İngilizce Edilgenlik Konu Anlatımı







6. Edat alan fiiller nasıl edilgen yapılır?
7. Belgisiz zamirlerle (something, anything …) edilgen cümle nasıl kurulur?
8. İki fiilli cümleler nasıl edilgen yapılır?
9. Etken görünümlü edilgenler nelerdir?
10. ‘Be’ yerine ‘get’ kullanılır mı?

Bir önceki passive voice dersinde, İngilizcedeki edilgenlik konusuna giriş yapmış ve edilgen cümle kurmayla ilgili ilk beş konuya değinmiştim. O derse bakmadıysanız, bundan önce ona göz atmanızı öneririm çünkü bu derste, edilgen cümlelerle ilgili biraz daha detay konulara değineceğim. Bir önceki derse gitmek için buraya tıklayabilirsiniz.

6. Edat alan fiiller nasıl edilgen yapılır? Hatırlarsanız, bazı fiillerin kendilerine özgü edatları olduğundan bahsetmiştim ve nesne ile fiilin arasına bu edatları yerleştiriyorduk. “Look at the car, wait for the bus, listen to the music” gibi yapılar bunlara örnek. İşte bu tür yapıları edilgene çevirirken, “nasıl olsa cümlenin nesnesi özneye dönüşüp edilgen cümlenin başına geçti ve fiilden sonra gelen bir sözcük kalmadı” diyerek edatı getirmemezlik yapmıyoruz. Örneklere bakalım:
Active: They were looking for him. – Onu arıyorlardı.
Passive: He was being looked for. – Aranıyordu.

Active: They insisted on this plan. – Bu plan üzerinde ısrar ettiler.
Passive: This plan was insisted on. – Bu plan üzerinde ısrar edildi.

Yani, artık yanında nesnesi olmasa bile edatımız edilgen cümleye de geliyor. Bir de son örnekte görebileceğiniz gibi, cümlemizin nesnesi her zaman tek kelimeden oluşmak zorunda değil. “This plan” yapısını nesnemiz olarak kabul ediyoruz ve bir bütün olarak cümlenin başına taşıyoruz. “They saw a man with a long beard” gibi bir cümlede de uzun sakallı adamı sakalından tutup bir bütün halinde edilgen cümlenin başına çekiyoruz:
A man with a long beard was seen. – Uzun sakallı bir adam görüldü.

7. Belgisiz zamirlerle edilgen cümle nasıl kurulur? Aslında indefinite pronounlar ile de yine aynı kurallara göre edilgen cümleler kuruyoruz ancak, 62. derste de öğrendiğimiz gibi, any kelimesiyle başlayanları özne konumunda kullanamadığımız için, olumsuz cümlelerde bunların no ile başlayan versiyonlarını tercih ediyoruz. Mesela şöyle bir cümlemiz olsun ve biz bunu passive voice olarak söylemeye çalışalım:
I don’t understand anything he says. – Söylediği hiçbir şeyi anlamıyorum.

“Söylediği hiçbir şey anlaşılmıyor” derken, özne konumuna geleceği için anything değil, nothing kullanacağız:
Nothing he says is understood.

Hatta bu durum, olumsuz cümlede tek başına any sözcüğü için bile böyle ve bunun yerine de, yine “hiç” anlamını veren “no” kelimesini tercih ediyoruz:
Active: We didn’t buy any books. – Hiç kitap satın almadık.
Passive: No books were bought. – Hiç kitap satın alınmadı.

Any ile başlayanlar soru cümlesinde kullanıldıklarında ise, edilgene çevirirken herhangi bir değişiklik yapmaya gerek kalmıyor:
Active: Did you see anybody at the house? – Evde kimseyi gördün mü?
Passive: Was anybody seen at the house? – Evde kimse görüldü mü?

Eğer etken cümlemizin öznesi bir indefinite pronoun ise, bu cümleleri edilgene çevirirken genellikle bu özneyi söylemeyiz. Şu örneğe bakın:
Active: Nobody has found a treatment for the cancer yet. – Henüz hiç kimse kanserin tedavisini bulamadı.
Passive: A treatment for the cancer hasn’t been found (by anybody) yet.

Ancak başında “no” bulunan bir indefinite pronoun kullanarak bu cümlenin alternatifini kurmak istersek söylemek zorunda kalırız, çünkü söylemezsek cümlemiz olumlu cümle gibi algılanır:
Passive: A treatment for the cancer has been found by nobody yet.

