75. Would, Used to, Get used to, Be used to Konu Anlatımı


Would, Used to, Get used to, Be used to Konu… paylaşan: ingilizcekonuanlatimi

Bu dersimizde birbirine çok karıştırılan üç kelimeyi tanıyacağız: Used to, Be used to, Get used to ve Would. İngilizcede alışkanlıklarımızdan bahsederken kullandığımız bu dört ifade birbirine çok benziyor gibi görünse de hepsinin kendine özel yetenekleri, yani kullanım yerleri var. Çoğu zaman da birinin kullanıldığı yerde diğerini kullanmak mümkün olmuyor. Bu yüzden hepsini birer birer incelemekte fayda var.

İlk olarak would kelimesiyle başlamak istiyorum. Would sözcüğünü ‘Future in the past’, yani ‘Geçmişte gelecek’ konusunu anlattığım 60. dersimizde detaylı olarak görmüş ve içinde kullanıldığı cümleye -ecekti/-acaktı gibi anlamlar kattığını öğrenmiştik. Hatırlarsanız aynı derste, would ile bağımsız cümleler kuramadığımızdan ve yalnızca yan cümlede kullanabileceğimizden bahsetmiştim. Şimdi bunun sebebini açıklamanın vakti geldi: Would kelimesini bağımsız bir cümlede kullanabiliyoruz kullanmasına ama would sözcüğü bu durumda -ecekti/-acaktı anlamından sıyrılıp başka bir anlama sahip oluyor; -erdi/-ardı. İşte bu dersimizin konusu da zaten bu. Bu ekler bir fiilin sonuna eklendiğinde yapardı, ederdi, gelirdi, giderdi gibi ifadeler oluşuyor ve geçmişte yapılıp artık yapılmayan veya daha az sıklıkla yapılan olayları anlatıyor. Örneğin, “Pazar günleri doğa yürüyüşüne çıkardık” veya “Her Noel’de bana kart atardı” gibi cümlelerdeki bu tekrarlanma durumlarını would ile şu şekilde belirtebiliyoruz:
We would go hiking on Sundays.
She would send me a postcard every Christmas.
    

Would ile geçmişte sıkça tekrarlanmayan şeyleri anlatmak amacıyla olumsuz cümleler kurarken de wouldn’t veya would never ifadelerinden faydalanabiliyoruz. Mesela şöyle iki cümle kuralım:
Meşhur olmadan önce akrabalarım beni bu kadar sık aramazdı. – My relatives wouldn’t call me so often before I became famous.
Beni gördüğünde asla merhaba demezdi. – He would never say hi when he saw me.

Would sözcüğünü aynı amaçla soru cümlesi kurarken çok fazla tercih etmiyoruz çünkü cümlede bir zaman zarfı veya sıklık bildiren bir zarf kullanmadığımızda öneri cümleleriyle karışabiliyor. Örneğin, bir alışkanlığı sormak amacıyla “Kahve içer miydiniz?” gibi bir cümleyi “Would you drink cofee?” şeklinde sorduğumuzda bir teklif gibi algılanacaktır. Bu karmaşayı önlemek adına kullanabileceğimiz, would ile aynı anlamı veren bir ifademiz daha var: use(d) to.

Used to yapısı konu anlatımlarında bu şekilde geçse de, ben sondaki “d” harfini parantez içine almayı tercih ediyorum, çünkü bu “d” harfi aslında -dili geçmiş zamanda fiilin sonuna gelen -ed takısından başka bir şey değil. Dolayısıyla olumsuz cümlelerde ve soru cümlelerinde gelmeyebiliyor. Yani bu yapıyı özünde, “use to” olarak düşünebiliriz. Tabi kural böyle olsa da sözlü kullanımda bu kuralın sıkça çiğnendiğini ve olumsuz cümlelerde ya da soru cümlelerinde used to olarak söylendiğini duyabilirsiniz.

Use(d) to ile ilgili olarak ilk önce şunu belirtmekte fayda var; yapardı, ederdi gibi anlamlar vermek için would ile kurduğumuz tüm cümleleri, use(d) to ile kurabiliyoruz. Yani yukarıdaki olumlu cümleleri şu şekilde söylemek pekala mümkün:
We used to go hiking on Sundays.
She used to send me a postcard every Christmas.
    

Olumsuz cümleleri de -dili geçmiş zaman kurallarını uygulayarak şöyle söyleyebiliriz:
My relatives didn’t use to call me so often before I became famous.
He never used to say hi when he saw me.



Yalnız burada küçük bir ayrıntıyı belirtmekte fayda var;  “didn’t use to” ifadesi her ne kadar doğru olsa da, çok tercih edilen bir kullanım değil. Bu yüzden olumsuz cümlelerde “never use to” kullanmaya alışmakta fayda var.

Soru cümlelerini, teklif gibi anlaşılabileceklerinden, would ile kuramadığımızdan bahsetmiştim. Bu cümleleri use(d) to ile kurabiliriz. Buna da birkaç örnek verelim:
Sen gençken profesyonel bir takımda oynuyor muydun? – Did you use to play for a professional team when you were younger?
Oraya her yaz giderler miydi? – Did they use to go there every summer?

Soru cümlelerinde kullanılıyor olmasının yanı sıra, use(d) to’nun would’a göre bir artısı daha var: durum fiilleri. 26. dersten hatırlarsanız, eylem değil durum bildiren bir grup fiilimiz vardı. Bilmek, inanmak, sevmek gibi fiiller bunlara örnek. İşte would kelimesini asla bu durum fiilleriyle beraber kullanmıyoruz; tek seçeneğimiz use(d) to. Birkaç örnek verelim:
İnsanlar dünyanın düz olduğuna inanırdı. – People used to believe that the Earth was flat.
Deniz kenarında bir evimiz vardı. – We used to have a house by the sea.

Bu cümlelerde would, use(d) to’nun alternatifi olamıyor. Aslında bunun da bir sebebi var. Would kelimesini geçmişte belirli bir sıklıkla tekrar edilen eylemlerle beraber kullanabiliyoruz ve ne zaman ya da ne sıklıkla tekrar edildiğini anlatan bir bilgiyi de cümleye eklememiz gerekiyor. Dikkat ederseniz, şu ana kadar kurduğumuz örnek cümlelerin hepsinde de eylemin ne sıklıkla tekrar edildiği veya edilmediği yazılıydı:
We would go hiking on Sundays.
She would send me a postcard every Christmas.
My relatives wouldn’t call me so often before I became famous.
He would never say hi when he saw me.
 

İşte tüm bu cümlelerde bu ifadelerin olmadığını düşünürsek bu cümleleri would ile kurmamız pek de mümkün olmazdı ve sadece use(d) to kullanabilirdik. Yani özetlemek gerekirse, -erdi/-ardı anlamını vermek için use(d) to yapısını hemen her cümlede kullanabiliyoruz ama would kullanabilmemiz için bazı şartlar var:
1- Cümle sadece olumlu veya olumsuz cümle olacak; soru cümlesi olmayacak.
2- Cümlede kullandığımız fiil, eylem anlatan bir fiil olacak; durum fiili olmayacak.
3- Eylemin ne zaman veya ne sıklıkla yapıldığı aynı cümlede belirtilecek.

Bir de anlam yönünden bakacak olursak, would ile use(d) to arasındaki küçük bir farktan daha bahsetmek mümkün. Would kullandığımız cümlelerde, geçmişte belirli bir sıklıkta yapılan şey bitmiş olmak zorunda değil. Yani yine pazarları doğa yürüyüşüne çıkabilir, Noel’de ondan kart alabiliriz. Dolayısıyla bu cümleleri söyleyen kişi bir bakıma geçmişi hatırlıyor diyebiliriz. Use(d) to kullanımında ise bu tür bir ucu açıklık söz konusu değil ve artık mevcut olmayan, geçerliliğini yitirmiş durumlardan veya eski alışkanlıklarımızdan bahsediyoruz demektir.

Şimdi ise “Be used to” yapısına bakalım. Bu yapı her ne kadar “used to” ifadesine benzese de anlamı tamamen farklı: alışkın olmak. Aslında bunu bir sıfat gibi düşünebilir ve başındaki be fiilini özneye ve zamana göre çekimleyebiliriz. Be used to yapısını bir şeye alışık olma durumunu belirten şu tür cümlelerde kullanabiliyoruz:
Ben köpeklere alışkınım. – I am used to dogs.
Biz Windows 7’ye alışığız. – We are used to Windows 7.
O, önceki evine alışkındı. – She was used to her previous house.

Bu cümlelerde olduğu gibi, kendisinden sonra her zaman bir nesne de gelmek zorunda da değil. Bazen de 72. derste öğrendiğimiz gibi, isimleşmiş bir fiil getirmek isteyebiliriz. Bu durumda sonundaki “to” edatının varlığından ötürü peşinden gelen fiilimiz -ing takısı alıyor. Örnekleri inceleyelim:
Günde beş saat uyumaya alışkın. – He is used to sleeping five hours a day.
Hesap makinesi kullanmaya alışığım. – I am used to using a calculator.

Bazen de tabi bu son örneğimizde olduğu gibi, “kullanmak” anlamına gelen “use” fiiliyle “be used to” yapısının yolları kesişebiliyor. Olumsuz cümleleri ve soru cümlelerini de sıfat cümleleri gibi düşünüp, be fiilinin sonuna not ekleyerek ya da bunu cümle başına taşıyarak kurabiliriz. Bunun örneklerine de bakalım:
O, yalnız başına uyumaya alışkın değil. – She is not used to sleeping alone.
Geç saate kadar ayakta kalmaya alışkın mısın? – Are you used to staying up late?

Son olarak ise “Get used to” ifadesine bakalım. Get kelimesinin sıfatları fiilleştirmek gibi bir özelliği var. Mesela, red = kırmızı, get red = kızarmak gibi. Burada olan şey de bir bakıma bu. Az önce öğrendiğimiz ve “alışkın olmak” anlamına gelen ve de fiilden çok sıfat gibi kullanılan “be used to” ifadesinin fiilleşmiş hali gibi düşünebiliriz bunu, çünkü anlamı “alışmak”. Alışmak anlamına gelen get used to ifadesini, başındaki get fiilini çekimleyerek tüm zamanlarda ve tüm modallarla beraber kullanabiliyoruz. Mesela bununla “You should get used to” şeklinde beş kelimelik bir cümle kurabiliriz. Anlamı ise “alışmalısın”. Türkçenin gözünü seveyim! Bununla da farklı zamanlarda örnek cümleler kuralım:
Almanya’da yaşamaya alıştım. – I got used to living in Germany.
Yeni yavru köpeğime alışıyorum. – I’m getting used to my new puppy.
Yeni okuluna yakında alışacaksın. – You will soon get used to your new school.    
Bu mahalleye alışamadım. – I couldn’t get used to this neighbourhood.

konuanlatim




Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

75. Would, Used to, Get used to, Be used to Konu Anlatımı için 7 cevap

  1. hasan der ki:

    hocam tüm videoların bitmesine daha çok var mı.

    work and travel için hazırlanıyorum da. buraya kadar ki videoları bitirdigimde temel konusma icin yeterli olur mu konu acısından merak ediyorum, konu olarak?

  2. kaan der ki:

    hocam adjective clauses ları anlatıcak mısınız?

  3. onur der ki:

    her konu için bir de reported speech halleri nasıl olur onu da belirtmeniz gerekir bence.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir