36. Must, Should, Have to Konu Anlatımı


Must, Should, Have to Konu Anlatımı #36 paylaşan: ingilizcekonuanlatimi

Merhaba. Bu dersimizde must, should ve have to kullanımını tüm detaylarıyla öğreneceğiz. Bu kelimeler başlarına eklendikleri fiilin sonuna “-meli/-malı” veya “zorunda olmak” anlamı katıyorlar. Must, should ve have to kullanımını şu ana kadar öğrendiğimiz zamanlarda ve olumlu, olumsuz, soru cümlesi gibi tüm cümle türlerinde göstereceğim. Arada, yardımcı oyuncu olarak da have got to ve need to kelimelerine de değineceğim.

Ülkemizde İngilizce derslerinde genelde yabancı kaynaklı kitaplar okutulduğu için, must ve have to konusu öğretilirken, zorunluluğun nereden geldiği anlatılmaya çalışılıyor. Okutulan kitap tamamen İngilizce olduğu için ve derslerde Türkçe konuşmak da muhtemelen yasak olduğu için, kimse çıkıp da must, Türkçedeki -meli/-malı anlamına gelir, have to ise zorunda olmaktır diyemiyor ve öğrenciler de kitapta anlatılanların ışığında, zorunluluğun nereden geldiğini yorumlamaya çalışırken telef oluyor.

Biz Türkçede sonu -meli/-malı ile biten ifadeleri ve zorunda olmak yapısını nerede ve ne şekilde kullanıyorsak İngilizcede de aynı şekilde kullanıyoruz. Mesela, saate baktınız, geç olmuş ve sizin eve gitmeniz gerekiyor. Bu durumda ne dersiniz? “Eve gitmeliyim” diyebilirsiniz. Evde yapılacak acil bir iş varsa “Eve gitmek zorundayım” da diyebilirsiniz. Dolayısıyla bu kelimelerinin Türkçe anlamlarını öğrenmek, kullanım yerlerini ayırt etmek için yetiyor da artıyor bile.

İlk olarak must ve should kelimeleriyle başlayalım. Bu kelimeler, başlarına eklendiği fiilin sonuna -meli/-malı anlamı katıyor. Sadece sertlik derecesi açısından aralarında fark var. Kaba bir benzetme yapmak gerekirse, must’ın sertlik derecesini 7, should’un sertlik derecesini 3 gibi düşünebilirsiniz. Şimdi geniş zamanda, olumlu cümlede bu sözcüklerle nasıl cümle kurduğumuza bakalım. 19. videomda “can” kullanımını anlatmıştım. Can sözcüğü de bunlar gibi bir modal ve kullanım şekilleri tamamen aynı:
Özne + Must/Should + Fiil + Nesne (Opsiyonel)

O zaman hemen örnek cümleler kuralım:

You should buy a new car. – Yeni bir araba satın almalısın.
Sertlik derecesi 3 olunca ben bunun bir zorunluluk değil, tavsiye olduğunu anladım. Arabası halen iş görür durumda ama yenisini alsa fena olmaz hani.

You must buy a new car. – Yeni bir araba satın almalısın.
Türkçeye aynı şekilde çevriliyor fakat bu arkadaşın arabası artık beni bırak diyor olmalı ki, karşısındaki kişi must kullanmış.

You should do your homework regularly. – Ödevini düzenli olarak yapmalısın.
Should kullandığı için bana bir arkadaş tavsiyesi gibi geldi.

You must do your homework regularly. – Ödevini düzenli olarak yapmalısın.
Bahse girerim bunu öğretmeni söylüyor çünkü must kullanmış.

He should answer all of the questions. – Soruların hepsini cevaplamalı.
Bence bu sınavda dört yanlış bir doğruyu götürmüyor olmalı ki birisi böyle bir tavsiyede bulunuyor.

He must answer all of the questions. – Soruların hepsini cevaplamalı.
Bu sınavdaysa geçer not alabilmek için tüm sorulara cevap verilmesi gerektiğini anlıyorum.

Should kullanımında olduğu gibi, must kullanarak da tavsiyede bulunabiliriz ama bu kozumuzu hemen harcamamak için must ile öyle her zaman tavsiyede bulunmuyoruz. “Şunu mutlaka yapman lazım” demek istediğimizde kullanıyoruz:
You must taste this cake; it is so delicious! – Bu pastayı tatman lazım; çok lezzetli!

Should ve must sözcüklerinin bu anlattıklarımdan farklı olarak tahminde bulunurken kullanılabilme özelliği de var. Önce should ile yapılan örneklere bakalım:
This motorbike should do 200 Km/H. – Bu motosiklet saatte 200 Km yapabilir.
The doctor should be here any minute. – Doktor her an burada olabilir.

Bu kullanımda should’un, can kelimesi gibi “-ebilmek” anlamı kattığına dikkat edin; tabi can yetenek, should ise olasılık temalı bir -ebilmek bildiriyor.

Must ile yaptığımız tahminlerde ise, olasılıktan ziyade akıl yürütme söz konusu:
He must be genious or something. – O dahi falan olmalı.
You must be Jules. – Sen Jules olmalısın.

Geniş zaman, olumsuz cümle yapısında da must ve should kelimelerinin kullanım yerlerinde bir değişiklik olmuyor. Cümleyi olumsuz yapmak için bu kelimelerden sonra “not” sözcüğünü getiriyoruz. Bunu da genelde kısaltarak “shouldn’t, mustn’t” şeklinde yazıp okuyoruz:

I shouldn’t tell you this. – Sana bunu söylememeliyim.
Çünkü doğru olan bu.
You mustn’t smoke in this room. – Bu odada sigara içmemelisiniz.
(Çünkü böyle bir yasak var.)

Geniş zaman, soru cümlesinde de yardımcı fiil gibi davranan bu kelimeleri cümlenin başına yazıyoruz:
Should I stay or should I go? – Gitmeli miyim yoksa kalmalı mıyım?

Must they leave today? – Bugün ayrılmalılar mı?
Must ile soru cümlesi yapılsa da çok fazla tercih edilmediğini söylememde fayda var. İnanmazsanız bakın!

Olumsuz soru yapmak için de cümleye shouldn’t ile başlayabilirsiniz. Mustn’t ile başlayabilirsiniz demiyorum çünkü soru cümlesinde bile pek tercih edilmeyen must, olumsuz soruda hiç tercih edilmiyor:
Shouldn’t you be in school? – Okulda olman gerekmiyor mu?


Tabi bu cümleyi “Okulda olmamalı mısın?” diye çevirmek çok garip olacağından bu şekilde çeviriyoruz.

Should ve must sözcüklerini, wh- soru kelimeleriyle harmanlayarak da kullanabilirsiniz. Wh- sorularını her zaman olduğu gibi soru cümlesinin en başına yerleştiriyoruz:
Where should we go? – Nereye gitmeliyiz?
Who should we see? – Kimi görmeliyiz?
What must he do now? – O şimdi ne yapmalı?

Must ve should sözcüklerini, tıpkı Türkçede olduğu gibi, gelecek zamanda kullanmıyoruz. “Gelmeliceğim, gitmeliceğim” gibi bir şey İngilizcede de söylenmiyor. Geçmiş zamanda ise kullanılabiliyorlar ancak nasıl kullanıldıklarını başka bir derste anlatacağım.

Şimdi have to kullanımına bakalım. Have to, cümleye “zorunda olmak” anlamı katıyor. Özneye ve zamana göre has to, had to şeklinde kullanılabiliyor. Geniş zaman, olumlu cümlede şu şekilde kullanıyoruz:
Özne + Have/Has to + Fiil + Nesne (Opsiyonel)

Yani gördüğünüz gibi, have to söz konusu olduğunda, mustn’t ve shouldn’t kullanımından farklı olarak, geniş zaman kuralları geçerli oluyor. Beraber kullanacağımız öznenin tekil veya çoğul olmasına göre have fiili -s takısı alarak has şeklinde kullanılabiliyor. Örnekler yapalım:
I have to finish these reports. – Bu raporları bitirmek zorundayım.
They have to catch that flight. – O uçağı yakalamak zorundalar.
She has to have an operation. – Ameliyat olmak zorunda.

Bu son örnekte, özne tekil olduğu için have fiili -s takısı aldı ve has oldu. Daha sonra da, sanki İngilizcede başka kelime yokmuş gibi yine have kelimesi bu sefer “olmak/geçirmek” fiili olarak karşımıza çıktı ve has to modalından sonra geldiği için yalın halde kullanıldı. Yaa işte, neler oldu neler…

Şimdi geniş zaman, olumsuz cümleye bakalım ve yukarıdaki cümlelerimizi olumsuz yapalım. Geniş zamanın yardımcı fiilleri olan don’t ve doesn’t sözcükleri devreye giriyor:
I don’t have to finish these reports. – Bu raporları bitirmek zorunda değilim.
They don’t have to catch that flight. – O uçağı yakalamak zorunda değiller.
She doesn’t have to have an operation. – Ameliyat olmak zorunda değil.

Cümleler olumsuz olduğu için son cümlede fiile -s takısı gelmiyor ve has fiili fabrika ayarlarına geri dönüp have olarak kullanılıyor.

