Would you mind & Do you mind Konu Anlatımı




Bu dersimizde, 38. derste öğrendiğimiz rica etme yapılarına bir yenisini daha ekleyeceğiz. Tabi bu sefer may, can veya could kullanmayacağız. Kibar bir rica etme yapısı olan ve İngilizcede sıkça kullanılan Would you mind / Do you mind ifadelerini öğreneceğiz. Kullanım şekline ve kullanım yerlerine ayrı ayrı bakacağız.

Öncelikle “mind” kelimesine göz atalım. Bu kelimenin farklı anlamları var. En bilinen anlamı “akıl/zihin”. Bu kelime ayrıca “umursamak” anlamına da geliyor ki, would you mind kalıbı daha çok bu anlamıyla ilgili. Would you mind / Do you mind soruları “umursar mısın” anlamına geliyor. Tabi Türkçeye bu şekilde çevirmek biraz tuhaf oluyor çünkü bizim Türkçede böyle bir söylemimiz yok. Onun yerine; “sakıncası var mı” gibi bir söylemimiz var ve bu yüzden bu ifadeleri bu şekilde Türkçeleştiriyoruz. “Would you mind” biraz daha kibar ve resmi bir ifade. “Do you mind” ise günlük konuşmada daha çok tercih ediliyor ve biraz daha samimiyet içeriyor.

İlk olarak would you mind kullanımını inceleyelim. Would you mind yapısıyla iki farklı şekilde ricada bulunabiliyoruz. Birincisi şu: Yapılmasını rica ettiğimiz şeyi kendimiz yapacaksak would you mind + if I + Fiil sıralamasını kullanıyoruz. Fiili de biraz daha kibarlık katmak adına ikinci halinde kullanabiliyoruz. Fiillerin ikinci haliyle kibarlığın ne alakası var diyebilirsiniz. Şöyle düşünelim; Türkçede “yaparsam sakıncası olur mu” demek ile “yapsaydım sakıncası olur muydu” demek arasında kibarlık yönünden nasıl bir fark varsa aynısı İngilizcede de var. Her neyse, bu kullanımda eylemi biz yapmak istiyorsak “if I” kısmı sabit kalıyor ve değişmiyor. Şimdi birkaç örnekle inceleyelim. “Sakıncası yoksa camı açabilir miyim?” diye soralım:
Would you mind if I opened the window?

“Bugün erken çıkmamın sakıncası var mı?” diye soralım:
Would you mind if I left early today?

Bir ricada daha bulunalım ve “Sakıncası yoksa size kişisel bir soru sorabilir miyim?” diye soralım:
Would you mind if I asked you a personal question?

Benzer soruları do you mind ile de sorabilirdik ama do you mind kalıbını samimi ortamlarda kullandığımız için fiilin ikinci hali yerine yalın halini tercih ediyoruz:
Do you mind if I take a photo with you? – Sakıncası yoksa sizinle bir fotoğraf çektirebilir miyim?
Do you mind if I eat another cookie? – Sakıncası yoksa bir kurabiye daha yiyebilir miyim?
Do you mind if I ask your age? – Yaşını sormamın sakıncası var mı?

Would you mind / do you mind ile özne olarak “I” kullanmak zorunda da değiliz. Eylemi yapacak olan başkası da olabilir. Bu durumda “I” öznesini değiştirebiliyoruz. Örneklere bakalım:
Would you mind if they used a dictionary? – Sözlük kullanmalarının sakıncası var mı?
Do you mind if we cancel our appointment? – Sakıncası yoksa randevumuzu iptal edebilir miyiz?

Would you mind / Do you mind ile olumsuz formda sorular da sorabiliyoruz. Bunun için don’t yardımcı fiili yardımımıza koşuyor. Şu örneklere bakın:
Would you mind if I don’t come tomorrow? – Yarın gelmesem sakıncası olur mu?
Do you mind if I don’t drink wine? – Ben şarap içmesem sakıncası olur mu?

Would you mind / Do you mind ile bu şekilde kendimizin gerçekleştireceği rica cümleleri kurarken, “if I” yerine Nesne zamiri + Fiil(ing) veya Aitlik Sıfatı + Fiil(ing) yapılarını da kullanabiliyoruz. Şimdi buna göre, birbirinden farklı üç cümleyle aynı mesajı verelim:
Would you mind if I smoked here? – Sakıncası yoksa burada sigara içebilir miyim?
Would you mind me smoking here? – Sakıncası yoksa burada sigara içebilir miyim?
Would you mind my smoking here? – Sakıncası yoksa burada sigara içebilir miyim?

