77. If Clause Type 2 Konu Anlatımı


If Clause Type 2 Konu Anlatımı #77 paylaşan: ingilizcekonuanlatimi

Bir önceki derste olduğu gibi, bu derste de koşul cümlelerini anlatmaya devam ediyorum. Bir önceki dersten hatırlayacak olursanız, koşul cümlelerinin 0-1-2-3 gibi türleri olduğundan bahsetmiş ve 0 ile 1. tür koşul cümlelerini anlatmıştım. Bu derste ise Type 2, Second Conditional veya Tür 2 olarak bilinen ifli cümleleri anlatacağım.

Sıfır ve birinci tür koşul cümleleri, “şöyle olursa şöyle olur” ya da “şöyle olursa şöyle olacak” diyordu. Tür 2 cümleleri ise “şöyle olsaydı şöyle olurdu” diyor. Peki böyle derken acaba geçmişi mi anlatıyorlar? Cevap kocaman bir HAYIR çünkü ikinci tür koşul cümlelerinin geçmişle uzaktan yakından bir alakası yok. Bunlar daha çok bir varsayımdan, hayalden veya gerçekleşmesi asla mümkün olmayacak bir olasılıktan bahsediyor. Bunu yaparken de hem İngilizcelerinde hem de Türkçelerinde -dili geçmiş zaman kurallarını kullanıyorlar ve bu yüzden sıklıkla geçmiş zaman cümlesiymiş gibi algılanıyorlar.

Konuyu daha iyi anlayabilmeniz için geçen dersteki gibi koşul cümleciği ve temel cümlecik ayrımı yapalım ve hangi tarafta hangi zamanın kullanıldığına bakalım. Koşul bildiren ve dolayısıyla if kelimesini içinde barındıran cümleye koşul cümlesi; sonucu, yani ana fikri belirten kısma ise temel cümle diyorduk. Tür ikide koşul cümleciği kısmında simple past tense, yani dili geçmiş zaman, temel cümlecik kısmında ise would veya could cümlelerini kullanıyoruz. Eee madem hayal kuracağız, -erdi/-ardı anlamını veren would veya -ebilirdi anlamını veren could kullanmak çok mantıklı. Yine olmayacak bir şeyden bahsettiğimiz için, koşul cümleciği kısmında da “olsa” demek yerine “olsaydı” demek daha uygun duruyor. İki dilin kurallarının örtüştüğü keyifli konulardan biri bu. Tabi bir yere kadar!

Şimdi örnek cümlelerimiz gelsin ama biraz yavaş gelsinler. Önce koşul cümlesi kısımları, ardından temel cümle kısımları gelsin:
If I had one million dollars… – Bir milyon dolarım olsaydı…
If I lived in Spain… – İspanya’da yaşasaydım…
If she won the lottery… – Lotoyu kazansaydı…

Şimdi de temel cümle kısımlarına bunlara uygun cümleler getirelim:
…I would donate most of it to a charity. – …büyük bir kısmını bir hayır kurumuna bağışlardım.
…I would learn Spanish. – …İspanyolca öğrenirdim.
…she would share most of it with her friends. – …büyük bir kısmını arkadaşlarıyla paylaşırdı.

Bu üç cümlenin üçünde de could kullanmadım çünkü could -ebilmek gibi bir anlam kattığı için, daha çok bir yetenekten bahsetmek istediğimizde kullanıyoruz. Could ile de örnek cümleler kuralım:
If I had an eye on the back of my head, I could see behind. – Kafamın arkasında üçüncü bir gözüm olsaydı arkamı görebilirdim.
If he had the right tools, he could mend the car. – Uygun aletleri olsaydı arabayı tamir edebilirdi.

Bu son cümlenin çevirisine bakıp bu cümleyi geçmiş zamandaymış gibi algılamamak önemli. İngilizcede cümlenin kaçıncı tür olduğuna bakarak bu ayrımı kolayca yapabiliyoruz ama bazen Türkçesinden bunu anlamak çok mümkün olmuyor. Mesela bu cümle pekala geçmişi anlatıyor da olabilir. Birisi arabayı tamir etmek istemiştir, ancak uygun aletleri olmadığı için edememiştir; biz de bu durumda bunu demişizdir: “Uygun aletleri olsaydı arabayı tamir edebilirdi.” İşte eğer cümlemiz geçmiş zamandaki bu tür bir durumu anlatıyorsa, bunu Tür 2 ile değil, Tür 3 ile kurmamız gerekiyor ki onu da bir sonraki dersimizde öğreneceğiz.

Peki temel cümleye beceri değil de, olasılık katmak istersek ne yapıyoruz? Olasılık denilince aklımıza ilk gelen kelimelerden biri olan might sözcüğünü kullanıyoruz. Örneklere bakın:
If I spoke to him in person, I might convince him. – Onunla yüz yüze konuşsaydım onu ikna edebilirdim.
If he asked her out, she might accept it. – Ona çıkma teklif etseydi kabul edebilirdi.

İkinci tür koşul cümlelerinin belki de en büyük farklılığı, koşul cümleciği kısmında be fiilinin hallerinden biri geçiyorsa, tekil-çoğul demeden were şeklinde gelmesi. Mesela şöyle bir cümleyi kurmaya çalışalım:
O şu anda burada olsaydı aynısını yapardı. – If she were here right now, she would do the same.

Geçen derste koşul cümlelerinin kendi yasaları olan bir eyalet gibi olduğunu söylemiştim. Eminim şu anda buna katılıyorsunuzdur… Tabi bir yerde kural varsa kuralsızlık da olacaktır. Yani ikinci tür koşul cümlelerinde be fiilinin was şeklinde kullanıldığı örnekler de duyabilirsiniz. Okuyabilirsiniz demiyorum, duyabilirsiniz diyorum çünkü bu kuralsızlıklar çoğunlukla sözlü dilde oluyor. Be fiili de “I” öznesinden sonra “were” şeklinde kullanıldığı için İngilizce öğrenenler hayatlarının bir anında uykudan aniden uyanarak “I’dan sonra was mı geliyordu, were mü geliyordu?” diye düşünebiliyor. “I” ile de bir örnek yapalım:
Daha uzun olsaydım polis memuru olabilirdim. – If I were taller, I could be a police officer.


Şu kullanımı da eminim çoğunuz duymuşsunuzdur:
If I were you… – Senin yerinde olsaydım…

Devamında da bir şey getirelim:
…I would hire a professional. – …profesyonel birini tutardım.

Tür ikide koşul cümleciği kısmına sadece -dili geçmiş zaman geliyor demek doğru olmaz. Çok nadir de olsa past continuous tense, yani devam eden geçmiş zamanın geldiği de olabiliyor. Örnekleri inceleyelim:
If they were staying here, they would tell us. – Burada kalıyor olsalardı bize söylerlerdi.
If Daniel were studying hard enough, he could pass his exams. – Daniel yeterince sıkı çalışıyor olsa sınavlarını geçer.

Tür iki koşul cümleleri şu anı anlattığı için son cümleyi bu şekilde çevirmekte sakınca görmedim ama bu sefer de cümlem birinci tür koşul cümlesiymiş gibi algılanabilir diye korkuyorum. Şöyle yani:
If Daniel studies hard enough, he can pass his exams. – Daniel yeterince sıkı çalışırsa sınavlarını geçer.

Bu iki cümle arasındaki temel fark, ilk cümledeki Daniel’ın asla sıkı çalışacak karakterde biri olmaması. İkinci cümledeki Daniel’ımız ise isterse yapabilecek potansiyele sahip. Hani, zeki ama çalışkan olmama durumu var ya…

Bazen koşul cümleciği, şu ana kadar yaptığımız tüm örneklerde olduğu kadar net olmayabiliyor. Bunlara “implied conditional”, yani vurgulanan koşul diyoruz. Vurgulanan koşul cümlelerinde, if kelimesinin içinde geçtiği koşul cümlesi söylenmiyor ama anlaşılıyor. Bunun örneğini şöyle bir cümlede görmek mümkün:
What would I do without your help? – Senin yardımın olmadan ne yapardım ben.

Bu cümleden, karşısındaki kişinin ona yardım etmiş olduğu sonucu çıkıyor ve aslında şu söylenmek isteniyor:
Sen yardım etmeseydin ne yapardım ben.

Yani sonuçta bir varsayımdan bahsedildiği için, ikinci tür koşul cümlesinde tercih ettiğimiz would kelimesini kullanarak bunu söylüyoruz. Şu cümlede de durum aynı:
He would never come to terms with us. – Asla bizimle uzlaşmazdı.

‘Hani yani sormadık ona ama sorsaydık da uzlaşmazdı’ şeklinde bir varsayım belirtiyor.

Son bir not; tıpkı tür sıfır ve tür bir koşul cümleleri gibi bunlarda da koşul cümleciğiyle temel cümleciğin yerlerini değiştirebiliyor; başka bir deyişle, if kelimesini ortaya alabiliyoruz. Şöyle yani:
I would call him If I knew his number. – Numarasını bilseydim onu arardım.
Cats would be able to fly if they had wings. – Kanatları olsaydı kediler uçabilirdi.
What would you do if you were a rich man? – Zengin bir adam olsaydın ne yapardın?

konuanlatim




Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

77. If Clause Type 2 Konu Anlatımı için 1 cevap

  1. Berna der ki:

    Keşke sıfat cümleleri de olsaydı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir