Present Perfect Tense Konu Anlatımı (Yakın Geçmiş Zaman)




Bugün size ‘yakın geçmiş zaman olarak’ bilinen Present perfect tense’i anlatacağım. Anlaması biraz zor bir zaman ve sıklıkla -di’li geçmiş zaman ile karıştırılıyor ama bu dersten sonra bazı taşların yerlerine oturduğunu göreceksiniz.

Yine öncelikle yakın geçmiş zamanın yapısını inceleyelim, ardından da asıl önemli konu olan, bu zamanın nerelerde kullanıldığına göz atalım. Öncelikle olumlu cümle ile başlayalım. Olumlu cümle her zamanki gibi özneyle başlıyor:

snap462

Öznelerimizi tekil ve çoğul olarak ayırıyoruz çünkü özneden sonra gelecek olan yardımcı fiilimizi buna göre seçeceğiz. Şimdi yardımcı fiillerimiz geliyor; have ve has!

snap463

“Hocam have-has sahip olmak anlamına gelmiyor muydu?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Sanki bir dönem İngilizcede ciddi bir kelime kıtlığı varmış gibi have-has sözcükleri bu sefer de yardımcı fiil olarak karşımıza çıkıyor. Her neyse; ne kadar çok yargılarsak o kadar geç öğreniriz. Sonrasında fiillerimiz gelsin ama tüm çıplaklığıyla falan değil, 3. halleriyle gelsinler:

snap464

Düzenli fiillerin 3. halleri de 2. halleriyle aynı. Düzensiz fiillerin ise 3. hallerini ezberlememiz gerekiyor yoksa sürekli ayağımıza dolanırlar. Fiillerin üç halini de gösteren, kendi hazırladığım tabloyu indirmek için buraya tıklayabilirsiniz. Şimdi peşlerinden nesne ya da sıfat getirebiliriz:

snap465

Yer zarfı getirebiliriz:

snap466

Ve son olarak zaman zarfı getirebiliriz:

snap467

Yakın geçmiş zamanda kullanılan zaman zarflarımızın bir kısmı bunlar ve bu listedekiler genellikle cümlenin sonuna geliyor. Bazı zaman zarfları ise tıpkı geniş zaman konusunda olduğu gibi fiilden hemen önce geliyor. Gelsinler o zaman:

snap468

Already, always, just, ever ve never. Tabi never kullanıldığında cümle yapı olarak olumlu olsa da anlamının olumsuza kayacağının altını çizmekte fayda var. Ever ise yine never gibi ‘hiç’ anlamına geliyor ancak sadece soru cümlesinde kullanılıyor.

Şimdi tablodaki kelimeleri soldan sağa doğru okuyarak cümleler kuralım ve anlamlarına bakalım:

I’ve cleaned the house just before. – Evi biraz önce temizledim.
You’ve washed your car this morning. – Bu sabah arabanı yıkamışsın.
We’ve seen him twice this week. – Onu bu hafta iki kere gördük.
They have been here for two days. – İki gündür buradalar.
He has had the car since Monday. – Pazartesiden beri araba onda.
She has read two books so far. – Şu ana kadar iki kitap okudu.
It has rained a lot in London recently. – Yakın zamanlarda Londra’ya çok yağmur yağdı.
Meggy has been ill lately. – Meggy son zamanlarda hasta.

Cümlelerin bazılarında have kelimesini kısaltarak ‘ve şeklinde yazdığıma dikkat edin. Has kelimesi de is kelimesi gibi ‘s şeklinde kısaltılabiliyor.

Yakın geçmiş zamanda olumsuz cümle yapmak çok kolay. Yapmamız gereken tek şey, yardımcı fiillerin sonuna not eklemek:

snap469

Not sözcüğüne de kısaltarak haven’t – hasn’t şeklinde kullanabiliyoruz. Fiilleri ise yine üçüncü hallerinde kullanmaya devam ediyoruz. Yalnız tam artık yeter derken yet diye yeni bir zaman zarfı eklendiğini görüyoruz. Peki sizce bu zaman zarfı neden olumlu cümlede yoktu? Aslında cevabı anlamında saklı. “Ben henüz ödevimi yaptım” veya “O daha geldi” gibi cümleler kulağa biraz tuhaf geliyor. İngilizlerin kulağına da tuhaf gelmiş olsa gerek ki yet’i olumlu cümlede kullanmıyorlar.

Peki şu, fiilden önce kullanılan zaman zarflarına ne oldu dersiniz? Gelsinler!..

snap470

Geldiler ama üzerleri çizili. Zaten bunları da anlam açısından düşündüğümüzde olumsuz cümlede çok tuhaf durduklarını görebiliriz. Soru cümlesinde de yardımcı fiiller cümlenin başına geliyor:

snap471

Fiilden önce gelen zaman zarflarının soru cümlesinde de kullanılabildiğini görüyoruz. “Sen hiç şunu yaptın mı?” gibi cümlelerdeki hiç anlamını vermek için soru cümlesinde never yerine ever kullandığımıza dikkat edin.

Gelmedin mi/gitmedin mi gibi olumsuz soru sorarken de cümleye haven’t / hasn’t ile başlıyoruz:

snap472

Wh- soru kelimeleriyle soru sorarken de her zaman olduğu gibi, bunları soru cümlesi yapısının en başına yerleştiriyoruz:

snap473

Evet, buraya kadar present perfect tense’in kullanım şeklini gördük. Şimdi ise esas önemli nokta olan nerelerde kullanıldığına bakalım. Öncelikle, her ne kadar bu zamanın Türkçede bir karşılığı yoktur denilse de aslında var. Şöyle ki; present perfect tense, geçmişte yapılan ancak ne zaman yapıldığına dair net bir zaman bildirilmeyen cümlelerde kullanılıyor. Bunun Türkçedeki karşılığı ise sonu -mış/-miş ile biten ifadeler. Örneğin, “Birisi buraya bir gazete bırakmış” cümlesinde gazetenin oraya geçmişte bir zamanda bırakıldığı belli ancak tam olarak ne zaman bırakıldığı belli değil. İşte bu tür bir cümle İngilizcede yakın geçmiş zamanla söyleniyor:
Somebody has left a newspaper here.

“-Mış/-miş -mişli geçmiş zamanla söylenmiyor mu? Had left olmayacak mı o?” diyebilirsiniz ancak birkaç ders sonra göreceğimiz bu past perfect tense’i biz -mış/-miş olarak değil, -mıştı/-mişti olarak Türkçeye çeviriyoruz. Bu yüzden ikisi karışmayacaktır, merak etmeyin. Şimdi bu kullanımı gösteren birkaç örnek daha vereyim:
Bavulunu toplamış. – She has packed her suitcase.
Yalan söylemiş. – She has told a lie.
Ev almışlar. – They have bought a house.

Tabi present perfect cümlelerini bu şekilde Türkçeleştirmek zorunda değiliz. Yukarıdaki aynı cümleleri, simple past kullanımında olduğu gibi, -dı/-di ile bitecek şekilde de çevirebiliyoruz:
She has packed her suitcase. – Bavulunu topladı.
She has told a lie. – Yalan söyledi.
They have bought a house. – Ev aldılar.

Bu şekilde çevrildiklerinde, -di’li geçmiş zamandan bir farkları yokmuş gibi görünse de içerdikleri anlam açısından aralarında farklar var. Şöyle ki, present perfect tense ile söylenen bir cümlenin mutlaka şu anla bir ilişkisi oluyor. Örneğin, o bavulunu iki gün önce toparlamış olsa da konuşma anında bavulu hazır durumda yerde durduğu için böyle bir cümle kurulmuş olabilir. İkinci örnekte ise yalanı söylemesinin üstünden uzun bir süre geçmediğini anlıyoruz ki bu cümle yakın geçmiş zamanda kurulmuş. Son örnekte ise geçmişte bir tarihte ev aldıklarını vurgulamak istemiyoruz; böyle olsaydı simple past kullanılırdık. Burada vurgulanmak istediğimiz asıl şey, onların artık bir evi olduğu ve bu durum da şu anı ilgilendiriyor.
She packed her suitcase.
She told a lie.
They bought a house.

cümlelerinde ise olan olmuş artık ve bu durumların kendisi ya da etkisi devam etmediği için hiçbirisi şu anı ilgilendirmiyor. Tabi çevirileri aynı:
She packed her suitcase. – Bavulunu topladı.
She told a lie. – Yalan söyledi.
They bought a house. – Ev aldılar.

