Be supposed to Konu Anlatımı






Bu dersimizde “be supposed to” kullanımını öğreneceğiz. Be supposed to temel olarak “gerekmek” anlamını verse de, Türkçeye başka şekillerde de çevrilebiliyor. Bu yüzden bugünkü dersimizin tamamını bu yapıyı öğrenmeye adayacağız.

Be supposed to toplam üç kelimeden oluşuyor ve bu üç kelimenin üçünün de bir görevi var. Be supposed to ile hem geniş zamanda hem de geçmiş zamanda cümle kurabiliyoruz. Bunu sağlayabilense başındaki “be” fiili. Be fiilini farklı zamanlarda ve farklı öznelerle am, is, are, was, were, be, been şeklinde kullanabildiğimizi 28. derste öğretmiştim.

Be supposed to ile olumlu cümleler kurarken, modallarda olduğu gibi Özne + Be supposed to + Fiil (Yalın halde) sıralamasını kullanıyoruz. İsterseniz hemen geniş zamanda bir olumlu cümle kuralım:
I am supposed to study for my exam. – Sınavıma çalışmam gerekiyor.

Be fiilini özneye ve zamana uygun olarak “am” şeklinde kullandım. Bir de tekil bir özne kullanalım:
She is supposed to leave. – Gitmesi gerekiyor.

Ve çoğul özneli bir cümle gelsin:
We are supposed to tell the truth at all times. – Daima doğruyu söylememiz gerekiyor.

Gördüğünüz gibi, bu şekilde kullanıldığında “should” kelimesinin kattığına çok benzeyen bir anlam katıyor. Cümlelerimiz olumsuz olsaydı da Özne + Be + not + supposed to + Fiil (Yalın halde) sıralamasını kullanırdık. Fakat olumsuz cümleleri Türkçeyi çevirirken “gerekmiyor” şeklinde değil de “olmaması gerekiyor” şeklinde çevirmeye dikkat etmeliyiz. Yine farklı öznelerle örnekler yapalım:
He isn’t supposed to tell this secret to anyone. – Bu sırrı kimseye söylememesi gerekiyor.
Your child isn’t supposed to eat too many cookies. – Çocuğunuzun çok fazla çerez yememesi gerekiyor.
You aren’t supposed to be here. – Burada olmaman gerekiyor.

Son örnekte be fiilini aynı cümlede ikinci kez, bu sefer esas fiil olarak kullandığıma da dikkat edin. Şimdi geniş zaman soru cümleleri kuralım. Özne ve be fiilinin yerlerini değiştiriyoruz: Be + Özne + supposed to + Fiil (Yalın halde). Örneklere bakalım:
Is he supposed to come back today? – Bugün geri gelmesi gerekiyor mu?
Are you supposed to call the police? – Polis çağırmanız gerekiyor mu?
Are they supposed to be here at ten o’clock? – Saat onda burada olmaları gerekiyor mu?

Soru cümlesi yapısının başına Wh- soru kelimelerini getirerek soru yapmak bile mümkün:
What am I supposed to do now? – Şimdi ne yapmam gerekiyor?
Where is she supposed to go? – Nereye gitmesi gerekiyor?
Who are we supposed to see? – Kimi görmemiz gerekiyor?

Buraya kadar yaptığımız tüm cümleler geniş zamandaydı. Be supposed to ile geçmiş zamanda da cümle kurmak mümkün. Bu durumda be fiilinin was/were hallerini kullanmamız gerekiyor. Mesela yukarıda yaptığımız tüm bu cümleleri, am/is/are yerine was/were kullanarak geçmiş zamana taşıyabiliriz. Taşıyalım öyleyse.

I was supposed to study for my exam. – Sınavıma çalışmam gerekiyordu.
She was supposed to leave. – Gitmesi gerekiyordu.
We were supposed to tell the truth at all times. – Daima doğruyu söylememiz gerekiyordu.
He wasn’t supposed to tell this secret to anyone. – Bu sırrı kimseye söylememesi gerekiyordu.
Your child wasn’t supposed to eat too many cookies. – Çocuğunuzun çok fazla çerez yememesi gerekiyordu.
You weren’t supposed to be here. – Burada olmaman gerekiyordu.
Was he supposed to come back today? – Bugün geri gelmesi gerekiyor muydu?
Were you supposed to call the police? – Polis çağırmanız gerekiyor muydu?
Were they supposed to be here at ten o’clock? – Saat onda burada olmaları gerekiyor muydu?
What was I supposed to do? – Ne yapmam gerekiyordu?
Where was she supposed to go? – Nereye gitmesi gerekiyordu?
Who were we supposed to see? – Kimi görmemiz gerekiyordu?

