Too & Enough Konu Anlatımı






Bu dersimizde İngilizcede sıkça kullanılan too ve enough kelimelerini masaya yatırıyoruz. Too kelimesi İngilizcede “çok/aşırı” gibi anlamlara geliyor. Enough kelimesi ise “yeterince” anlamını veriyor. Anlam yönünden birbirine zıt olan bu iki kelime, kullanım yönünden de birbirine bir o kadar zıt. Peki bu iki kelime neden birlikte anlatılıyor diye soracak olursanız, nedeni ikisi ile de aynı anlamı verebilen cümlelerin kurulabiliyor oluşu.

O zaman şimdi biraz daha detaya inelim. İngilizcede too ve enough sözcüklerini sadece “çok” ve “yeterince” anlamlarını vermek için kullanmıyoruz. Bu iki kelimenin ortak paydada birleştiği bir anlamı daha var: “kadar”. 49. dersimizde, İngilizcede “kadar” anlamını as … as yapısıyla verdiğimizi öğrenmiştik, ancak o derste anlattığım  “kadar” ifadesi, “X, Y kadar … değil” cümlesinde olduğu gibi, bir karşılaştırmayı belirtiyordu. Buradaki “kadar” ile anlatılmak istenen şey ise, bir karşılaştırmadan ziyada yeterlilik veya eksiklik durumu. Örneğin, “Bu piyano hareket ettiremeyeceğim kadar ağır” veya “Bu piyano hareket ettirebileceğim kadar hafif değil” cümlelerinde anlatılan yeterlilik ve eksiklik durumlarını İngilizcede too ve enough sözcükleriyle veriyoruz. Peki bu iki cümlenin hangisinde too, hangisinde enough kullanacağız önce buna bakalım.

Too kelimesinin “aşırı” anlamına geldiğinden de bahsetmiştim. Aşırılık, gereğinden fazlalık demek ve istenmeyen bir durum. Bu da olumsuz bir çağrışım yaratıyor. Dolayısıyla, fiili olumsuz olan bir cümledeki “kadar” anlamını vermek için too sözcüğünü kullanıyoruz. İkinci cümlemizde “hareket ettirebileceğim” diyor; “hareket ettiremeyeceğim” demiyor. Dolayısıyla too sözcüğü için fiili olumsuz olan birinci cümlemiz, enough sözcüğü için ise fiili olumlu olan ikinci cümlemiz uygun olacak.

Buraya kadar da tamam; hangi cümlede too, hangisinde enough kullanacağımızı da anladık. O zaman sıra geldi cümleleri kurmaya. Birinci cümleyle başlayalım. Bu cümlede too kelimesinin geçeceğini biliyoruz. Hemen ardından ise “ağır” sıfatı gelecek. O zaman “too heavy” ifadesinin geçeceği kesin. Peki aşırı ağır olan şey ne, bu piyano; yani “this piano”. Öznemiz bu ifade olduğu için cümleye de bununla başlayalım:
This piano…

Ardından da özneye ve zamana uygun bir yardımcı fiil getirelim:
This piano is…

Sonrasında “aşırı ağır” kısmı gelsin:
This piano is too heavy…

Cümleyi burada bitirirsek hatalı olmaz ama anlamı “Bu piyano aşırı ağır” olur. Bize lazım olan şey bu değil. Her şeyden önce, işin içine kendimizi de katmamız gerekiyor çünkü piyano bize göre ağır; başkasına göre hafif olabilir. İşte tam bu noktada “for” kelimesinden faydalanıyoruz ve “benim için ağır” gibi bir anlam veriyoruz:
This piano is too heavy for…

Devamında ise “benim” anlamını vermek için “me”sözcüğü geliyor çünkü cümlenin öznesi “benim” sözcüğü olmadığı gibi, bir aitlik de söz konusu değil ve bu durumda nesne zamirimiz olan me kelimesini kullanıyoruz:
This piano is too heavy for me…

Devamında ise “hareket ettirmek” fiilini getireceğiz ama “hareket ettirmek için çok ağır” ifadesini oluşturmamız gerektiğinden, fiilin sonuna –mek/-mak mastar ekini verecek bir edata ihtiyacımız olacak. Bu edatın “to” edatı olduğunu 27. dersimde söylemiştim. O zaman şöyle devam edelim:
This piano is too heavy for me to…

Geriye bir tek “hareket ettirmek” filini yazmak kaldı. To kelimesinden sonra fiilin birinci haliyle yazılması gerektiğini biliyoruz. Öyleyse cümlemizi şu şekilde bitirelim:

Şimdi ise aynı anlamı veren diğer cümlemizi, fiili olumlu olduğu için enough ile kuralım. İlk cümle üzerinden değişiklikler yaparak gidelim.  Too yerine enough yazmamız gerektiğini biliyoruz:
This piano is enough heavy for me to move.

“Ağır” kelimesi yerine “hafif” sözcüğünü yazmamız gerektiğini de biliyoruz:
This piano is enough light for me to move.

Bir de cümlemizi yapı olarak olumsuzlaştıralım:
This piano isn’t enough light for me to move.

Yalnız her şey bundan ibaret değil. Burada enough kelimesini diğer zarflardan ayıran önemli bir farklılık karşımıza çıkıyor. Normalde tüm zarflar, niteledikleri bir sıfattan önce yazılıyordu. Yani şöyle:
too hot – aşırı/çok sıcak
very cold – çok soğuk
so beautiful – çok güzel

Zarflar bir fiili nitelediklerinde ise genellikle niteledikleri fiilden sonra geliyordu:
walk slowly – yavaş yürü
read carefully – dikkatli oku
do well – iyi yap

İşte enough kelimesi için durum böyle değil. Enough sözcüğü bir sıfatı nitelediğinde o sıfattan sonra geliyor:
hot enough – yeterince sıcak
cold enough – yeterince soğuk
beautiful enough – yeterince güzel

Halihazırda bir fiili niteleyen zarflardan da sonra yazılıyor:
walk slowly enough – yeterince yavaş yürü
read carefully enough – yeterince dikkatli oku
do well enough – yeterince iyi yap

Bu nedenle, örnek cümlemizdeki enough ve light sözcüklerini yer değiştirmemiz gerekiyor:
This piano isn’t light enough for me to move.

O zaman too ve enough ile benzer cümleler kuralım. “O, bir işe girebilecek kadar genç” diyelim. Fiilimiz olan “girebilecek” kısmında olumsuzluk söz konusu olmadığı için enough ile kurmamız gerekiyor:
She is young enough to get a job.

Bir de aynı cümleyi olumsuz yapalım ve şöyle demeye çalışalım: “O, bir işe girebilecek kadar genç değil.” Şaşırtıcı ama bu cümleyi de too ile değil, yine enough ile söyleriz. Çünkü dikkat ederseniz verdiğim örneklerin hiçbirinde cümlenin olumlu ya da olumsuz olmasına bakmadım; hep fiile baktım. Bu cümle her ne kadar yapı olarak olumsuz olsa da, fiil kısmı olumlu olduğundan, yani “giremeyecek” denmediğinden enough kullanıyoruz:
She isn’t young enough to get a job.

Fakat cümlemiz “O, bir işe giremeyecek kadar yaşlı” şeklinde olsaydı too kullanırdık:
She is too old to get a job.

Too ve enough sözcükleri hem bu cümlelerde olduğu gibi sıfatlarla, hem de zarflarla beraber kullanılabiliyor. Zarflarla beraber kullanıldığı örnek cümleler kuralım. İlk cümlemiz şu olsun:
O, benim anlayabileceğim kadar yavaş konuşmuyor. – He doesn’t speak slowly enough for me to understand.

Bir de içinde too kullanacağımız şu cümleyi kuralım:
O, benim anlayamayacağım kadar hızlı konuşuyor. – He speaks too fast for me to understand.

Fast kelimesinin zarf ve sıfat halleri aynı olduğu için sonuna –ly takısı almadı.

Too ve enough kelimelerinin “kadar” anlamını verdiği bu kullanımlarını anladıysak şimdi bir de bazı özel kullanımlarına bakalım. İlk önce enough kelimesiyle başlayalım. Bu sözcüğün fiillerden sonra gelen bir zarfı nitelemek amacıyla, o zarftan sonra geldiğini şu son örneğimizde görmüştük:
He doesn’t speak slowly enough for me to understand.

Enough sözcüğünü bu şekilde, ikinci bir zarf olarak değil de, bizzat kendisi fiili niteleyen esas zarf olarak da kullanabiliyoruz. Mesela İngilizcede, “Yeterince çalışmıyorsun” derken kullanacağımız zarfımız enough sözcüğü olup fiilden hemen sonra geliyor:
You don’t study enough.

Şu cümleyi de bu şekilde kurabiliriz:
Yeterince araştırırsan cevabı bulursun. – If you search enough, you will find the answer.