Yakın geçmiş zamanı -di’li geçmiş zamandan farklı kılan diğer bir şey ise zaman zarflarının biraz daha bulanık olması. Önce zaman zarflarımızı hatırlayalım:

snap443

-Di’li geçmiş zamanda dün, geçen hafta, iki dakika önce gibi kesin ve net zaman zarflarımız vardı. Buradakilerin ise hiçbirisi bize net bir tarih vermiyor. Bunun sebebi, yakın geçmiş zamanın konuşma anında kendisi ya da etkisi devam eden eylemleri anlatmakta kullanılıyor olması. Oysa -di’li geçmiş zamanda böyle değildi ve olaylar olup bittiği için ne zaman olup bittikleri de gayet netti. Örnekler üzerinden karşılaştırmalı olarak anlatayım:
She has packed her suitcase just before. – Biraz önce bavulunu topladı. – Yani ne zaman topladığını tam olarak bilmiyoruz ama üstünden çok zaman geçmedi ve bavulu halen toplu durumda.

She packed her suitcase yesterday. – O dün bavulunu topladı. – Dün olduğu gayet net. Ancak dün dünde kaldı. Bavulu belki şu anda toplu olmayabilir.
She has told a lie this morning. – Bu sabah bir yalan söyledi. – Yani bu sabah halen bitmedi; yalanı söylediğinde saat dokuzdu, şimdi ise on buçuk.

She told a lie a few minutes ago. – Birkaç dakika önce bir yalan söyledi. – Birkaç dakika öncesi yakın bir geçmiş gibi görünse de net bir zaman belirttiğimiz için simple past kullandık.

They have bought a house recently. – Yakın zamanlarda bir ev aldılar. – Hani tam ne zaman aldıkları önemli değil ama artık bir ev sahibi oldular.
They bought a house last year. – Geçen yıl bir ev aldılar. – Yine net bir tarih verdiğimiz için -di’li geçmiş zaman kullandık.
I’ve already had dinner. – Akşam yemeğini çoktan yedim. – Çoktan derken tam olarak ne zaman? Belli değil…
I ate dinner at 08.00 PM. – Akşam yemeğini akşam sekizde yedim. – Şahitlerim de var.

Present perfect tense için önemli olan, bir olayın ne zaman yapıldığı değil, yapılıp yapılmadığı. Yani zamandan ziyade deneyimin üstünde duruyor. Şu örneklere bakalım:
Have you ever seen a ghost? – Sen hiç hayalet gördün mü? – Ne zaman gördüğü değil de görüp görmediği bizim için önemli.
Have you eaten lunch? – Öğlen yemeği yedin mi? – “Hani yemediysen ısmarlayacağım” alt mesajı barındıran bir soru cümlesi.

Have you seen my wallet? – Cüzdanımı gördün mü? – Bunu soran kişi muhtemelen yana döne cüzdanını aradığı için bu kişiye “Yes, I saw it yesterday” şeklinde bir yanıt vermek hoş olmayacaktır.

Yakın geçmiş zamanı halen devam etmekte olan ya da devam edebilme potansiyeli olan açık uçlu durumlardan bahsederken de kullanabiliyoruz. Yine karşılaştırmalı örneklerle anlatayım:
I have worked at this hospital for ten years. – Bu cümleyi “On yıl bu hastanede çalıştım” şeklinde çevirirsek hata yaparız çünkü present perfect kullanımından bu durumun şu anı ilgilendirdiğini, yani devam ettiğini anlıyoruz. Bu yüzden bu cümleyi “On yıldır bu hastanede çalışmaktayım” şeklinde çevirmek daha doğru olacak.
I worked at this hospital for ten years. – İşte bu cümleyi doya doya “On yıl bu hastanede çalıştım” şeklinde çevirebiliriz.

