Would Rather & Prefer Konu Anlatımı




Bu dersimizde İngilizcede tercihlerimizden bahsederken kullandığımız would rather ve prefer yapılarının kullanımını öğreneceğiz. Her ikisi de “tercih etmek” anlamına gelen bu ifadelerin cümleye kattığı anlam aynı olsa da kullanım şekilleri arasında bazı küçük farklar var.

İlk olarak, geçen dersten tanıdığımız prefer kelimesiyle başlayalım. Gerunds & Infinitives konusunu anlattığım bir önceki dersimde, prefer kelimesinden sonra hem gerund hem de infinitive kullanabileceğimizden bahsetmiştim ve “Sıcak çikolata içmeyi tercih ederim” anlamına gelen şu iki cümleyi kurmuştum:
I prefer drinking hot chocolate.
I prefer to drink hot chocolate.

Bu iki cümle arasında anlam açısından hiçbir fark yok ve iki şekilde de kullanabiliriz. Ancak tabi, bu cümleleri devam ettirerek neyi neye tercih ettiğimizi de söylemek istersek bu sefer işler değişiyor. Mesela cümlemizi “Sıcak çikolata içmeyi, buzlu çay içmeye tercih ederim” şeklinde değiştirecek olursak yine gerund veya infinitive yapıyı kullanabiliyoruz ama araya bazı yardımcı oyuncular giriyor. Mesela gerund kullandığımız ilk cümlede “to” kelimesi işin içine giriyor:
I prefer drinking hot chocolate to

Ancak bu to infinitive olan to değil, edat olan to. Yine geçen dersten hatırlarsanız, edatlardan sonra gerund kullanıyorduk. Dolayısıyla cümlemizin yine -ing takısı almış drink kelimesiyle devam etmesi gerekiyor:
I prefer drinking hot chocolate to drinking

Artık neye tercih ettiğimizi söylemenin de vakti geldi:
I prefer drinking hot chocolate to drinking ice-tea.

Bu örnekte olduğu gibi, cümlenin her iki tarafındaki fiilimiz aynıysa fiili ikinci kez yazmaya bile gerek kalmıyor ve pratik olması açısından şöyle de diyebiliyoruz:
I prefer drinking hot chocolate to ice-tea.

Bazen de her iki taraftaki fiil aynı olmayabiliyor. Mesela, “Sıcak çikolata içmeyi, hamburger yemeye tercih ederim” demek isteyebiliyoruz. Şöyle yani:
I prefer drinking hot chocolate to eating hamburger.

Tabi bu durumda kısaltma yapmak adına ikinci fiili yazmazsak, fiillerimiz farklı olduğundan yanlış anlaşılabiliriz. Şöyle yani:
I prefer drinking hot chocolate to hamburger. – Sıcak çikolata içmeyi, hamburger içmeye tercih ederim.

Şimdi bir de infinitive kullandığımız yapıyla baştaki cümleyi kurarak, “Sıcak çikolata içmeyi, buzlu çay içmeye tercih ederim” demeye çalışalım. Infinitive yapıda zaten hali hazırda bir to kelimesi geçtiği için ikinci kez bir to kelimesi kullanmak tuhaf olacaktır. Bu yüzden bu sefer to yerine, “…’dan ziyade” anlamına gelen “rather than” ifadesini kullanıyoruz:
I prefer to drink hot chocolate rather than…

Devamında ise çok farklı bir şey yaparak ne gerund ne de infinitive kullanıyoruz ve fiili doğrudan, yalın halde yazıyoruz:
I prefer to drink hot chocolate rather than drink ice-tea.

Yani rather than yapısının böyle bir ayrıcalığı var. Yine gerund kullanımında olduğu gibi, iki taraftaki fiil aynıysa ikinci kez yazmamıza da gerek kalmıyor ve şöyle de diyebiliyoruz:
I prefer to drink hot chocolate rather than ice-tea.

Daha da kısaltmak istersek rather than yapısındaki rather kelimesini atarak şöyle de söyleyebiliriz ve yanlış olmaz:
I prefer to drink hot chocolate than ice-tea.

Bu da yetmez, daha da kısaltmam lazım diyorsanız, fiilleri hiç işin içine karıştırmadan, prefer kelimesinden sonra doğrudan bir nesne de getirebilirsiniz ve “Sıcak çikolatayı buzlu çaya tercih ederim” diyebilirsiniz. Şöyle yani:
I prefer hot chocolate to ice-tea.

Bu örnekteki gibi bir kullanımda to’yu than’e tercih ediyoruz:
We prefer “to” to “than”.

Tabi her zaman tercih ettiğimiz şeylerden bahsetmek istemeyebiliriz. Bazen de neyi tercih etmediğimizi söylememiz ya da birinin neyi tercih ettiğini sormamız gerekebilir. Bu durumda prefer fiiline normal bir fiil gibi muamele ederek farklı zamanlarda çekimleyebiliriz. Örneğin farklı zamanlardaki şu soru cümlelerinin ve olumsuz cümlelerin İngilizcelerine bakalım:
Burada kalmayı tercih etmez. – She doesn’t prefer to stay/staying here.
Onların kölesi olarak yaşamayı tercih etmeyeceğim. – I’m not going to prefer to live/living as their slave.
Sessiz kalmayı mı tercih etti? – Did he prefer to remain/remaining silent?
Çay mı yoksa kahve mi tercih edersiniz? – Do you prefer tea or coffee?

Prefer kelimesiyle ilgili bu kadar bilgi yeter. Biraz da would rather ifadesine bakalım. Bu ifadenin içinde geçen rather kelimesinin than kelimesiyle birleşerek, prefer ile kurulmuş infinitive cümlelerde nasıl kullanıldığını şu örnekte görmüştük:
I prefer to drink hot chocolate rather than drink ice-tea. – Sıcak çikolata içmeyi, buzlu çay içmeye tercih ederim.

Şimdi öğreneceğimiz yapıda ise rather ve than’in arası açılıyor, would ile rather arasında ise bir yakınlaşma başlıyor. Yani özetle, would rather kombinasyonu, prefer fiili gibi “tercih etmek” anlamını veriyor. Yine sıcak çikolata ve buzlu çay örnekleri üzerinden gidelim ki arada sadece değişen şeyleri görerek farkları daha iyi kavrayalım. Öncelikle, çok basit olan ilk cümlemizi kurarak “Sıcak çikolatayı tercih ederim” demeye çalışalım:
I would rather hot chocolate.

Cümlemiz hatalı oldu çünkü would rather yapısından sonra nesne gelmez. Bu ayrıcalık yalnızca prefer kelimesine özgü. Dolayısıyla bu cümleyi ancak şöyle söyleyebiliyoruz:
I prefer hot chocolate.

Demek ki would rather ile kuracağımız bir cümlede fiil olması gerekiyormuş. O zaman, “Sıcak çikolata içmeyi tercih ederim” demeye çalışalım. Cümleye şöyle başlıyoruz:
I would rather…

Sonrasında gerund mı yoksa infinitive mi kullanacağımız konusunda kafamız dinç olsun çünkü ikisini de kullanmayacağız; tıpkı than kelimesinden sonra olduğu gibi fiili yalın halde yazacağız:
I would rather drink…

Daha sonra da neyi tercih ediyorsak onu yazıyoruz:
I would rather drink hot chocolate.

Şimdi bir adım daha ileri gidip, “Sıcak çikolata içmeyi, buzlu çay içmeye tercih ederim” cümlesini would rather ile kurmaya çalışalım. Şuraya kadar kurmuştuk zaten:
I would rather drink hot chocolate…

Sonrasında, prefer kullanımında olduğu gibi to değil, than kelimesi işin içine giriyor ve şöyle diyoruz:
I would rather drink hot chocolate than…

Than kelimesinden sonra da fiili yalın halde getirmemiz gerektiğini öğrenmiştik. Öyleyse şöyle devam ediyoruz:
I would rather drink hot chocolate than drink ice tea.

Yine iki taraftaki fiilimiz aynıysa ikincisini söylemesek de oluyor:
I would rather drink hot chocolate than ice tea.

Would rather yapısıyla da olumsuz cümleler ve soru cümleleri kurabiliyoruz ancak would kelimesinin varlığından ötürü işler biraz değişiyor ve zamanların genel geçer kurallarını bu yapıya uygulayamıyoruz. Mesela, olumsuz bir cümle kurmak istediğimizde, wouldn’t rather değil, would rather not ifadesini kullanıyoruz. Birkaç örnek cümle kuralım:
Dairesini biriyle paylaşmayı tercih etmez. – She’d rather not share her flat with anyone.
Hazirana kadar beklemeyi tercih etmezler. – They’d rather not wait until June.

Would rather ile soru cümlesi kurarken de would ile rather kelimelerinin arasını açıp, araya özneyi yerleştiriyoruz. Mesela bu iki cümleyi soru cümlesine dönüştürüp şöyle demeye çalışalım:
Dairesini biriyle paylaşmayı tercih eder mi? – Would she rather share her flat with anyone?
Hazirana kadar beklemeyi tercih ederler mi? – Would they rather wait until June?

Prefer kelimesi normal bir fiil gibi muamele gördüğünden tüm zamanlarda ve tüm modallarla beraber kullanılabiliyordu. Would rather için ise durum böyle değil. Her şeyden önce, bu ifade özünde “tercih eder” anlamına geldiği için, tercih edecek, tercih etti, tercih etmeli gibi anlamlar kazanamıyor. Peki o zaman bu ifadeyle sadece geniş zamandaki tercih etme durumlarını mı anlatabiliyoruz derseniz cevabım yine hayır, çünkü would rather’ın gizli bir silahı daha var; past perfect tense, yani -mişli geçmiş zaman cümleleri. Hani Türkçede bazen kullandığımız, “yapmış olmayı tercih ederim, gitmiş olmayı tercih ederim” gibi ifadeleri İngilizcede would rather + have + Fiil (3) yapısını kullanarak söylüyoruz. Bunlarla da birkaç örnek cümle kuralım:
I’d rather have moved somewhere else. – Başka bir yere taşınmış olmayı tercih ederdim.
I’d rather have seen that film at the cinema than on television. – O filmi televizyon yerine sinemada izlemiş olmayı tercih ederdim.

Would rather kullanımında bilmemiz gereken bir ayrıntı daha var. Bu kullanımda ilk olarak tercih eden tarafı özne olarak yazıyorduk, sonrasında da tercih edilen şeyi yazıyorduk. Ancak, birinin bir şeyi yapmasını tercih etmek veya etmemek söz konusu olduğunda; başka bir deyişle, cümleye farklı bir özne girdiğinde cümlenin ikinci kısmını -dili geçmiş zamanla söylüyoruz. Örneklerle açıklayalım:
Onu havaalanına götürmeni tercih ederim. – I’d rather you took him to the airport.
Bana daha geniş bir oda vermelerini tercih ederim. – I’d rather they gave me a larger room.
Akşam saat 11.00’dan sonra aramamanı tercih ediyor. – She’d rather you didn’t phone her after 11.00 PM.

Yani cümlelerin ikinci kısmı her ne kadar -dili geçmiş zamandaymış gibi görünse de aslında hepsi de geniş zaman anlamı katıyor. Would rather yapısının bu özelliğini kullanarak, bizden istenen bir izni de kibarca reddedebiliyoruz ve o da geniş zamanda oluyor:
May I smoke in here? – Burada sigara içebilir miyim?
I’d rather you didn’t. – İçmemenizi tercih ederim.

Kural her ne kadar böyle olsa da diller yaşayan varlıklar olduğundan günlük konuşmada bu kural gözetilmeyebiliyor ve özneler farklı dahi olsa iki tarafta da geniş zaman kullanılabiliyor.

Would rather yapısını da anladıysak biraz da kullanım yerleri üzerinde duralım. Aslında aralarında öyle çok büyük kullanım farkları olmasa da, prefer kelimesini daha genel tercihlerimiz için kullandığımızı belirtmekte fayda var. Would rather ise biraz daha ana ve olaya özgü kaçıyor. Mesela, hem prefer hem de would rather ile kurduğumuz “Sıcak çikolata içmeyi, buzlu çay içmeye tercih ederim” cümlelerini ele alalım:
I prefer to drink hot chocolate than ice tea.
I would rather drink hot chocolate than ice tea.

Prefer ile kurduğumuz cümle genel alışkanlığımızı anlatıyor; would rather ile kurduğumuz cümle ise muhtemelen o anda bize sorulan “Sıcak çikolata mı yoksa buzlu çay mı alırsınız?” sorusunun cevabını veriyor diyebiliriz. Yine de bu ikisini ayıran net bir çizgi yok ve dolayısıyla kullanım yerleri açısından rahat olabilirsiniz.

Son olarak ise would rather ve prefer evliliğinden olan bir yapıyı takdim etmek istiyorum: would prefer. Bu da İngilizcede o ana özgü tercihler anlatılırken sıkça duyacağınız bir kullanım. Would prefer yapısı da would rather gibi geniş zamanı anlatıyor ama would rather’dan farklı olarak, peşinden bir nesne de gelebiliyor.  Hani şu, would rather ile kuramadığımız, “Sıcak çikolatayı tercih ederim” cümlesini bununla kurabiliriz:
I’d prefer hot chocolate.

Would prefer kullanımında peşinden bir nesne değil, fiil gelecekse, fiilimiz infinitive şeklinde geliyor; yani başında to oluyor. “Sıcak çikolata içmeyi tercih ederim” diyelim mesela:
I’d prefer to drink hot chocolate.

Olumsuz cümlede ise to kelimesinden önce not kullanıyoruz. Aynı cümleyi olumsuz yaparak “Sıcak çikolata içmeyi tercih etmem” diyelim:
I’d prefer not to drink hot chocolate.

Biraz daha ileri gidip, neyi neye tercih ettiğimizi de söylemek istersek, prefer kullanımında olduğu gibi, “rather than” ya da kısaca “than” koyarak iki cümleyi bağlayabiliyoruz. “Sıcak çikolata içmeyi buzlu çay içmeye tercih ederim” diyelim:
I’d prefer to drink hot chocolate (rather) than drink ice-tea.

Son olarak rather kelimesi üzerinde durmak istiyorum. Would rather (tercih etmek) veya rather than (…’dan ziyade) demedim çünkü bu kelime bazen tek başına bir adverb, yani zarf olarak da kullanılabiliyor. Bu durumda tamamen farklı bir anlama sahip oluyor ve “oldukça/epey” anlamına gelen “quite” kelimesinin eş anlamlısı oluyor.

Örnek cümlelerimize bakalım::
He is rather tall compared to his brother. – Erkek kardeşine kıyasla oldukça uzun.
The poem was rather touchy. – Şiir oldukça dokunaklıydı.

quite = oldukça/epey
quiet = sessiz/sakin
quit = bırakmak/terk etmek


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Would Rather & Prefer Konu Anlatımı için 5 cevap

  1. ali veli der ki:

    Sonda akıl karışıklığını önlemek için verdiğiniz örnek hoş olmuş. İngilizce’de through, though, throughout üçlüsünden sonra en kıl üçlü olabilir kendisi.

  2. Oğuz Çeltikoğlu der ki:

    Hocam,öncelikle bütüm videolar ve emeğiniz için elinize ve yüreğinize sağlık. 1inci konudan itibaren bütün videolarınızı ve pdf dosyalarınızı takip ediyorum.Çok yararlı bence.
    Bu videonun 13.50 süresinde yaptığınız ” Kapının kenarında durarak hemşireyi bekliyordum.” cümlesinin ingilizce tercümesinde kullanılan iki fiilin yerlerinin değişmesi gerektiğini düşünüyorum.İyi çalışmalar

  3. Selin Ece der ki:

    Güzel olmuş ama daha çok yani sınıf düzeyinde yapsaydınız,yani eleştirmek için değil de kısa özneler yada daha bir derinden olsa güzel olurdu.. Ama yinede EMEĞİNİZE SAĞLIK..Teşekkürler hatta birçok sitede anlayamadığımı burada anladım..Teşekkürler

Bir Cevap Yazın