Reflexive Pronouns Konu Anlatımı






Bu dersimizde “kendi” kelimesini ve türevlerini öğreneceğiz. Bunlar özetle kendim, kendin, kendisi, kendiniz, kendimiz, kendileri gibi anlamlara gelen sözcükler. Bunlara Türkçede “Dönüşlülük Zamirleri” İngilizcede ise Reflexive Pronouns deniliyor. Dikkat ettiyseniz hepsinin de ortak noktası içlerinde bir “kendi” kısmı barındırmaları. Demek ki İngilizcelerinde de “kendi” kısmına karşılık gelen sabit bir bölüm olmalı diye düşünüyorum. Nitekim de var: self. Self kelimesi İngilizcede “kendi” anlamına geliyor ve genelde en önde durup yukarı bakan ve gülümseyen arkadaşın çektiği fotoğraflara verilen ad olan selfie (öz çekim) kelimesinin kaynağını teşkil ediyor. Şimdi o zaman bu kelimelerin hepsine toplu olarak bakalım.

kendim = myself
kendin = yourself
kendisi = herself, himself, itself
kendiniz = yourselves
kendimiz = ourselves
kendileri = themselves

Gördüğünüz gibi “kendisi” anlamına gelen üç farklı sözcük var çünkü birini bayanlarda, diğerini erkeklerde, itself sözcüğünü ise cisimlerde kullanıyoruz. Dikkatinizi çektiğini düşündüğüm diğer bir şey de, son üç kelimede “f” harfinin -ves’e dönüşmesi. Kendiniz, kendimiz, kendileri dediğimizde çoğulluk durumu söz konusu oluyor. 18. dersten de hatırlayacağınız üzere, “f” ile biten kelimelere –“s” takısı geldiğinde –ves’e dönüşüyordu ki burada da öyle olmuş.

Dönüşlülük zamirleriyle cümle kurmak zor değil çünkü kullanımları büyük ölçüde Türkçedekine benziyor. Dikkat etmemiz gereken ilk şey, hangi kelimeye dönüş yaptıklarını bulmak ve o kelimeye uygun bir reflexive pronoun seçmek. Bunu daha iyi anlamak için yukarıdaki dönüşlülük zamirlerinin hepsiyle birer cümle kuralım.

Myself kelimesi “kendim” anlamına geldiği için dönüş yapacağı kelime de “I” yani “ben” olacak. O zaman içinde hem “ben” hem de “kendim” kelimelerinin birden geçeceği bir cümle kurayım:
Ben her sabah kendime bir fincan kahve alırım.

İlk olarak “kendime” kısmını görmeyelim ve bu cümleyi İngilizceye çevirelim:
Ben her sabah bir fincan kahve alırım. – I get a coffee every morning.

Şimdi myself sözcüğünü nereye koyacağımız sorunsalıyla karşı karşıyayız. Aslında bunun için çok basit bir formül var; tıpkı nesne zamirlerine yaptığımız gibi fiilden hemen sonra koyuyoruz:
I get myself a coffee every morning.

Yine tıpkı nesne zamirlerinde olduğu gibi, fiille bu kelimelerin arasına to, for gibi bir edat koymaya gerek kalmıyor. Şimdi de “sen” ve “kendin” kelimelerinin aynı cümlede kullanıldığı bir örnek verelim:
Kendini sınava hazırlamalısın.

Bu cümlede “sen” kelimesi geçmiyor gibi görünse de gizli özne konumunda kullanılmış:
You must prepare yourself for the exam.

Himself, herself ve itself ile de birer örnek cümle kuralım ve özne olarak sırasıyla he, she, it kullanalım:
Rüyasında kendini 5 yaşında gördü. – He saw himself at 5 years old in his dream.
Kazadan ötürü kendini suçladı. – She blamed herself for the accident.
Televizyon bir saat sonra kendini kapatacak. – The TV will turn itself off after an hour.

Son cümlede özne olarak “it” kullanmadım ama “it” muamelesi görebilecek bir sözcük seçtim. Yourselves, ourselves, themselves ile devam edeyim:
Sen ve abin kendinize İngilizce öğretmelisiniz. – You and your brother should teach yourselves English.
Kendimize yeni bir ev aldık. – We got ourselves a new house.
Kendilerine bir araba kiraladılar. – They rented themselves a car.

Son örnekte “they” kullanmak yerine yine “onlar” olarak nitelendirebileceğimiz başka bir özne grubu da kullanabilirdik. Şöyle mesela:
Kızlar kendilerine dondurma aldı. – The girls bought themselves some ice-cream.

Aynı şekilde, ikinci örnekte de we kullanmak yerine “biz” olarak kabul edilebilecek bir özne grubu kullanabilirdik:
Arkadaşım ve ben kendimize kahve yaptık. –  My friend and I made ourselves some coffee.

Her ne kadar dönüşlülük zamiri fiilden hemen sonra gelir desek de bazı fiillerde iş değişiyor. Her şeyden önce, bazı fiillerin kendilerine özgü edatları oluyor ve bunları mutlaka fiilin yanına yazmak zorunda kalıyoruz. Wait for, listen to, look at gibi fiiller bunlara örnek. Şu cümleye bakın mesela:
Aynada kendisine baktı. – She looked at herself in the mirror.

“She looked herself” demedik. Bir de bazı fiillerin kullanımında to veya for eklemek gerekiyor çünkü eklenmediğinde ortaya farklı anlamlar çıkabiliyor. Şu cümleye bakalım:
Kendimize yemek pişirmek zorunda kaldık. – We had to cook for ourselves.

“Kendimize” kısmında “kendimiz için” mesajı saklı olduğundan for kullandık. Peki kullanmasaydık ne olurdu?
We had to cook  ourselves. – Kendimizi pişirmek zorunda kaldık.

