İngilizcede Cümle Nasıl Kurulur?




Otuzuncu dersimiz olan bu derste farklı bir çalışma yapacağız. Bu dersimizde yeni bir konu anlatmayacağım; onun yerine, şu ana kadar geldiğimiz noktada edindiğimiz bilgileri kullanarak cümleler kurmaya çalışmanızı isteyeceğim. Buna kaynak olarak da Çeviriyle Öğren’deki bir Genel Revizyon ünitesini kullanacağız.

Çeviriyle Öğren’i hazırlarken, bir sayfadaki bütün cümlelerde aynı gramer konusu test edildiğinde, bir süre sonra cümlelerin düşünmeden, sistematik olarak çevrilebildiğini fark ettim. Bu bir olumsuzluktu. Bunun önüne geçmek için son beş veya on üniteyi kapsayacak şekilde farklı konulardan cümleler içeren Genel Revizyon ünitelerini ekledim. Genel Revizyon ünitelerinde farklı derslerde edindiğiniz bilgileri ölçen çeviriler yapmanız istendiği için, bu üniteler alternatif düşünmeye sevk ediyor. Ayrıca, unutulan konuların hatırlanması açısından da fayda sağlıyor.

Sizin için kitapta olmayan, 20 cümlelik, hayali bir Genel Revizyon ünitesi hazırladım. Bu ünite sadece bundan önceki 29 dersi kapsıyor. Cümleleri Türkçeden İngilizceye çevireceğiz. Tüm bu süreçte neyi nasıl çevireceğimize dair bilgiler vereceğim. Her yeni cümleden sonra videoyu durdurun ve cevabınızı bir yere yazın. Hazırsanız ilk cümlemiz gelsin!

Babanın arabası kaç yaşında?
Altıncı dersimizin konusu olan bu soru cümlesine “how old” ifadesiyle başlıyorduk. “Şimdi altıncı dersi de nereden bulacağım” diyorsanız bu videonun sağ üst köşesindeki “i” harfine tıklayınca çıkan oynatma listesini kullanabilirsiniz. Peşinden, kullanacağımız özneye uygun bir yardımcı fiil geliyor. Sonra da öznemiz gelecek. Öznemiz olan “babanın arabası” kısmını çevirirken, aitlik bildiren ve sadece insanlarda ve hayvanlarda kullanılan ‘s takısını getireceğiz. Bu da 12. dersin konusu.
How old is your father’s car?

İspanyalı mısınız?
Yedinci dersimizin konusu olan bu evet-hayırlı soru cümlesine, diğer tüm evet-hayırlı sorularda olduğu gibi yardımcı fiille başlıyoruz. Yardımcı fiili özneye göre seçelim. Sonra -den/-dan anlamını veren from ve ardından da İspanya geliyor:
Are you from Spain?

Annen doktor mu?
Bakın bu da bir evet-hayırlı soru cümlesi. Buna da yardımcı fiille başlayıp özneyi getiriyorum. Daha sonra, meslekleri anlattığım 9. derste de öğrettiğim gibi, mesleğin başına a/an sözcüklerinden birini getiriyorum:
Is your mother a doctor?

O çocuklar okulun önünde.
Bu cümlede “o çocuklar” diyebilmek için 10. dersi iyi anlamamız gerekiyor. İşaret sıfatı görevindeki “o” kelimesini İngilizcede sadece that ve those sözcükleri karşılıyordu. Öznemiz çoğul olduğu için those kullanacağız ve olumlu bir cümle olduğu için özneyle başlayacağız. Ardından yardımcı fiil gelecek. “Önünde” derken de 11. derste öğretilen “in front of” ifadesini kullanıyoruz. “In front of” yazdıktan sonra peşinden sadece school yazarsam cümlenin anlamı “O çocuklar okul önünde” gibi bir şey olur. Özelden genele indirip, bilinen bir okul olduğunu vurgulamak için başına “the” getiriyoruz. The kullanımının ayrıntılarını 5. derste bulabilirsiniz.
Those children are in front of the school.

Evinin numarası ne?
Bu cümlede wh- soru kelimelerinden biri olan what sözcüğü geçtiği için, cümlenin en başına yazılması gerekiyor. Cümle halen bir soru cümlesi olduğu için peşinden önce yardımcı fiil, arından özne geliyor. “Evinin” diyebilmek için ‘s kullanamıyoruz çünkü onu sadece insanlarda ve hayvanlarda kullanabildiğimizi 12. derste söylemiştik. Biz burada yine aynı derste anlattığım of sözcüğünü, aitlik belirttiği “ev” kelimesinin başına koyacağız:
What is the number of your house?

Ben yarışta üçüncüyüm!
Özneyle başlıyorum ve peşinden yardımcı fiilim geliyor. Sayıları anlattığım 13. videoyu izlerseniz “birinci, ikinci, üçüncü” gibi ifadeleri öğrenebilirsiniz. “Yarışta” sözcüğünün sonundaki -de/-da kısmıyla kastedilen şey “yarışın içinde”. Bu yüzden “in” kullanacağım:
I’m the third in the race.

Saat dörde üç var.
Saat söyleme cümlesini kurarken “it is” şeklinde başlıyoruz. Ardından, önce dakikayı, daha sonra var/geçiyor ifadelerini, son olarak da saati yazıyoruz. Ancak, saatleri anlattığım 14. videoda da belirttiğim gibi, dakika kısmı beş ve beşin katlarından biri değilse, sayının yanına “dakika” anlamına gelen minute sözcüğünü getiriyoruz:
It is three minutes to four.

Bu geniş bir kanepe mi?
Sıfat tamlaması şeklinde olan bu cümlelerin nasıl kurulduğunu 15. videoda anlatıyorum. Önce sayı sıfatı olan “bir,” ardından niteleme sıfatım olan “geniş” sözcüğü gelecek. Hepsinden önce ise evet-hayırlı soru cümleme yardımcı fiil + özne ile başlayacağım:
Is this a large sofa?

Evinizin dört odası var mı?
Yani başka bir deyişle: “eviniz dört odaya sahip mi?” Odaların eve ait olduğu belli. Bu yüzden “sahip olmak” anlamına gelen have fiilini kullanacağız. 16. videoda bunu detaylarıyla anlatmıştım; tekrar izleyebilirsiniz. Artık geniş zamanı öğrendiğimize göre hem Amerikan hem de İngiliz kullanımıyla bu cümleyi kurabiliriz. Önce “have got/has got” şeklindeki İngiliz kullanımına bakalım. Öznem olan “sizin eviniz” ifadesiyle bir tane ev kastedildiği için cümleye has ile başlamam gerekiyor:
Has your house got four rooms?

Amerikalılar ise geniş zaman yapısını kullanıyor ve bu bir soru cümlesi olduğu için have fiiline -s takısı ekleyip has şeklinde kullanmıyorlar; yalın hali olan have kelimesini tercih ediyorlar:
Does your house have four rooms?

Evinizde kaç tane oda var?
Bu sefer “evinizin” demeyip, “evinizde” dediği için bir aitlik söz konusu değil ve “var” anlamını vermek için there is/there are yapısının kullanılması gerekiyor. 17. dersin konusu olan there is/there are ifadelerini kullanmadan önce “kaç tane” diyelim ve hemen ardından, neyin kaç tane olduğunu soralım. How many’den sonra gelen nesne daima çoğul halde gelmeliydi. Bu bir soru cümlesi olduğu için there are yapısını ters çevirelim ve peşinden de “evinizde” yani “sizin evinizin içinde” diyelim.
How many rooms are there in your house?

Torbada hiç şeker yok.
Yine bu cümlede de “yok” anlamını vermek için there is/there are yapısını kullanacağız. Sayılabilen ve sayılmayan nesneleri öğrettiğim 18. videoda, şeker gibi küçük taneli şeylerin sayılamayacağından bahsetmiştim. Sayılmayan nesnelere tekilmiş gibi muamele ediyoruz ve bu yüzden cümleye there isn’t ile başlıyoruz. Peşinden de “hiç” anlamına gelen any sözcüğünü şekerin başına yazıyoruz. Geriye bir tek nerede şeker olmadığını yazmak kaldı:
There isn’t any sugar in the bag.

Onları yiyebilir misin?
İngilizcede beceri belirten -ebilmek anlamını “can” sözcüğüyle veriyoruz. Bu konunun detaylarını 19. videoda bulabilirsiniz. Soru cümlesi olduğu için can ile başlayıp ardından öznemi yazıyorum. Can ile kurduğumuz tüm cümlelerde fiili yalın halde kullanacağız. Geriye bir tek “onları” demek kaldı ki bunu da nesne zamirlerini anlattığım 21. derste öğretmiştim:
Can you eat them?

Mavi etek onun değil.
Bu cümlenin öznesi “mavi etek.” Olumlu bir cümle olduğu için özneyle başlıyorum. Söyleyen ve dinleyen hangi mavi eteğin kastedildiğini bildiği için başına “the” ekleyeceğim. Olumsuzluk anlamı katmak için ve etek bir tane olduğu için yardımcı fiil olarak isn’t kullanıyorum. Geriye bir tek “onun” demek kaldı ama devamından herhangi bir kelime gelmediği için “her” kullanamayacağımızı 20. derste öğrenmiştik. İlgi zamiri olan “hers” kelimesini kullanmamız gerekiyor:
The blue skirt isn’t hers.

Git ve yatağında uyu.
Emir cümlelerini anlattığım 22. derste, bu tür bir olumlu emir cümlesinin doğrudan fiille başladığını söylemiştim. İki ayrı fiilimi yan yana yazarak cümleye başlıyorum. “Yatağında” kelimesiyle “senin yatağının içinde” ifadesinin kastedildiğini düşünerek “in your bed” ile cümleyi bitiriyorum:
Go and sleep in your bed.

Oturma odasını boyuyoruz.
“Boyuyoruz” kelimesinden ben bu cümlenin şimdiki zamanda olduğunu anlıyorum. 23. videoda öğrendiğimiz bilgileri kullanarak, bu olumlu cümleye özne+yardımcı fiil ile başlamalıyız. Peşinden fiil gelecek ancak fiilimizin sonuna “-iyor” anlamını veren -ing takısını eklemeyi unutmuyoruz. Son olarak da nesnemizi yazacağız ama nesnemiz “sitting room” değil:
We’re painting the living room.

Sabahları genellikle ne yaparsın?
“Yaparsın” ve “genellikle” kelimelerinden bu cümlenin geniş zamanda olduğunu anlayabiliriz. Wh- soru kelimelerinden birini de içerdiği için cümleye onunla başlamalıyız. Öznemize uygun bir yardımcı fiil seçiyoruz. “Genellikle” anlamına gelen usually kelimesini getirmenin tam sırası çünkü bu zaman zarfı, fiilden hemen önce geliyor demiştik. Şimdi bir “do” sözcüğü daha getireceğiz ama bu do, yardımcı fiil olan do’dan farklı. Buradaki do “yapmak” anlamına gelen fiilimiz. Geriye bir tek “sabahları” demek kaldı ki bunu da nasıl söyleyeceğimizi 24. derste öğrendik:
What do you usually do in the mornings?

Ona inanmıyorum.
Bu cümle her ne kadar şimdiki zamanda gibi görünse de, aslında içerdiği durum fiilinden ötürü İngilizcede geniş zamanda kurulması gereken bir cümle. Durum fiillerinin neler olduğunu hatırlamıyorsanız 26. videoyu bir kere daha izleyebilirsiniz. Bir eylem değil de, durum bildiren fiillere durum fiilleri diyorduk ve ortak özellikleri sonlarına -ing takısı almamalarıydı. Ing alamadıkları için de şimdiki zamanda kullanılamayıp, şimdiki zamana en yakın zaman olan geniş zamanda kullanılabiliyorlardı. O zaman hemen bir geniş zaman olumsuz cümle yapısıyla cümlemizi kuralım:
I don’t believe him/her/it.

Deniz kenarındaki bir evde yaşıyoruz.
Bu cümle de, tıpkı bir önceki cümle gibi şimdiki zamandaymış gibi görünse de, geniş zamanda kurulması gereken bir cümle. Aslında “yaşamak” bir durum fiili değil, ama İngilizcede şimdiki zamanı tam konuşma anında meydana gelen şeyler için kullanıyoruz demiştik. Burada ise genele özgü bir durum söz konusu olduğundan geniş zaman tercih edeceğiz. Siz ille de bu cümleyi şimdiki zamanda kuracağım der ve kurarsanız, deniz kenarında bir evde geçici olarak yaşadığı sonucu çıkar. Ancak benim bu cümleyi dahil etme sebebim, daha çok 27. videoya gönderme yapmaktı, çünkü “kenarında” sözcüğünü neyle karşılayacağımızı o videoda öğretmiştim. By kullanmamız gerekiyor:
We live in a house by the sea.

On yıl önce bu ev burada yoktu.
“Yoktu” ifadesinden bunun “be” fiilinin was/were hallerinden biriyle yapılması gereken bir -dili geçmiş zaman cümlesi olduğu anlaşılıyor. 28. videoda bu konuyu ayrıntılarıyla bulabilirsiniz. Tek bir evden bahsedildiği için özneden sonra wasn’t kullanmak uygun olacak. Peşinden de önce yer zarfımızı, ardından zaman zarfımızı getireceğiz:
This house wasn’t here ten years ago.

Dün onu görmedik.
Bu cümle de bir -dili geçmiş zaman cümlesi, ancak bir önceki cümleden farklı olarak, içinde “görmek” fiili geçiyor. Bu yüzden bu cümleyi 29. derste anlatılan kurallar çerçevesinde yapmamız gerekiyor. -Dili geçmiş zamanda olumsuz cümle kurma kurallarını hatırlayalım öyleyse: özneyle başlarız, peşinden didn’t yardımcı fiilini getiririz, ardından fiilimizi yalın halde yazarız, daha sonra da nesnemizi ve zaman zarfımızı getiririz:
We didn’t see him/her/it yesterday.

Evet, gördüğünüz gibi zihnimizi farklı farklı çalıştırarak şu ana kadar öğrendiğimiz konuların pekişmesini sağladık. Genel Revizyon üniteleri bu açıdan çok faydalı. Elbette 20 cümleye tüm konular sığamayacağı için son öğrenilen 5 veya 10 konuyu kapsayacak şekilde düzenlendiler.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

İngilizcede Cümle Nasıl Kurulur? için 11 cevap

  1. turkann der ki:

    hocam verdiğiniz emek için çok teşekkür ederim. videolarınız ve çeviri ile öğren kitabınız çok faydalı oluyor.hocam önerebileceğiniz başka kitaplar var mı?:)

Bir Cevap Yazın