Yine de ilk kullanımın daha yaygın olduğunu belirtmekte fayda var. Şu ana kadarki örneklerin çoğunda kendi yapacağımız şeyler için ricada bulunduk. Karşımızdaki kişiden bir şey yapmasını rica edeceğimiz zaman ise şu sıralamayı kullanıyoruz: Would you mind / do you mind + Fiil(ing). Bu yapıyla örnek cümleler kuralım:
Would you mind lending me some money? – Sakıncası yoksa bana biraz para ödünç verebilir misin?
Would you mind turning down the volume? – Sakıncası yoksa sesi kısabilir misin?
Do you mind locking the doors? – Sakıncası yoksa kapıları kilitleyebilir misin?
Do you mind putting out your cigarette? – Sigaranı söndürmenin sakıncası var mı?

Karşımızdaki kişiden bir şey yapmasını rica ettiğimiz bu kullanımda olumsuz cümle kurmak istiyorsak fiilin başına not ekliyoruz:
Would you mind not dropping your litter on the ground? – Çöpünüzü yere bırakmamanızın mahsuru var mı?
Do you mind not wasting your money? – Sakıncası yoksa paranı çarçur etmesen?

Would you mind / do you mind sorularına yanıt verirken çok ama çok dikkatli olmalıyız. Abartmıyorum. Mesela, “Do you mind if I slapped you in the face?” (Yüzüne tokat atmamın sakıncası var mı?) gibi bir soruya “no” yanıtı vermemiz sonucunda yaşanabilecek olası durum tokatlanmak olacaktır. Bu iki soru ifadesi de “sakıncası var mı” anlamına geldiği için, hayır yanıtı vermemiz, karşı tarafa sakıncası olmadığı sonucunu düşündürecektir. Bu yüzden bu yapıyla sorulan sorularda olumsuz cevap vermek istersek, olumlu, olumlu cevap vermek istersek de olumsuz cümle kuruyoruz. Sıkça kullanılan olumlu cevapları örnek cümleler üzerinde gösterelim:
Would you mind showing me around? – Sakıncası yoksa bana etrafı gezdirebilir misin?
No, of course not. – Hayır, tabi ki sakıncası yok.
Do you mind turning on the air conditioner? – Klimayı açmanın sakıncası var mı?
No, not at all. – Hayır, hiç de bile.
Would you mind if I made a phone call? – Sakıncası yoksa bir telefon görüşmesi yapabilir miyim?
Sure, go ahead. – Elbette, hadi (yap).
Do you mind if I borrow your pen? – Kalemini ödünç almamın sakıncası var mı?
No, please do. – Hayır, lütfen (al).

Olumsuz cevap verirken de genellikle şu tür ifadeler kullanıyoruz:
Would you mind showing me around? – Sakıncası yoksa bana etrafı gezdirebilir misin?
I’m afraid I can’t. – Korkarım ki (gezdiremem).
Do you mind turning on the air conditioner? – Klimayı açmanın sakıncası var mı?
I’m afraid yes. – Korkarım ki evet.
Would you mind if I made a phone call? – Sakıncası yoksa bir telefon görüşmesi yapabilir miyim?
I would rather you didn’t.  – (Yapmamanı) tercih ederim.
Do you mind if I borrowed your pen? – Kalemini ödünç almamın sakıncası var mı?
No, you may not. – Hayır (alamazsın).


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Would you mind & Do you mind Konu Anlatımı için 9 cevap

  1. Ozan der ki:

    Çok sağolun, bize sadece would you mind if I past tense kalıbı ve Do you mind if I simple present kalıbı gösterildi.
    Do you mind not Ving
    Do you mind if I don’t …..
    bu ikisi sabit kalıplar mı? Demek istediğim Do you mind if I am not dirinking beer? diyebilir miyim ?

  2. Ali der ki:

    Do you mind if I don’t drink beer?

  3. Baris der ki:

    Hocam 15 yıllık ingilizce öğretmeniyim ve malumunuz biz ingilizceciler birbirimizi pek beyenmeyiz 🙂 ama inanın internette ben bukadar güzel, sade ve anlaşılır ilk defa hazırlanmış bir site gördüm. Tebrik ederim. Emeklerinize sağlık. Helal olsun.

  4. lego der ki:

    I think,
    “Do you mind if I borowed your pen” is not correct as gramaticlly.
    It could be,
    “Do you mind if I borrow…”
    Or
    “Would you mind if I borrowed…”
    What do you think of my comment?

  5. iamhonour der ki:

    Merhabalar , telaffuz ile ilgili bir sorum olacaktı da .
    Would kelimesini siz özer hocam ve film kesitlerindeki insanlar :”Vuc” diye okurken bazende “wud” diye okuyanlar oluyor ikisi de doğru mu acaba?
    Teşekkürler

Bir Cevap Yazın