So that & Such That Konu Anlatımı






Bu dersimizde İngilizcede “o kadar, bu kadar, öyle, böyle” anlamlarını veren so ve such kelimelerinin kullanımını anlatacağım. Bu kelimeler, “ki” anlamını veren that bağlacıyla aynı cümlede kullanıldıklarında, “o kadar … ki” gibi bir anlama sahip oluyorlar. Peki neden iki taneler ve aralarında kullanım yerleri açısından farklar var mı, biraz bunlara göz atalım. So … that ve such … that kullanımında, noktalı yerlere zarf, sıfat veya sıfat tamlaması getirebiliyoruz. Ancak bunu gelişigüzel yapmıyoruz; so ile that arasına ya bir zarf ya da bir sıfat geliyor, such ile that arasına ise bir sıfat tamlaması geliyor. Örneğin, “yavaş” anlamına gelen slow kelimesi bir sıfat olduğundan, so ve that sözcüklerinin arasına girip şöyle bir kombinasyon oluşturabiliyor: “so slow that”. Anlamı ise, “o kadar yavaş ki”. Şimdi bu kombinasyonu alıp, bir cümlenin içinde kullanabiliriz ve that bağlacından sonra da, o kadar yavaş olmasının doğurduğu sonucu yazabiliriz. Aklıma şöyle bir örnek geliyor: “Asansör o kadar yavaştı ki, merdivenlerden daha hızlı çıkardım.” Önce ilk kısmı yazalım:
The elevator was so slow that…

Şimdi ise, aynı zamanda bir vurgulanan koşul cümlesi olan ikinci kısmı yazalım:
The elevator was so slow that I’d have climbed faster if I had taken the stairs.

Bu sefer de örneğimizi biraz değiştirelim ve so ile that sözcükleri arasına, eylemleri niteleyen bir zarfın da gelebileceğini gösterelim:
Asansör o kadar yavaş hareket ediyordu ki, merdivenlerden daha hızlı çıkardım. – The elevator was moving so slowly that I’d have climbed faster if I had taken the stairs.

Bu cümleyi biraz daha değiştirerek araya bir sıfat tamlaması getirmek istediğimizde ise such … that yapısından faydalanıyoruz. Sıfat tamlaması ile kastedilen şey, içinde en az bir sıfatın ve onun nitelediği bir nesnenin bulunduğu cümleler. Örneğin, “yavaş bir asansör” dediğimizde, içinde “yavaş” ve “bir” sıfatlarının yanı sıra “asansör” nesnesi de bulunuyor. Örneğimizi şu şekilde değiştirebiliriz:
O kadar yavaş bir asansördü ki, merdivenlerden daha hızlı çıkardım. – It was such a slow elevator that, I’d have climbed faster if I had taken the stairs.

İngilizcede sıfat tamlamalarında sayı sıfatı, diğer tüm sıfatların önüne geldiğinden, sıralamamız Türkçe ile bire bir aynı olmadı. Tabi eğer nesnemiz sayılmayan bir nesne olsaydı a veya an kullanmak da yanlış olurdu. Şu örneğe bakın:
O kadar soğuk bir su ki, onu içmek beni hasta eder. – It is such cold water that drinking it would make me ill.

Şimdi bu yapılarla farklı cümleler kuralım ve cümlelerin İngilizce karşılıklarına bakmadan önce so … that mi yoksa such … that mi kullanacağınıza karar verin:
O kadar hoş bir kızdı ki ona aşık oldum.

So … that mi yoksa such … that mi kullanacağız?

“Hoş bir kız” sıfat tamlaması olduğu için such … that kullanacağız:
She was such a pretty girl that I fell in love with her.

O kadar derin bir nehir ki karşıya geçmek için bir bota ihtiyacımız var.
So … that mi yoksa such … that mi kullanacağız?

“Derin bir nehir” sıfat tamlaması olduğundan yine such … that kullanıyoruz:
It is such a deep river that we need a boat to go across.

Timsah o kadar büyüktü ki taşımak için dört kişi gerekti.
So … that mi yoksa such … that mi gelecek?

“Büyük” kelimesi bir sıfat olduğundan so … that kullanıyoruz:
The crocodile was so big that it took four men to carry it.

O kadar tuhaf davranıyor ki işini kaybedecek.
So … that mi yoksa such … that mi kullanacağız?

“Tuhaf” kelimesi bir zarf olarak kullanıldığı için yine so … that kullanmalıyız:
He is acting so strangely that he will lose his job.

O kadar sıkıcı bir öğretmen ki kimse onu dinlemiyor.
So … that mi yoksa such … that mi kullanmalıyız?

“Sıkıcı bir öğretmen” sıfat tamlaması olduğundan such … that kullanıyoruz:
He is such a boring teacher that nobody is listening to him.

Ders o kadar sıkıcıydı ki öğrencilerin bazıları uyuyordu.
So … that mi yoksa such … that mi kullanacağız?

“Sıkıcı” kelimesi bir sıfat olduğundan so … that kullanacağız:
The class was so boring that some of the students were sleeping.

Normal kullanım şekilleri böyle olsa da, peşinden many, much, few ve little nicelik zarfları geldiğinde, sıfat veya sıfat tamlaması olmasına bakmaksızın sadece so kullanıyoruz. Dolayısıyla şöyle kullanımlar ortaya çıkıyor:
So many
So much
So few
So little

Many ve few sözcüklerini sayılabilen nesnelerle, much ve little kelimelerini ise sayılamayan nesnelerle beraber kullanacağımızı 34. dersimizde öğrenmiştik. Şimdi bu doğrultuda örnek cümleler kuralım:
O kadar çok hata yaptı ki sınavda başarısız oldu. – She made so many mistakes that she failed in the exam.

Normal koşullarda “many mistakes” bir sıfat tamlaması olduğu için such … that kullanmamız gerekirdi ama “many” kelimesinin varlığı işleri değiştirdi.

Hataları o kadar çoktu ki sınavda başarısız oldu. – Her mistakes were so many that she failed in the exam.
O kadar çok kahve içtim ki uykuya dalamadım. – I drank so much coffee that I couldn’t get to sleep.
İçtiğim kahve o kadar çoktu ki uykuya dalamadım. – The coffee which I drank was so much that I couldn’t get to sleep.
O kadar az arkadaşı var ki neredeyse hep yalnız. – She has so few friends that she is almost always lonely.
Arkadaşları o kadar az ki neredeyse hep yalnız. – Her friends are so few that she is almost always lonely.
Dışarıda o kadar az kar var ki kardan adam yapamıyoruz. – There is so little snow outside that we can’t build a snowman.
Dışarıdaki kar o kadar az ki kardan adam yapamıyoruz. – The snow outside is so little that we can’t build a snowman.

Gördüğünüz gibi bu örneklerin hiçbirinde such … that kullanmadık çünkü içlerinde, sadece so kullanımını gerektiren many, much, few ve little nicelik zarfları geçiyordu.

So … that ve such … that yapılarında, sonucu bildiren ikinci bir cümle eklemeyeceksek bunları tek başlarına da kullanabiliyoruz. Hatta bu şekildeki kullanımlarının daha yaygın olduğunu söyleyebilirim. Yine bu şekilde kullandığımızda da “o kadar, bu kadar, öyle, böyle” anlamlarına geliyorlar. Örnek cümlelerimiz gelsin:
Seksen yedi yaşında olduğunu söyledi. Onun o kadar yaşlı olduğunu fark etmemiştim. – He said he was eighty-seven years old. I hadn’t noticed he was so old.
Onun hasta olduğunu biliyordum ama o kadar hasta olduğunu kimse bana söylememişti. – I knew she was sick, but nobody had told me she was so sick.

O kadar güzel bir bebekti ki. – He was such a beautiful baby boy.

Günlük konuşmalarda bu anlamı vermek için so kelimesinin yerine “that” sözcüğünü de kullanabiliyoruz. Şu örneğe bakın:
O gerçekten de o kadar zengin mi? – Is he really that rich?

Bir de such kelimesinin tek başına kullanıldığı bir örnek görelim:
Such a beautiful world.

Yine konuşma dilinde, cümleye akıcılık katmak adına that kelimesinin kullanılması gerektiği halde kullanılmadığı cümleler duyabiliriz. Şu örneklere bakın:
O kadar kaba ki hiç kimse onu sevmiyor. – He is so rude (that) nobody likes him.
O kadar eski bir ev ki yakında çökebilir. – It is such an old house (that) it may collapse soon.

Son olarak eklemek istediğim bir notum var: so … that yapısını, İngilizcede yan yana kullanılan “so that” ifadesiyle karıştırmamak gerekiyor. “So that” ifadesi bir amaç bildiriyor ve kullanım yeri ile kullanım şekli tamamen farklı. Bununla ilgili olarak ayrı bir dersimiz olacak.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

So that & Such That Konu Anlatımı için 1 cevap

  1. İlyas der ki:

    Merhaba hocam, sadece just kelimesi ile ilgili video yapar mısınız. Çok yerde kullanılıyor çok karmaşık bir konu. Teşekkürler.

Bir Cevap Yazın