We have seen this movie twice. – Bu filmi iki kere izledik. – Üçüncü, dördüncü kere de izleyebiliriz; açık uçluluk söz konusu.
We saw this movie twice last month. – Bu filmi geçen ay iki kere izledik. – Geçen ayı geri getiremeyeceğimiz için açık uçluluk ortadan kalktı ve -di’li geçmiş zaman kullandık.
Have you ever seen a gorilla? – Sen hiç goril gördün mü? – Hiç diye soruyoruz çünkü karşımızdaki kişi halen hayatta ve her an gidip bir goril görme şansı var.
Did you see the gorillas at the zoo? – Hayvanat bahçesinde gorilleri gördün mü? – Sorduğumuz kişi belli ki bir hayvanat bahçesine gitmiş ve biz de o tarihi baz alarak sorduğumuz ve için simple past kullandık.
No, I have never seen a gorilla. – Hayır, ben hiç goril görmedim. – Ama her an gidip görebileceğim için açık uçlu olan present perfect’i kullandım.
Yes, I saw the gorillas at the zoo yesterday. – Evet, dün hayvanat bahçesinde gorilleri gördüm. Bu cümle her iki sorunun da yanıtı olabilir. Yani yakın geçmiş zamanda sorulan bir sorunun yanıtı mutlaka yakın geçmiş zamanda olacak diye bir şart yok.
She hasn’t done her homework yet. – Ödevini henüz yapmadı. – Henüz derken şu anı da kapsadığımız için açık uçluluk söz konusu ve bu yüzden yakın geçmiş kullandık.
She didn’t do her homework last week. – O geçen hafta ödevini yapmadı. – Artık bu durumu değiştirebilme şansı yok; bu yüzden simple past kullandık.

İngilizcede birisinin daha önce bir yere gidip gitmediğini sormak istiyorsak yakın geçmiş zaman kullanıyoruz çünkü karşımızdaki kişi halen hayatta olduğu için yine açık uçluluk söz konusu. Ancak bu amaçla gone ve been fiillerini kullanırken dikkatli olmalıyız, zira ikisi farklı anlamlar katıyor. Soruyu sorarken mutlaka been kullanıyoruz çünkü gone kullansaydık karşımızdaki kişi oraya gidip oradan dönmemiş olurdu ve bu durumda biz bu soruyu soramazdık:
Have you ever been to Venice? – Venedik’e hiç gittin mi? veya Venedik’te hiç bulundun mu?
My brother isn’t at home; he has gone to the shops. – Kardeşim evde değil; alışverişe gitti.
Gidip henüz dönmediği için gone kullandık. Ama sonrasında kardeşi gelip bize aldıklarını gösterse ve alışverişe gittim deseydi o zaman been kullanırdık:
Look what I’ve bought. I have been to the shops. – Aldıklarıma bak. Alışverişe gittim.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Present Perfect Tense Konu Anlatımı (Yakın Geçmiş Zaman) için 22 cevap

  1. dante der ki:

    son cümle Look what I bought; I’ve been to the shops şeklinde yazılsa hatalı olur muydu? Teşekkür ederim şimdiden

  2. ilknrakpnr der ki:

    I have worked at this hospital for ten years
    bu cümlede at edatı kullanılmış fakat edatlar videonuzda bi yerde çalışma-öğrenim maksadıyla bulunuyorsa in ,ziyaret vs gibi kısa zamanlı bulunuyorsa at edatını kullanırız demiştik
    çelişen bir durum yok mu burda ?

  3. azat1907 der ki:

    hocam 6.43 den sonra seste sıkıntı var galiba

  4. devrimgunderici der ki:

    Hocam merhaba,
    Kitaptaki never’lı cümleler i have never ile baslayıp fiilin 3.hali ile devam etmiş ama bazı kitaplarda i never ile baslayıp fiilin 3.hali ile devam edilmiş, have kullanılmamış. Her iki kullanım da geçerli mi bu konuda kafam karıştı.

  5. cihan.sak der ki:

    Fiilerin 3 halini gösteren tablo silinmiş. Güncelleme yapabilir misiniz.?

Bir Cevap Yazın