Be supposed to ile gelecek zamanda cümle kurmuyoruz çünkü bu ifade zaten hem geniş zamanı hem de geleceği kapsıyor. Yani “will be supposed to” şeklinde bir ifade kullanmıyoruz.

Be supposed to’nun kullanım şeklini anladıysak şimdi bir de kullanım yerlerine bakalım. Bunun için de sıradaki kelimemiz olan supposed kelimesine bakmamız gerekiyor. Supposed kelimesinde gizli bir edilgenlik saklı. İngilizcede edilgen cümlelerin nasıl kurulduğunu henüz öğrenmedik ama çok kısa olarak ifade etmek gerekirse, edilgen cümlelerde fiilin üçüncü halini kullanıyoruz. Supposed kelimesinin sonundaki -ed takısı da bu amaçla geliyor. Edilgenlikten kastım, birisinin veya birilerinin bunun böyle olmasını beklemesi; yani kısacası ”kurallar”. Hemen bir örnek vereyim:
You are supposed to wait until the light turns green. – Işık yeşile dönene kadar beklemen gerekiyor.

Kurallar söz konusu olduğunda be supposed to yerine must da kullanabiliriz ve arada neredeyse hiçbir anlam farkı olmuyor:
You must wait until the light turns green. – Işık yeşile dönene kadar beklemelisin.

Be supposed to yapısını tahminde bulunurken de kullanabiliyoruz. Şu cümleye bakın:
It is supposed to be rainy tomorrow.

Tahmin belirten be supposed to cümlelerini Türkçeye çevirirken “gerekmek” değil “beklenmek” ifadesini kullanıyoruz:
Yarın havanın yağmurlu olması bekleniyor.

Üçüncü kullanım yeri ise kulaktan dolma bilgilere dayanarak konuştuğumuz durumlar. Mesela bir film hakkında çok olumlu eleştiriler aldıysak şöyle diyebiliriz:
That film is supposed to be good. – O film iyiymiş.

Bu tür bir kullanımda be supposed to’yu -mış/-miş olarak çevirdiğimize dikkat edin. Yaptığımız bir plana dayalı olarak konuşurken de be supposed to kullanabiliyoruz:
I’m supposed to meet him tonight. – Onunla bu gece buluşacağım.

Plana dayalı konuşurken de be supposed to yapısının -ecek/-acak gibi Türkçeleştirilebildiğine dikkat edin.
Sanırım be supposed to konusu epey açıklık kazandı. Son olarak bahsetmek istediğim şey ise suppose fiili. Be supposed to yapısında supposed kısmında edilgenlik olduğunu söylemiştim. Demek ki o zaman bu bir fiil. Normal halde kullanıldığında anlamı ise “sanmak/zannetmek”. Genellikle “I” öznesiyle beraber sıkça “I suppose” şeklinde kullanılıyor. Anlamı ise “sanırım/bence” anlamına gelen “I think” ifadesinden çok farklı değil. Örneklere bakın:
I suppose the doctor will see us in a minute. – Sanırım doktor bir dakika içinde bizimle görüşecek.
I suppose he is very lucky. – Sanırım o çok şanslı.
I suppose I will survive. – Sanırım hayatta kalacağım.

Hatta bir sorunun cevabı olarak şu ifadeyi sıkça duyabiliriz:
Is she going to invite her friends? – Arkadaşlarını davet edecek mi?
I suppose so. – Sanırım öyle.

“So” kelimesi bu kullanımda bütün bir cümlenin yerini tutuyor. Be supposed to ile suppose fiilini birbirine karıştırmayacağınızı zannediyorum. Çevirelim:
I suppose, you won’t confuse be supposed to with the verb suppose.


(Ticari amaç olmadan, PDF dosyasını ve videoları çevrenizle paylaşabilirsiniz.)

Bu yazı Kısa Konu Anlatımı Videoları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Be supposed to Konu Anlatımı için 4 cevap

  1. Beginner's Luck der ki:

    Özer Hocam ben 30’uncu günümde 40’ıncı konudayım.Sizce çok mu hızlı gidiyorum ? İlk 10-15 konuyu çok iyi bildiğim için bir kaç günde geçtim.Cevap verirsen sevinirim 🙂

  2. Doğukan der ki:

    Hocam ben bu ingilizceden zevk almaya başladım.Herhalde cümle kurmayı becerebildiğimden olsa gerek. 🙂 Şimdi gelelim asıl meseleye 🙂 tabi ki de gene soru soracağım. 🙂
    “I’m supposed to meet him tonight.” cümlesinde ben him’den önce with kullandım.Yanlış yapmış oluyor muyum?Yardımcı olursan gerçekten sevinirim.İyi günler 🙂

  3. Batu der ki:

    Assume ve suppose fillerini ayri bir konu olarak islicekmisiniz veya arasindaki farki nedir

Bir Cevap Yazın