Hmm. Son cümlede yine bir sorun var galiba. Oysa birinci cümledekiyle aynı fiili kullandım, aynı cümle sıralamasını izledim. Peki bu iki cümle arasında farklı olan şey ne? Özneyi de aynı yapayım:
Geçen yıl Himalayalar’a tırmanabildim. – I could climb the Himalayas last year.

Yine olmadı. Sorun galiba öznede ya da fiilde değil; olayın genellik arz etmesinde. Mesela, “çocukken ağaçlara tırmanabiliyordum” dediğimizde tek bir olayı değil, uzun bir süreci düşünerek konuşuyoruz. Geçen yıl Himalayalar’a tırmanmış olmamız ise tek sefer gerçekleştirdiğimiz, genel değil, özel bir durum. Demek ki geçmişte yaşanmış, bu tür özel bir beceriyi veya başarıyı anlatırken “could” kullanamıyoruz. Peki ne kullanıyoruz, haydi tahmin edin! Geriye be able to kalıyor zaten:
Geçen yıl Himalayalar’a tırmanabildik. – We were able to climb the Himalayas last year.

Bu tür “zoru başarmak” mesajı veren ya da genel değil özel durumlar anlatan cümlelere birkaç örnek daha verelim:
Köpeğe çarpmadan önce arabayı durdurabildim. – I was able to stop the car before I hit the dog.
Arabayı tamir edebildik. – We were able to repair the car.
Oraya zamanında ulaşabildiler. – They were able to reach there on time.

Peki geçmiş zamanda cümle olumsuz olunca ya da soru cümlesi olunca bu, özellik ve genellik olgusu devam ediyor mu diye sorarsanız cevabım hayır. O durum sadece geçmiş zamanda olumlu cümleye özgüydü. Mesela şu cümlelerde hem be able to hem de could kullanabiliyoruz:
I couldn’t sleep well last night. / I wasn’t able to sleep well last night.
Dün gece iyi uyuyamadım.

My parents couldn’t attend my graduation ceremony. /  My parents weren’t able to attend my graduation ceremony.
Annem ve babam mezuniyet törenime katılamadı.

Could you run fast when you were younger? / Were you able to run fast when you were younger?
Gençken hızlı koşabiliyor muydun?

Be able to yapısını henüz öğrenmediğimiz farklı zamanlarda da kullanabileceğiz. Yapmamız gereken tek şey, cümlenin zamanına ve öznenin tekillik-çoğulluk durumuna göre “be” filinin çekimini yapmak olacak.

Be able to yapısının güzel taraflarından biri de, diğer modallar ile beraber kullanılabilmesi. Bu sayede tek bir cümlede aynı anda hem beceri hem de olasılık ya da zorunluluk bildirebiliyoruz mesela. Örnekleri inceleyelim:
I might be able to fix this problem. – Bu sorunu giderebilirim.
He should be able to afford this car. – Bu arabanın parasını karşılayabilecektir.
They must be able to answer all of the questions. – Soruların hepsini cevaplayabilmeliler.
We may be able to watch the movie footages now. – Şimdi film alıntılarını izleyebileceğiz.

konuanlatim


Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

42. Can, Could, Be able to Konu Anlatımı Videosu için 5 cevap

  1. Necati ERDOGAN der ki:

    Hocam tesekkurler emekleriniz icin her gun takip ediyorum sizi yeni videonuzu ekler eklemez hemen o gun izliyorum, bir ders ancak bu kadar guzel anlatilabilinir ve sevdırılebılınır. Yıllarca cok buyuk sıkıntılar yasadım ıngılızceden fakat sızın vıdeolarınızı ızlemeye basladıgımdan berı ıngılızcenın ne oldugunu kavramaya basladım….

    Sonsuz tesekkurler tekrardan

  2. hard follower der ki:

    ben de aynı düşünce içerisindeyim. 10 dk ya konular ancak bu kadar yalın ve tam anlatılabilirdi. Uzun ve sıkıcı videolar bizi iğreti ediyordu zaten.

  3. ersin emir gengönül der ki:

    sizin derserinizle ingilizcemin geliştigini açıkca söyleyebilirim
    konu anlatım, verilen örnekler anlatım şekilleri herşey çok açık net ve güzel. tebrik ederim. aynı zamanda teşekürler. bizlere katkı sağlıyorsunuz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir