Like, Alike, The same as, Similar to, Different from





Benzerlikleri ve farklılıkları anlatan son üç dersimin tamamlayıcısı olan bu son derste, like – alike, the same – the same as, similar – similar to ve different – different from yapılarının kullanımı anlatacağım. Bu ifadeler her ne kadar birbirine benzese de kullanım şekilleri farklı olabiliyor. Şimdi hepsini tek tek masaya yatıralım.

Like: “Hoşlanmak” anlamını bir tarafa bırakacak olursak, bu kelime İngilizcede “gibi” anlamına geliyor. “Şunun gibi, bunun gibi” derken kullandığımız kelime like. Birkaç örnek cümle kuralım:
He is like his father. – O, babası gibi.
She is sleeping like a baby. – Bebek gibi uyuyor.
It’s like an oven in here! – Burası fırın gibi!

Bu örneklerde de görebileceğiniz gibi, like kelimesinden sonra bir isim geliyor; ya da en azından olması gereken böyle. Ancak tabi, diller nehirler gibi ve yatakları sürekli genişleyip daralıyor. Zaman içinde like’dan sonra cümle de getirir olmuşlar. Mesela şu, İngilizcede çok yaygın bir ifade:
Like I said. – Dediğim gibi.

Şunu da çevirelim:
Diller nehirler gibidir. – Languages are like rivers.

Like kelimesini, fiziksel görünüşten veya karakterden bahsederken de kullanıyoruz. Örneğin “What is he like?” sorusuyla, bir kişinin fiziksel görünüşünün ya da karakterinin nasıl olduğunu sorabiliriz:
What is he like? – He has blue eyes and light brown hair. But he is a bit short.
Onun tipi nasıl? – Mavi gözleri ve kahverengi saçları var. Ama birazcık kısa.
What is he like? – He is a bit ill-tempered.
Onun karakteri nasıl? – O biraz aksi.

Konu anlatımlarında genellikle “What does he look like?” ifadesi ile fiziksel görünüş, “What is he like?” ile de sadece karakter sorulur deniliyor ama bu bilgi biraz doğru biraz yanlış. Şöyle ki, “What does he look like?” örneğinde olduğu gibi, like kelimesinin başında look varsa,  sadece fiziksel görünüşü soruyoruzdur. “What is he like?” ifadesini ise her ikisi sormak için de kullanabiliyoruz. İşte gördünüz, diller nehirler gibi.

Türkçedeki “falan” sözcüğünü de İngilizcede like ile karşılıyoruz. Şu örneklere bakın:
He is like four or five years old. – O, dört – beş yaşlarında falan.
Can you come over like tomorrow? – Yarın falan uğrayabilir misin?

Like that” ifadesi de İngilizcede sıkça kullanılıyor ve “o şekilde/öyle” anlamına geliyor. Şu örneklere bakın:
I can’t dance like that. – O şekilde dans edemem.
I like it like that. – Öyle seviyorum.

Alike” sözcüğüne bakalım şimdi de. Alike “birbirine benzer” anlamına geliyor. Dolayısıyla en az iki şeyden bahsederken kullanabiliyoruz. Kullanılışı ise tıpkı diğer sıfatlar gibi. Şu örneklere bakalım:
An orange and a tangerine are alike. – Portakal ve mandalina birbirine benzer.
A mule and a horse are alike. – Katır ve at birbirine benzer.

Alike kelimesi bazı fiillerden sonra da kullanılabiliyor. Think ve look filleri buna en güzel örnek. Mesela İngilizcede şöyle bir deyim var: “Great minds think alike”. “Büyük insanlar benzer düşünür” şeklinde çevirebiliriz. “Look alike” ifadesi de görünüşü aynı olan iki şeyden bahsederken kullanılıyor. Şu örneğe bakın:
You all look alike. – Hepiniz birbirinize benziyorsunuz.

Yalnız bir de nesne olarak kullanılan “lookalike” sözcüğü var. Bu kullanımda iki kelime birleşik yazılıyor veya aralarında tire oluyor. Anlamı ise “benzeri, kopyası, taklidi” şeklinde. Şu örneğe bakalım:
There were a bunch of Elvis lookalikes at the party. – Partide Elvis kılığına girmiş bir grup kişi vardı.

“Aynı” veya “birbirinin aynı” anlamına gelen “the same” ifadesine bakalım. İlk kullanım şekli tıpkı “alike” kelimesi gibi; en az iki şeyden bahsederken kullanılıyor. Örnekler gelsin:
An orange and a tangerine aren’t the same. – Portakal ve mandalina birbirinin aynı değildir.
A mule and a horse aren’t the same. – Katır ve at birbirinin aynı değildir.

“The same” ifadesini sıfat tamlaması yaparak özne veya nesne pozisyonunda da kullanabiliyoruz. Şu örneklere bakalım:
The same thing happened to me yesterday. – Aynı şey dün benim başıma geldi.
I have the same problem. – Bende de aynı sorun var.

“The same” ifadesi, başına “tam olarak” anlamına gelen “exactly” pekiştirecini sıkça alabiliyor. Şu örneğe bakın:
A Pound and a Sterling are exactly the same. – Pound ve Sterlin tam olarak birbirinin aynısıdır.

X, Y ile benzer veya X, Y ile aynıdır derken kullanacağımız yapılar ise “the same as” ve “similar to”. Bu ifadelerle cümle kurarken önce özneyi, daha sonra “the same as” veya “similar to” ifadelerini, ardından neye benzediğini veya neyle aynı olduğunu yazıyoruz. Örneklere bakalım:
An orange is similar to a tangerine. – Portakal, mandalinaya benzer.
A mule is similar to a horse. – Katır, ata benzer.
A Pound is the same as a Sterling. – Pound, Sterlin ile aynıdır.
I have the same problem as you. – Seninle aynı sorunum var.

Different” kelimesine bakalım şimdi de. “Farklı” veya “birbirinden farklı” anlamına geliyor ve kullanım şekli “the same” ifadesine benziyor. Sıfat pozisyonunda ya da sıfat tamlaması içinde özne veya nesne konumunda kullanabiliyoruz. En az iki şeyden bahsederken kullanılmak gibi bir takıntısı da yok. Sıfat olarak kullandığımız örnekleri inceleyelim:
An orange and a tangerine are different. – Portakal ve mandalina birbirinden farklıdır.
A mule and a horse are different. – Katır ve at birbirinden farklıdır.
A Pound and a Sterling are the same; but a Euro is different. – Pound ve Sterlin birbirinin aynıdır; ancak Euro farklıdır.

Şimdi sıfat tamlaması şeklinde özne olarak kullanılsın:
A different person met me at the airport. – Havaalanında beni farklı biri karşıladı.

Şimdi de sıfat tamlaması şeklinde nesne olarak kullanılsın:
I have very different opinions about you. – Seninle ilgili çok farklı fikirlerim var.

X, Y’den farklı derken ise “different from” yapısını kullanıyoruz. Aynı örnek cümlelerimizi “different from” ile kuralım:
An orange is different from a tangerine. – Portakal, mandalinadan farklıdır.
A mule is different from a horse. – Katır, attan farklıdır.
A Euro is different from a Pound and a Sterling. – Euro, Pound ve Sterlinden farklıdır.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Like, Alike, The same as, Similar to, Different from için 10 cevap

  1. Doğukan der ki:

    Hocam gene ben geldim.Devamı da gelecek çünkü öğrenmem lazım.TOEFL’e girmeyi düşünüyorum 2-3 sene sonra 🙂
    “It was about evening”cümlesinde about u kullanmasam olur mu?

  2. hasan der ki:

    Hocam the same ile the same as arasında ne gibi farklar var?

Bir Cevap Yazın