Bir de “to” kullanılmadığında oluşabilecek bir anlam karmaşasına da örnek vermek için şu cümleyi İngilizceye çevirelim:
Bu dosyayı kendine gönderebilirsin. – You can send this file to yourself.

“Yourself” sözcüğünün başına gelen “to” yönelme edatı, “kendine” sözcüğündeki –e/-a yönelme ekini verdi. Peki kullanmasaydık ne olurdu?
You can send this file yourself. – Bu dosyayı kendin gönderebilirsin.

Gördüğünüz gibi tamamen farklı bir anlam ortaya çıktı. Yani ne demek istediğimizi göz önünde bulundurarak gerekiyorsa cümleye uygun bir edat ekliyoruz.

Dönüşlülük zamirlerinin geçtiği cümlelerde sıkça kullandığımız bir kelime var: by. “By” kelimesine sözlükten baktığınızda bir sayfa dolusu anlamının olduğunu görebilirsiniz. Reflexive pronouns konusunda ise aynen bizim Türkçede kullandığımız “başına” anlamını veriyor. Kendi başına, kendi başlarına, kendi başımıza gibi cümleler kurmak istediğimizde by kelimesini dönüşlülük zamirinden hemen önce yazıyoruz. Mesela şöyle demeye çalışalım:
Bana yardım etmek zorunda değilsin; kendi başıma yapabilirim. – You don’t have to help me; I can do it by myself.

Şöyle bir emir cümlesi de kurabiliriz:
Kendi başlarına gitmelerine izin verme. – Don’t let them go by themselves.

“O büyük evde kendi başına yaşıyor” diyelim:
He lives in that big hause by himself.

Hatta bu son cümleyi biraz daha vurgulayarak “tamamen kendi başına yaşıyor” demek istersek by sözcüğünden hemen önce koyacağımız bir “all” kelimesiyle bu anlamı verebiliyoruz:
He lives in that big hause all by himself. – O büyük evde tamamen kendi başına yaşıyor.

By kelimesini cümlede kullanıp kullanmamak tamamen bize kalmış. Yani söylemek istediğimiz cümlenin Türkçesinde “başına” lafı geçiyorsa, İngilizcesine de yakışacaktır. Türkçesinde geçmiyorsa İngilizcesinde de söylemek zorunda değiliz. Mesela, “Bu evi kendin mi boyadın?” ya da “Bu evi kendi başına mı boyadın?” cümleleri arasında ne kadarlık bir fark varsa İngilizcelerinde de o kadarlık bir fark var:
Did you paint this house yourself? – Bu evi kendin mi boyadın?
Did you paint this house by yourself? – Bu evi kendi başına mı boyadın?

Dönüşlülük zamirlerini bir cümlede özneyi vurgulamak amacıyla da kullanabiliyoruz. Mesela şöyle örnekler düşünelim:
Bu hatadan o kendisi sorumlu.
Onu buraya ben kendim getirdim.
Onların kendileri tehlikenin farkında değil.

Gördüğünüz gibi bu şekilde kullandığımızda özneyi ve onu vurgulayan dönüşlülük zamirini yan yana yazdık. Şanslıyız ki İngilizcede de durum tamamen aynı:
Bu hatadan o kendisi sorumlu. – He himself is responsible for this mistake.
Onu buraya ben kendim getirdim. – I myself brought it here.
Onların kendileri tehlikenin farkında değil. – They themselves aren’t aware of the danger.

Bu şekilde yapabileceğimiz gibi, dönüşlülük zamirlerini cümle sonuna koyarak da yapabiliriz:
Bu hatadan o kendisi sorumlu. – He is responsible for this mistake himself.
Onu buraya ben kendim getirdim. – I brought it here myself.
Onların kendileri tehlikenin farkında değil. – They aren’t aware of the danger themselves.

Tabi dönüşlülük zamirleriyle ilgili her şey bu kadar tozpembe değil çünkü reflexive pronounlar bazen hiç beklemediğimiz anlamlar verebiliyor. Mesela şu cümlelere bakıp ne anlama gelebileceklerini düşünelim:
He hit himself with a hammer. – Kendine çekiçle vurdu.

Bunu yapan kişi mazoşist değilse eğer bu cümleyi “Çekici bir yerine vurdu” şeklinde çevirmek daha doğru olacak.
She burned herself on the stove. – Sobada kendini yaktı.

Yakacak başka bir şey bulamamış olamaz; bu yüzden bu cümleyi şöyle çevirmek daha doğru olur: “Sobada bir yerini yaktı”.
I enjoyed myself at the party. – Partide kendimden hoşlandım.

Hoşlanacak başka kimseyi bulamamış mı diye sorabilirsiniz çünkü bu cümlenin doğru çevirisi “Partide iyi vakit geçirdim” şeklinde.
We helped ourselves at the open buffet. – Açık büfede kendimize yardım ettik.

Bu şekilde değil de, “Açık büfede self servis yaptık” şeklinde çeviriyoruz.
Please behave yourselves kids. – Lütfen kendinize davranın çocuklar.

İnanmayacaksınız ama bu da, “Lütfen uslu olun çocuklar” anlamına geliyor. Son bir tane daha istisna kullanım gelsin:
You should apply yourself to your work. – Kendini işine uygulamalısın.

Apply + reflexive pronoun kullanımı da “kendini vermek” anlamına geliyor: “Kendini işine vermelisin”.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Reflexive Pronouns Konu Anlatımı için 8 cevap

  1. melike der ki:

    Merhabalar,

    “I am feeling lucky myself” doğru bir cümle midir?

    Teşekkürler.

Bir Cevap Yazın