Enough kelimesini, “yeterince para, yeterince su” ifadelerinde olduğu gibi, bir nesneyle beraber de kullanabiliyoruz. Bu durumda dikkat etmemiz gereken şey, önceki örneklerde olduğu gibi, enough kelimesini nitelediği sözcükten sonra değil, önce getirmek. Yani aslında aynı Türkçedeki gibi söylüyoruz:
enough money – yeterince para
enough water – yeterince su

Enough kelimesi bazen de nesneymiş gibi davranabiliyor ve “Yeterince şey gördüm” ya da “Yeterince yedim” örneklerinde olduğu gibi cümlenin nesnesinin yerini alabiliyor:
I’have seen enough.
I ate enough.

Enough kelimesiyle ilgili daha da özel kullanımlara inecek olursak, strangely enough, oddly enough, sure enough, fair enough, enough is enough ve can’t get enough ifadelerine bakabiliriz. Ne kadar gariptir ki, ilk ikisi aynı anlamda:
strangely/oddly enough – ne kadar gariptir ki

Buna şöyle bir örnek verelim:
Ne kadar gariptir ki, pinti adam öldüğünde beş parasızdı. – Strangely enough, the miser was penniless when he died.

Sure enough ise “beklenildiği üzere” anlamına geliyor. Buna da şöyle bir örnek verelim:
Beklenildiği üzere, pinti adam öldüğünde hiç arkadaşı yoktu.- Sure enough, the miser had no friends at all when he died.

Fair enough “uygun/makul” anlamlarını veriyor. Örneğimiz gelsin:
İkimiz için de makul bir anlaşma yapmalıyız. – We should make a contract fair enough for both of us.

Enough is enough deyimi “yeter artık” anlamına geliyor.

Can’t get enough ifadesini ise “doyamamak” olarak çevirebiliriz.

Enough ile ilgili bu kadar bilgi yeter diyorsanız, son olarak enough kelimesiyle bu tür bir haykırışta bulunarak nasıl “yeter” veya “kesin” denileceğini göstermek istiyorum. Bu kelime halihazırda “yeter” anlamına gelse de, bazen yanında neyin yettiğini de söylemek isteyebiliriz. Mesela, çok yalan söyleyen birisine “Yeter artık yalanların” demek istediğimizde, enough sözcüğü ile nesnenin arasına with bağlacını koyarak şu şekilde söylüyoruz:
Enough with your lies!

Bazen de “Kesin artık şunu” demek istediğimiz durumlarda, nesne yerine “it” kelimesini yazarak kısaca şöyle diyoruz:
Enough with it!

Too kelimesinin de bu tür bazı özel kullanımları var. Mesela, “çok fazla” anlamını vermek için much ve many kelimeleriyle beraber sıkça kullanıyoruz. Too much ifadesini sayılamayan nesnelerin başında, too many ifadesini ise sayılabilen nesnelerin başında kullanıyoruz. Her iki kullanımda da bir gereğinden fazlalık, aşırılık söz konusu:
There were too many visitors in his room. – Odasında çok fazla ziyaretçi vardı.
He drank too much of that wine. – O şaraptan çok fazla içti.

Too kelimesi halihazırda “aşırı/çok” anlamlarına geliyor ama abartmanın sınırı olmadığından, “çok aşırı/epey” demek istediğimiz durumlarda too kelimesini de niteleyecek bir sözcüğe ihtiyacımız oluyor. Bu durumda way ve all sözcükleri yardımımıza koşuyor ve way too/all too yapılarını kullanıyoruz.
He looks way too young for his age. – Yaşına göre aşırı genç gösteriyor.
It is all too late to apologize. – Özür dilemek için epey geç.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Too & Enough Konu Anlatımı için 2 cevap

  1. kübra der ki:

    Hocam “yeter artık yalan söylediğin” desek yani nesne değil de cümle getirsek yine with ile mi bağlayacağız?
    Belki şu daha doğru bi cümle olabilir. “Yeter artık o kıza baktığın!”
    Enough with you looked that girl” gibi mi olacak yoksa farklı bir şekilde mi çevireceğiz?

    • admin der ki:

      sadece nesne gelebilir ancak fiilinizin sonuna -ing getirip nesneleştirirseniz (Enough with you looking at that girl) yaygın bir söylem olmasa da durumu kurtarabilir. yine de diller arasında %100 uyum olmadığından İngilizcede bu şekilde bir söylem duyamazsınız.

Bir Cevap Yazın