8. İki fiilli cümleler nasıl edilgen yapılır? Bazı cümlelerde birden fazla fiil yan yana gelmiş olabilir ve bu cümleleri edilgene çevirmemiz gerekebilir. Bu durumda, yan yana gelen fiillerden ilkinin, gerund mı yoksa infinitive mi olduğuna bağlı olarak hareket ediyoruz. Bu kavramlar sizin için bir şey ifade etmiyorsa Gerunds & Infinitives konusunu anlattığım 72. derse bakabilirsiniz. Eğer ilk filimiz, kendisinden sonraki fiile -ing takısı aldıran gerund bir fiilse, being + Fiil 3 yapısını kullanıyoruz. Örneğin, “Yaşımın sorulmasından hoşlanmam” gibi edilgen bir cümleyi İngilizcede kurmaya çalışalım. Önce temel cümleyi kurarak “hoşlanmam” dememiz gerekiyor:
I don’t enjoy…

Yan cümlemiz olan, “yaşımın sorulması” kısmındaki edilgenliğini verirken de, enjoy fiilinin gerund özellikli bir fiil olmasından ötürü being + Fiil 3 formülünü uyguluyoruz:
I don’t enjoy being asked my age.

Baştaki fiilimiz, kendisinden sonraki fiilin önüne to kelimesinin gelmesini gerektiren, infinitive bir fiil olsaydı da, to be + Fiil 3 formülünü uygulardık. Örneğin, “Herkes tarafından tanınmak istiyor” cümlesindeki istemek fiili infinitive bir fiil olduğundan bu formüle göre çevrilmesi gerekiyor:
He wants to be known by everybody.

Daha da ileri gidip, bu iki cümleyi geçmişe taşıyarak, “Yaşımın sorulmuş olmasından hoşlanmadım” ve “Herkes tarafından tanınmak istiyordu” demek isteyebiliriz. İlk cümle için bir önceki derste öğrendiğimiz ve modallarla beraber kullanıldığında “-miş olmak” anlamını veren have + Fiil 3 yapısını kullanıyoruz. Tabi enjoy fiili gerund özellikli bir fiil olduğundan, hiç gözünün yaşına bakmadan have kelimesine bile -ing takısı getirtiyor ve araya da been kelimesini koyarak bu yapıyı edilgene çeviriyoruz. Ortaya çıkan formül ise having + been + Fiil 3 oluyor. Şöyle yani:
I didn’t enjoy having been asked my age.

Infinitive kullanılan diğer örnekte ise sadece temel cümlenin zamanını değiştirmek yeterli oluyor:
He wanted to be known by everybody.

Bazen ise iki fiil, tek bir cümlede birleşmiş iki ayrı yan cümlenin içinde geçebiliyor. Şu örneğe bakın:
İnsanlar onun masum olduğuna inanıyor. – People believe that he is innocent.

Birinci fiilimiz inanmak, ikinci fiilimiz ise “is” haliyle gördüğümüz “olmak” fiili. Bu tür cümlelerin ilk kısmında kullanabileceğimiz fiiller sınırlı sayıda olup, inanır, düşünür, bilir, söyler, tahmin eder gibi fiiller. Bu cümlelerin ilk kısmını edilgene çevirirken tıpkı Türkçede olduğu gibi, özne bizim için önem arz etmediğinden “inanılıyor” diyoruz. Yani şöyle:
Onun masum olduğuna inanılıyor.

“İnanılıyor” gibi genel bir ifadeyi, ikinci cümlenin öznesini veya “it” öznesini kullanarak İngilizceye iki farklı şekilde çevirebiliyoruz.
It is believed…
He is believed…

Bu noktadan sonra ise yollar ayrılıyor. İlk cümlenin devamında that; ikinci cümlenin devamında ise to kelimesi geliyor:
It is believed that…
He is believed to…

Araya that bağlacını yerleştirdiğimiz için, birinci cümlenin devamına orijinal cümlemizi aynen alıp yazabiliriz:
It is believed that he is innocent.

“To” mastarından sonra ise fiilleri yalın halde getirmek zorunda olduğumuzdan, orijinal cümlede “is” haliyle geçen olmak fiilini özüne döndürüyoruz ve “be” olarak getiriyoruz:
He is believed to be innocent.

Şimdi bir de ikinci kısmı geçmiş zamanda olan bir cümle düşünelim:
İnsanlar onun parayı çaldığına inanmıyor. – People don’t believe that he stole the money.

“Onun parayı çaldığına inanılmıyor” derken that’li versiyonda değişen çok fazla bir şey yok:
It isn’t believed that he stole the money.

“He” ile başlayan cümlemiz ise şuraya kadar aynı:
He isn’t believed to…

Devamında ise geçmiş zaman söz konusu olduğundan yine have + Fiil 3 sıralamasını izliyoruz:
He isn’t believed to have stolen the money.

9. Etken görünümlü edilgenler nelerdir? Edilgenlik İngilizcede bazı kelimelerin içine öylesine işlemiş durumda ki artık o sözcüklerin birer parçası haline gelmiş. Bu şekilde oluşturulan sıfatların bazılarını 66. derste tanıma şansımız olmuştu. Bunlar, sonları -ed takısıyla biten sıfatlardı. Yani bir bakıma, fiilin üçüncü halinin aynı zamanda bir sıfat olarak kullanılması gibi düşünebiliriz bunları. Mesela, sıkmak anlamına gelen “bore” fiilinin üçüncü hali olan “bored” kelimesi “sıkılmış” anlamına geliyordu. Burada onu sıkan dış etkenler olduğu için aslında gizli bir edilgenlik söz konusu. Benzer şekilde, “evlenmek” anlamına gelen “marry” fiilinin üçüncü hali olan “married” de “evli” anlamına geliyor. Onları birisi evlendirdiği için bunda da gizli bir edilgenlik saklı.

Bazı fiillerin ise normal anlamlarının haricinde, edilgen bir mesaj veren yan anlamları olabiliyor. Örneğin, kapatmak ve açmak anlamlarına gelen open ve close fiillerinin, aynı zamanda açılmak ve kapanmak gibi edilgen anlamları da var. Dolayısıyla bunlarla kurulan bazı cümleler, yapı olarak olmasa da anlam olarak edilgen olabiliyor. Şu örneğe bakın:
Most banks open at 08:30 in Turkey. – Türkiye’de birçok banka 08:30’da açılır.

Etken görünümlü edilgenler olur da, edilgen görünümlü etkenler olmaz mı? Var elbet ama bunlar daha çok deyimleşmiş bazı kullanımlar. Mesela, İngilizcede bir işi bitirdiğimiz zaman “I have finished my job” demek yerine “I am finished with my job” diyoruz. “Be finished with” kalıbı, edilgen gibi görünse de “bitirmek” anlamına gelen etken bir ifade.

“Kayboldum” derken de, kimse bizi kaybetmiş olmamasına rağmen “I’m lost” diyebiliyoruz. Veya kendimiz değil de, bir eşyamızı kaybetmişsek, sanki onu birileri götürmüş gibi, “It is gone” yani “Gitmiş” diyebiliyoruz.

10. ‘Be’ yerine ‘get’ kullanılır mı? Kullanılır, evet ama bazı koşulları var. Her şeyden önce, bunu daha çok konuşma dilinde tercih ediyoruz ve beklenmedik bir şekilde, aniden gerçekleşen şeyleri anlatırken kullanıyoruz. Mesela, “Terfi ettirildim” derken, “I was promoted” yerine “I got promoted” diyebiliriz.

Durum fiilleri aniden gerçekleşen şeyler kapsamına girmediğinden, durum fiillerinin geçtiği cümlelerde be yerine get kullanmak biraz tuhaf oluyor. Şuna bakın mesela:
O herkes tarafından seviliyor. – He is loved by everybody.He gets loved by everybody.

Get ile beraber kullanıla kullanıla zaman içinde kalıplaşmış bazı ifadelere bakalım:
Marry fiilinin alternatifi olan get married – evlenmek,
Start fiilinin alternatifi olan, ancak ondan daha havalı duran get started – başlamak,
Dress fiilinin alternatifi sayılabilen, ancak ondan daha sık kullanılan get dressed – giyinmek
Have a divorce ifadesinin alternatifi olan, ancak sözlü dilde ondan daha çok kullandığımız get divorced – boşanmak.

Edilgen cümlelerde be fiilini taklit eden get kelimesi bu işi o kadar profesyonelce yapıyor ki, be fiilinin şimdiki zamanda kurduğumuz passive cümlelerde geçen “being” halini bile taklit ederek “getting” şekline dönüşebiliyor. Şu örneğe bakın:
If you’re getting criticized all the time, maybe it’s time to reconsider your attitudes. – Eğer sürekli eleştiriliyorsan, belki de tutumlarını gözden geçirmenin zamanı gelmiştir.

Taklit edemediği tek şey ise, be fiilinin been şeklinde kullanıldığı perfect zamanlardaki hali. Yani şöyle bir cümlede been yerine got kullanamayız:
Her şeyle ilgilenildi. – Everything has been taken care of.Everything has got taken care of.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

İngilizce Edilgenlik Konu Anlatımı için 2 cevap

  1. merve der ki:

    hocam causative konusunu ne zaman yayımlarsınız

Bir Cevap Yazın