Have to ile geniş zamanda soru cümlesi kurarken de yine geniş zaman kuralları geçerli oluyor ve cümleye do veya does ile başlıyoruz:
Do you have to finish these reports? – Bu raporları bitirmek zorunda mısın?
Do they have to catch that flight? – O uçağı yakalamak zorundalar mı?
Does she have to have an operation? – Ameliyat olmak zorunda mı?

Soru cümlesinde fiile -s takısı gelmediği için hepsini have to şeklinde kullandım. Haydi bir de cümleye doesn’t ve don’t ile başlayarak geniş zamanda olumsuz soru cümleleri yapalım:

Don’t you have to finish these reports? – Bu raporları bitirmek zorunda değil misin?
Don’t they have to catch that flight? – O uçağı yakalamak zorunda değiller mi?
Doesn’t she have to have an operation? – Ameliyat olmak zorunda değil mi?

Wh- kelimeleriyle de geniş zamanda soru sormak mümkün:
Why do you have to finish these reports? – Bu raporları neden bitirmek zorundasın?
What do they have to catch? – Neyi yakalamak zorundalar?
When does she have to have an operation? – Ne zaman ameliyat olmak zorunda?

Must ve should sözcüklerinin geçmiş zamanda nasıl kullanıldığını anlatmamıştım ama have to kullanımını anlatabilirim çünkü have to ile geçmiş zaman cümleleri yaparken, 29. derste öğrendiğimiz Simple Past Tense, yani -dili geçmiş zaman kuralları geçerli oluyor. Olumlu cümlede fiilin ikinci halini kullandığımız için, have fiilinin ikinci hali olan had sözcüğünü kullanıyoruz. Arada değişen şeyleri görebilmeniz için yine aynı örnek cümlelerimiz üzerinden gidelim:
I had to finish these reports. – Bu raporları bitirmek zorundaydım.
They had to catch that flight. – O uçağı yakalamak zorundaydılar.
She had to have an operation. – Ameliyat olmak zorundaydı.

Bu cümleleri olumsuza çevirirken de -dili geçmiş zamanın yardımcı fiili olan didn’t sözcüğünü kullanıyoruz.
I didn’t have to finish these reports. – Bu raporları bitirmek zorunda değildim.
They didn’t have to catch that flight. – O uçağı yakalamak zorunda değildiler.
She didn’t have to have an operation. – Ameliyat olmak zorunda değildi.

Olumsuz cümlede fiilin birinci halini kullandığımız için bu cümlelerde had to demedik. Soru cümlesi kuralım şimdi de:
Did you have to finish these reports? – Bu raporları bitirmek zorunda mıydın?
Did they have to catch that flight? – O uçağı yakalamak zorunda mıydılar?
Did she have to have an operation? – Ameliyat olmak zorunda mıydı?

Olumsuz soru yapalım:
Didn’t you have to finish these reports? – Bu raporları bitirmek zorunda değil miydin?
Didn’t they have to catch that flight? – O uçağı yakalamak zorunda değiller miydi?
Didn’t she have to have an operation? – Ameliyat olmak zorunda değil miydi?

Wh- kelimeleriyle soru yapalım:
Why did you have to finish these reports? – Bu raporları neden bitirmek zorundaydın?
What did they have to catch? – Neyi yakalamak zorundaydılar?
When did she have to have an operation? – Ne zaman ameliyat olmak zorundaydı?

Have to yapısını gelecek zamanda da kullanabiliyoruz ama be going to’lu gelecek zamanda cümle çok uzayacağı için genellikle will kullanmayı tercih ediyoruz. Olumlu cümleye bakalım:
I will have to quit. – İstifa etmek zorunda kalacağım.
She will have to buy another computer. – Başka bir bilgisayar almak zorunda kalacak.
We will have to find an alternative source of energy. – Alternatif bir enerji kaynağı bulmak zorunda kalacağız.

Yine will+have to kullanarak nasıl olumsuz, soru, olumsuz soru ve wh- sorusu yapacağınızı uzun uzadıya anlatmıyorum çünkü aynı kurallar geçerli. Bunun yerine need fiilinin modal görevinde kullanımından kısaca bahsedeceğim. Need, “ihtiyaç duymak/gerekmek” anlamında bir fiil. Bakalım need ile neler yapabileceğiz… Yukarıdaki örnekler üzerinden geniş zaman cümleleri kuralım:
I need to quit. – İstifa etmem gerekiyor.
Bu cümleden, kimsenin onu istifa etmeye zorlamadığını ama koşullarının bunu gerektirdiğini anlıyorum. Birileri onu zorlamış olsaydı “be supposed to” yapısını kullanırdı ki onu da ilerleyen derslerimde anlatacağım.
She needs to buy another computer. – Başka bir bilgisayar alması gerekiyor.
Zorunda değil ama alsa hiç fena olmaz hani.
We need to find an alternative source of energy. – Alternatif bir enerji kaynağı bulmamız gerekiyor.
Bu cümleden de anladığımız: yani şimdilik petrol yetiyor ama yüz yıl sonrasını bilemeyiz.

Olumsuz cümle kurarken need fiilini iki farklı şekilde kullanabiliyoruz. İlki yine tıpkı have to kullanımı gibi:
I don’t need to quit. – İstifa etmem gerekmiyor.
She doesn’t need to buy another computer. – Başka bir bilgisayar alması gerekmiyor.
We don’t need to find an alternative source of energy. – Alternatif bir enerji kaynağı bulmamız gerekmiyor.

Diğeri ise shouldn’t ve mustn’t kullanımında olduğu gibi, needn’t kullanımı:
I needn’t quit. – İstifa etmem gerekmiyor.
She needn’t buy another computer. – Başka bir bilgisayar alması gerekmiyor.
We needn’t find an alternative source of energy. – Alternatif bir enerji kaynağı bulmamız gerekmiyor.

Tabi bu ayrıcalığın sadece need fiiline ait olduğunu hatırlatır, başka fiilleri de bu şekilde eatn’t, drinkn’t, sayn’t gibi kullanmamanızı önemle rica ederim.

Son sözüm ise have to ile ilgili olacak. Have to yapısını bazen “have got to/has got to” şeklinde görebilir ve duyabilirsiniz. Bu nedir demeyin; ikisi de aynı şey. Yine şu bizim meşhur İngiliz-Amerikan kullanımı farkından ötürü ortaya çıkan bir durum ama her ne hikmetse Amerikalıların daha çok kullandığını görüyorum. Hatta o kadar sık kullanıyorlar ki, günlük konuşmada have fiilini de atarak sadece “got to” kısmını kullanabiliyorlar. Örnek:
I got to go.
Şair burada, gitmek zorunda olduğunu söylüyor mesela.

konuanlatim


Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

36. Must, Should, Have to Konu Anlatımı için 13 cevap

  1. Selim der ki:

    Merhabalar ;
    should cumleleri tavsiye bilidiriyor demişitinz
    takıldığım nokta kendi kendine tavsiye bildirmesi mantıklı mı ?
    İ am very hot ,İ should/must /have to open the window. hangisi olmalı sizce ?
    İ am going to go to istanbul tomorrow . İ should/have to /must visit the topkapı place .
    hangisi olmalı sizce ?

  2. Hakan der ki:

    Hocam should ve must ile geçmiş zaman yapılabiliniyor mu? Yoksa geçmiş zamanda have to kalıbınımı kullanmalıyız.

  3. Salo14 der ki:

    Merhaba , benim aklıma bir şey takıldı bu must ve should eklerini sorularda Nasıl ayırt ediiceğiz

  4. Doğukan der ki:

    Sayfa 70’de 10.örnek neden “I had to learn English.” Must yazıp learned yazamaz mıyız? 🙂 🙂

  5. Doğukan der ki:

    Sayfa 71’de “How long should I wait for you?” neden “for you” neden “you” değil?

  6. Doğukan der ki:

    Hocam “Helen is going to spend two weeks in Russia.” cümlesini “Helen is going to spend in Russia two weeks.” diye yazabilir miyiz?

  7. Doğukan der ki:

    “When you enter the car,you must first fasten the seat belt.Because the seat belts saves lives and you may forget to fasten the seat belt.” cümlede yanlışım veyahut da şu şöyle olsa daha güzel olur dediğin yer varsa söylersen sevinirim hocam 🙂

  8. Doğukan der ki:

    Bir cümle daha 🙂
    “When I’m going to come home from work,I’m going to want the documents from you.You’re going to give me the documents,too.Then I’m going to submit the documents your teacher,too.” gene cümlede yanlışım veyahut da şu böyle olsa güzel olurdu,daha yakışırdı dediğin şeyler varsa söylersen sevinirim hocam 🙂

  9. Doğukan der ki:

    “Do not paste the gum on the place !!!! Do you have news you how much money I gave him? Is this your father’s property?” cümle nasıl? 🙂 bence gayet güzel olmuş 🙂

  10. Lütfullah Salih der ki:

    Hocam, ‘Hatırlıyor olmalıyız’ gibi bir söz nasıl çevriliyor. Geçmişte başlayıp şimdi devam etmesi gereken nasıl bir tense uyacak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir